Guy Fawkes

Guy Fawkes
İnsan niye okur? Siz niye okuyorsunuz? Uygun olduğunuzda görüşlerinizi alabilir miyim?
İlhan Ataç isimli okura yanıt verildi
Guy Fawkes
Süper bir yorum.
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Çocukluk Yıllarımız & Beklentilerimiz
Ne değişti? Çocukluk yıllarımızın üzerinden geçen yaklaşık 25 senede neler değişti? Neler eskisi gibi kaldı? Neleri özlüyoruz? Nasıl bir gelecek bekliyoruz? Biz çocukken istediğimiz her şeyi elde edemezdik. Küçük şeylerden mutlu olmasını bilir, kendimizi mutlu edecek bir şeyler daima bulurduk. Gazoz kapağı, kiremit taşları, küçük bir plastik top, ip, eski kibrit kutularının kâğıtları, meşeler… Bunlar bir çocuğu mutlu etmeye yeter mi? Evet. Fazlasıyla yetiyordu. Yani parayla saadet satın alınmıyor. Biz çoğun ne demek olduğunu bilmiyorduk ki aza kanaat edinelim. Motorlu taşıtların henüz sokaklarımızı yarış pisti gibi kullanmadığı yıllardı. Sokaklar bizimdi. Onlar sanki bahçemizdi. Şimdiki gibi ayrı gayrımız yoktu. Kızlı-erkekli beraber ip atlar, toplu saklambaç oynar, önümüze gelene bin tekme atar, bezirgâna sürekli kapı açtırırdık. Hey gidi günler! Akşam olduğunu annelerimizin o meşhur “hadi yemek hazır, eve gel artık!” sesini işittiğimizde anlardık. O zamanlarda komşulara olan güvende hiçbir kuşku yoktu. Bir komşunun evinde saatlerce kendi evimizdeymişçesine oturur, orada her istediğimiz önümüze gelirdi. Biz sormadan ve istemeden. Para hiçbir zaman bizim aradığımız bir meta olmamıştı. Küçük birkaç demir arabayla yılanlı yolda oyun oynamak, ya da hepimizin özel sahip olduğu bir taşla sekiz kareden oluşan sek sek oyununu oynamak hepimizi mutlu etmeye yeterde artardı bile. Benim için mutluluk; ilkokulda arkadaşımın evinden getirdiği ekmek arasına peynir domates konulmuş teneffüs öğünün paylaşılmasıydı. –ki bir daha o tadı bulamadım. Benim için mutluluk; okul çıkışı koruması olmayan salıncakta ters dönecekmişçesine birbirimizi hızla sallarken o hızla en ileriye atlayabilmeye çalışmaktı. Benim için mutluluk; sokakta oyun oynarken kazandığım meşeleri evde oturup
Guy Fawkes
Ne güzel yazmışsınız...
10/10
·232 syf.··
Beğendi
·
2018 46. kitabı
·
22 saatte okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2018 22:06
HAYAT MI EDEBİYATTAN BÜYÜK YOKSA EDEBİYAT MI HAYATTAN BÜYÜK ? Yakın zamana kadar hayatın edebiyattan büyük olduğunu düşünürdüm, bir süredir tam tersini düşünüyorum. Edebiyat hayattan büyük.. Bu muhteşem kitap da bu düşüncemi iyice pekiştirdi. Eğer sustuklarımız, söylediklerimizden daha kıymetli ve bizi daha çok anlatıyorsa edebiyat hayattan büyük demektir. Belki bir yanılgı bu, belki de bir yenilgi.. Edebiyat neydi? Kırgın insanların son tesellisi mi, sığındığı son liman mı? Tatar Çölü neydi, neresiydi,var mıydı yok muydu? Hayat mıydı,dünya mıydı ,düş müydü ,rüya mıydı?İnsanlarla kavga etmek yerine kendinle kavga etmek, sonra kendinle olan kavgayı da bırakmak mıydı? Kavgasız yaşanır mıydı, nasıl yaşanırdı? “Zamanı çıplak gözlerle görebilenin dünyadan dışarılara ilk kez bakması gibi biraz şeydi” Zaman mı bizim içimizden geçiyordu yoksa biz mi zamanın içinden? İnsan daha da mutsuz olmamak için belirli bir mutsuzluğu seçebilir miydi? Gerçeklikle bağı ne kadar zayıflasa da insanın, akşam olunca evine giden yolu bulabilmesi mucize değilse neydi? İnsan tutunduğu dallarını, kendi bindiği dallarını kendisi mi kesiyordu? Yoksa görünmeyen testereler mi atanmıştı bu görev için? İnsan başka hiçbir şeye muhtaç değilse bile, bir aldanışa ve bir teselliye mi muhtaçtı? Bazen küçük bir an için ömür bile verilir miydi? “İnsan, insandır.” demişti Shakespeare. Sustum..
