Kadınlardan uzak durmak; şerefli bir kimsenin erkekliğini, iffetini ve dinini selâmette kılmasının en birinci şartıdır. Nitekim kadın fitnesi ve bu imtihanın erkek ruhu üzerindeki şiddetli tesiri hakkında şeriatte sayılamayacak kadar çok sakındırıcı ikaz mevcuttur. Kim bu fitnenin girdabına düşerse, bu durum onun ya Rahman’ın şeriatindeki hudutları bilmediğinden yahut da şeytanın sinsi emirlerine boyun eğişindendir. Hal böyleyken; iffetiyle, hayasıyla ve vakarıyla toplumun manevi kalesini korumaya yardım eden saliha kadınlardan Allah hoşnut olsun. O mümin kadın ki, hem kendisi fitneye düşmekten hem de bir başkasının günaha girmesine sebebiyet vermekten hakkıyla ittika eder. Karşı cinse meymel etmekten ve kendisi yüzünden bir kalbin tahrif olmasından gerçekten korku duyar. O mümin kadın, yarın huzur-u ilahiye çıktığında utanç duyacağı ve kendisini rezil edecek amellerle Allah’ın karşısında durmaktan haya eder.
Şüphesiz bu ölçü tek taraflı değildir; erkeklerden uzak durmak da kadının iffetini ve dinini emniyete almasıdır. Bu duruş, hem nefislerin arılık ve selâmeti açısından hem de Allah’ın fıtrata koyduğu ezeli kanun gereği böyledir. Kadın, velev ki aslen iffetini koruyan biri olsun, duygusallığı ve çabuk etkilenen narin yapısı dolayısıyla kolayca inanıp kanabilen bir varlıktır. Bu yüzden mümin bir kadın, ister gerçek hayatta isterse sosyal medyanın o aldatıcı dehlizlerinde olsun, olabildiği kadar erkeklerle arasına mesafe koymalı, namahremden uzak durmalıdır. Hal böyleyken; kadının şerefini, mürüvvetini ve mümin hanımların itibarını korumak için kendi gözünü ve gönlünü muhafaza eden asil erkeklerden de Allah hoşnut olsun.
Aklı başında müslüman bir adamın ve vakur bir müslüman kadının, iki cins arasındaki -velev ki çok basit görülen- bir yakınlığı dahi hafife alması