Kitabın en güçlü yanı atmosferi bence. Hafif melankolik, sonbahar gibi hissi var... Özellikle geçmişe dönüp “başka türlü olabilir miydi?” hissini seven okurlarda etkisi uzun sürer gibi. Bazı cümleleri sanki bir roman değil de eski bir mektup okuyormuşsun gibi hissettiriyor.
Ama şunu da söylemek lazım:
Eğer biri Livaneli’den Serenad ya da Kardeşimin Hikâyesi kadar çarpıcı bir kurgu, tempo veya gizem bekliyorsa biraz “daha sakin” bulabilir. “Bekle Beni” daha çok duygu ve iç ses romanı gibi ilerlemiş.
Okulda hani dersi öğretmen sevdirir ve ders zor da olsa o dersi iple çekersin ya.. Livaneli benim için özeldir, o yüzden inceleme ve eleştiriler olumsuz da olsa romanları bana hep iyi gelir..
Bazı kitaplar olay anlatır, bazıları insanın zihninin içinde dolaşır. Satranç ikinci grupta.
İncecik olmasına rağmen insanın üstüne ağırlık gibi çöküyor. Sayfalar ilerledikçe mesele satranç olmaktan çıkıp yalnızlık, takıntı ve insan zihninin sınırları hâline geliyor.
En etkileyici tarafı ise gerilimi bağırmadan hissettirmesi. Sessiz, soğuk ama rahatsız edici bir atmosferi var. Bitirdiğimde birkaç dakika kitabın kapağına bakıp kaldım. Öylece kalakalmam "ee, bu kadar mı yani?" Diyerek bitirdiğim içindi. Zweig gerçekten insan psikolojisini kelimelerle ince ince işliyor ve ben bunu çok seviyorum. Kısacık bir kitapla bu kadar yoğun his bırakabilmek büyük şey.
SatrançStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2020278,8bin okunma
Herkesin hayatında bir "Nazlıgül" yok ki boşa yaşadığını, herkesin hayatından öylece geçip gittiğini düşünen birinin hayatını kaleme alsın..
İyi ki vardın Mücella..
Kitap derin ve anlamlı ama yer yer yorucu. Hikâye akışından çok düşünce ön planda. Sabırla okunduğunda etkileyici bir eser ama herkesin seveceği tarzda değil.
Kitapla ilgili o kadar yorum, inceleme okudum tamam güzel bir kitap ama herkes kitabın felsefi yönünü konuşmuş. Yedigey’in, arkadaşının karısı Zarife’ye karşı hisleri de bence önemli bir detay. Bu durum biraz rahatsız edici ama aynı zamanda karakterin ne kadar ‘insan ’ olduğunu da gösteriyor.
Abutalip'in hikayesi ise romanın en sevdiğim kısmı oldu. Ülkemizde yaşanan acılar ve benzeri birçok olay nedeniyle maalesef yabancı olamadığımız acılı bir hikaye söz konusu. Ayrıca 'mankurt' kavramı da güzeldi.
Kitabın devamını sırf Abutalip'in başına gelenler için okuyacağım. Yedigey iyi bir arkadaş olabilirsin ama Zarife’ye hallenmeyecektin karşim.
Çok sevdiğim yazarın okuduklarım arasında beni en çok rahatsız eden romanı diyebilirim. Evet karakterlerin psikolojisi çok gerçekçi, yazar insanın takıntı, tutku ve içsel çatışmalarını çok iyi yakalamış ama hikaye çok büyük olaylar üzerine kurulu değil. Sonundaki pedofili yatkınlığı da cidden rahatsız edici. Ama zaten Zweig rahatsız edici olabilecek duyguların sınırına yaklaşmayı seviyor. Kütüphanemde olmayacak değişik bir kitap..
KızılStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202236,9bin okunma