Tatar ÇölüDino Buzzati · İletişim Yayınevi · 201819,9bin okunma
Guy Fawkes
İnsan daha da mutsuz olmamak için belirli bir mutsuzluğu seçebilir miydi?.. Harika.. elinize saglık :)
8/10
·231 syf.··
Beğendi
·
2018 43. kitabı
·
35 günde okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2018 16:55
Avareliğinde kaybolduğum bi' başkarakter oldu Renée; tüm yaşayışında geçmişin acısını mağrur, gururlu, samimice taşıyan ve derin bi' bağımsızlık, özgürlük fikriyle devinen. Renée'nin aşkının ardında koskoca bi' anılar sandığı var. Bu sandıksa hüzün ve acıyla dolu. Tüm yeniliklere atılan ilk adım önce tek çünküsü unutamayış olan bu "anılar sandığı" tarafından sınanıyor. İşte böylece tanışıyor Renée, Max'le. Tüm tereddütüne rağmen Max'ın diretisine, gözü körlüğüne zamanla dayanamayıp, direncini yıkarak ona aşık oluyor. Zaman içinde Renée mesleği gereği kendi evinden ve Max'ten kırk günlüğüne ayrılmak durumunda kalıyor. Fakat bu kırk gün ne bildik ne gerçek bi' ayrılık oluyor onun için... Zaman bi' realize aracıdır, sallar kişiyi. Kendine gel uyarısını verir ve bunu en iyi "kişi kendi başına" olduğunda hissettirir çünkü kişi, insanların, toplumun içindeyken hep bi' yönlendirim halindedir. Fikirleri her ne kadar kendisininmiş gibi görünse de hep çevreden etkilenmiş haldedir. İşte Renee, turneye çıktığında kendi başınayken yavaş yavaş zamanın onu dürtmesiyle kendi içine yöneliyor ve düşünüyor; bu aşk mı, yaşadığı? Tüm o geçmişin ürkek, sürüngen hisleri ortaya çıkıyor ve onu sorguluyor. Acın yetmedi mi senin, neye umutlusun, yeni bi' aşk için yeni heves gerekiyor oysa sen geçmişi sindirebilmiş değilsin daha...Özgürlüğünü yeni birisiyle yitirerek, hüznünü perçinleyerek tekrar mı acı çekmek istiyorsun? Okurken harika betimlemelerle, uçsuz, pastel nice ifadelerle karşılaştığım bu kitap benim için farklı, sorgulayıcı sayfalarla doluydu. Sürüncemeli aşkın, aslında hiç de "geçmemiş" olan geçmişin kişiyi nasıl etkilediğine dair, özgün bi' kitap Avare Kadın... "...Bu acının dışında, eskiden nasılsam gene öyle değil miyim? Yani özgür, korkunç denecek kadar yalnız ve özgür?"
Avare KadınColette · Can Yayınları · 199257 okunma
Guy Fawkes
Çünkü kişi, insanların toplumun içindeyken hep bi' yönlendirim halindedir.. Harika Meltem.. eline sağlık :)
Kim olduğunu bilmiyorsan kendin olabilmen mümkün değildir.
Sayfa 14·Kitabı okudu
Guy Fawkes
Mantıklı👍🏻😃