Öncelikle yayınevlerine yeni baskı çağrısı yapmak istiyorum, çünkü kitabın son baskısı 1981 senesinde Altın Kitaplar tarafından yapılmış.
Kitabı bir arkadaşımın elime tutuşturmasıyla, çok seneler önce okumuştum. Çevirmenin anlamı ve duyguyu yerinde ileten ifade biçiminin de etkisiyle, öykü beni sürükledi. Unutamadığım kitaplar arasında yerini aldı. (Öykünün ayrıca senaryolaştırıldığını da duydum, fakat filmi izlemedim.)
Psikolojik, yani karakterlerin ruh hâllerini analiz etmenizi sağlayan bir eser. Bu tür kitapların, özellikle 15-25 yaş arası gençlerin, empati becerisine olumlu katkısı olduğunu düşünüyorum. Öneririm.
Kitapla ilgili bir anımı da eklemek istiyorum. Dediğim gibi kitabı, bir arkadaşın ödünç vermesiyle okumuştum. Sonra, ilerleyen zamanlarda sahaf dolaşırken Kadıköy Akmar'da mı yoksa Beyoğlu Aslıhan'da mı tam hatırlamıyorum, yine içeri kafamı uzatıp "Sıradan İnsanlar var mı?" dediğim dükkanlardan birinde, arkadaşlarıyla takılmakta olan bir eleman hiç duraksamadan "Yok! Hiç birimiz sıradan değiliz! Burada sıradan insan yok!" deyip güldürmüştü beni. Kitap da yoktu, bu arada.
Muhyiddin Arabi'nin düşüncelerine ilişkin ilginç bir kitap. Eserlerinde oldukça simgesel bir dil kullanmış olan Muhyiddin Arabi'nin yapıtlarını okumuş olan veya okumayı düşünenlere özellikle öneririm.
Yazarı tarafından Arapça kaleme alınmış bir kitabın Türkçesini okuyacağınız zaman, kitabın ilk bir kaç sayfasına bakın. "Çeviri/çevirmen" sözcükleri varsa korkmayın, ama "tercüme/tercüman/mütercim" gibi sözcükler görürseniz işiniz var demektir.
Evet, Konevi'nin bu boyutça küçük, anlamca büyük eserinin Türkçeye çevrilmesi kolay olmasa gerek. Zaten yazdıkları önsözde, tercüme edenler de tercümelerinde iddialı olmadıklarını, zaman zaman tekrar okuduklarında kendilerinin dahî bazı cümleleri anlamakta zorlandıklarını (!) tecrübe ettiklerini belirtmişler.
Bir de sanırım hem Arapça hem Türkçe bilenlerde şöyle bir durum oluyor: Arapçadan Türkçeye geçen sözcüklerin nerede başlayıp nerede bittiğini bilemiyorlar. Neyse, tercüme edenlerin emeğine sağlık diyor, yeni baskılar için Türkçeleştirme çalışmalarına daha özenle eğilmelerini diliyorum.
İçerik incelemesine geçersek; 86 sayfalık kitapta, eserin kendisi 16 sayfa tutuyor. 22 sayfalık bir açıklama var. Bunun dışında Konevi'nin hayatı ve eserlerine dair incelemeler bulunuyor.
Eserin kendisi, genel anlamda evrenin işleyişini konu alıyor. Daha doğrusu, evrenin oluşumundan öncesini, oluşumunu ve sonrasını. Tabi sembolik bir dille. Yani şifreleri çözebilmek için evrene dair bir fikriniz olmalı ki, okuduklarınıza yorum getirebilesiniz. Örneğin harflerden, kelimelerden ve surelerden söz edildiğinde, benim aklıma kuarklar, atomlar ve moleküller gelebiliyor. Böyle benzetimlerle, günümüz bilimine dair neler yakalayabildiğime bakmak hoşuma gidiyor. Konevi bu eseri, bir dostunun kendisinden "Fatiha suresinin Kuran'ın özeti olması" konusunda açıklama istemesi doğrultusunda yazmış. Konuyu hem yazı ile hem de çizdiği geometrik şekillerle açıklayan yazar, tüm evren (âlem) için kullandığı benzetimlerin hem Kuran'ın tamamı hem de Fatiha