Kitap, Dostoyevski'nin kendi kumar tutkusu ile Avrupa'da yaşadığı bir aşkı harmanlayarak oluşturduğu bir hikayeyi yansıtıyor. Bu eser, karşılıksız aşk, ihtiras, karmaşık ilişkiler ve kumarın kesişiminde ilerliyor. İvanoviç'in Polina adındaki kadına olan saplantılı sevgisi, hatta onun için ölmeye bile hazır oluşu, hikayenin temelini oluşturuyor. Ancak bu bağlılık, daha büyük bir sorunun fitilini ateşliyor. İvanoviç'in ardı arkası kesilmeyen rulet oyunları, önce zafer tadı veriyor gibi görünüyor, ancak sonrasında İvanoviç'i adeta içten içe tüketen bir tuzağa dönüşüyor. Para kazanma hırsından ziyade, İvanoviç'in kendi içine düşürdüğü kaybetme durumuyla mücadelesi, hikayenin merkezinde yer alıyor. Bu durum, sadece parayı kaybetmekle kalmayıp, İvanoviç'in ruhsal çöküşünü de yansıtıyor.
"Kumarbaz," 19. yüzyıl Fransa, Rusya ve İngiltere'sinde geçen olayları ve karakterleri ele alıyor. Yazar, bu gerçek mekanları ve olayları ayrıntılı bir şekilde tasvir ederek, okuyucunun zihninde canlanmasını sağlıyor. Bu da kitaba olan ilgiyi ve merakı artırıyor. Dostoyevski, psikolojik realizmin güçlü bir temsilcisi olarak, insan doğasını ve gerçeğini etkileyici bir şekilde anlatmayı başarıyor. "Kumarbaz," Dostoyevski'nin hayatının sadece bir yönüne ışık tutan, biyografik veya otobiyografik olmayan bir eser olarak ön plana çıkıyor.
Dostoyevski, bu eseri borçlarını ödemek amacıyla sadece 29 günde yazmıştır. Bu süre içerisinde yazarın tuttuğu stenograf Anna Grigoryevna ile sonradan evlenmesi de ayrı bir ilginçlik taşıyor. Romanın bu kısa sürede nasıl tamamlandığı düşünüldüğünde, Dostoyevski'nin yazım yeteneğinin ne denli üstün olduğu anlaşılıyor. Tam anlamıyla bir realizm örneği olan "Kumarbaz," yazıldığı dönemden bugüne kadar değerini korumaya devam eden bir eser olmaya devam edecek gibi