Ben bir hiçim ama bir şeyler yapmazsam hiç kimsenin yaptığının bir manası kalmayacak şuur ve mesuliyetine erişmek borcundayız. Dava; Ben olmasam bu işler olmaz kibiriyle yol yürüyenlerden ziyade, bu taşın altına yüreğimi koymazsam benim ne anlamım var idrakiyle yol olabilenlerin omuzlarında yükselecek.
Ârifler cilve-i Rabbânî ölçüsüne ram oluşları sebebiyle güne başlarken kendi kendilerine şu hakikati susarlarmış: "Acaba Rabbim bugün benimle ne işleyecek?" Avâm ise kendi iradesine vehmettiği kıymet gafletiyle güne şu soruyla başlarmış: "Acaba bugün ne iş görsem?" Nakkaşı tanıyanla nakıştan habersiz olanı aynı çerçevede buluşturan muazzam cilve, kaderin cilvesi...
Bunların muhkem sabitesi, doğru referansı, hakikat derdi, asgarî şahsiyeti, zerrece haysiyeti, salyangoz kadar omurgası, insaftan haberi, izandan behresi, zarafetten nasibi yoktur. Ne üslup bilirler ne de mukaddes tanırlar. Duruşlarını, menfaat umdukları kişilerin küçük bir göz işaretiyle belirler, kıblelerini yükseklerden esen rüzgara göre tayin ederler.
Kötülere bizim dergimizin amigoluğunu yapıyor diye iyi dedik, iyilere bizim davamızın sloganını atmaktan imtina ediyor diye kötü dedik, bir de baktık ki ortada ne doğrudan eser kalmış ne güzelden bir haber.