Kıyafetten hilafete, dilden diyanete uzanan bir çizgide müteselsilen bu borcu katmerledik. İstiklal mahkemelerinde istikbalimizi darağacına çekerek, uğruna toprağa düştüğümüz Kur'an-ı Kerim'i toprağa gömmek zorunda kalarak, düşman girmesin dediğimiz camiyi düşmanın yapamayacağı bir cinayetle ahıra çevirerek, uğrunda can verilen ne varsa hepsini ayaklar altına alarak katmerledik bu borcu.
Çivisi her geçen gün biraz daha çıkıyor dünyanın ve biz mukaddeslerimizi birbiri yitiriyoruz. Aidiyet hislerimizi, referanslarımızı, sabitelerimizi... Meselemizi kaybediyoruz, mesuliyet duygumuzu, suallerimizi sonra... Kendimize, fikrimize, insanımıza, tarihimize, coğrafyamıza düşman olup serüvenimiz böylece başlıyor işte. Dostluğun esas olduğu dünyada, dost olmamız gereken her şeye kalbimizden başlayarak işte böylece düşman kesiliyoruz.