Alanında uzman biriyle yapılacak bir saatlik müzakere kendi başına saatlerce, hatta günlerce yapılacak mütalaa ve ezberden daha faydalıdır. İmam Nevevi
Alıntı
brezilya'da mahkûmlar 2020 den beri okudukları her kitap için 4 gün ceza indirimi alıyor. yılda toplam 48 gün. not : ama otomatik değil. kitap sonrası yazdıkları değerlendirme inceleniyor ve onaylanırsa geçerli oluyor. yılda maksimum 48 gün. bu uygulama, brezilya federal hapishanelerinde "okuyarak özgürlük" (redenção pela leitura) programı olarak biliniyor. sistemin işleyişine ve detaylarına dair bazı ek bilgiler şunlar: sistemin işleyiş mekanizması • seçici okuma: mahkûmlar felsefe, bilim, klasik edebiyat veya drama gibi kategorilerden kitaplar seçebiliyor. • değerlendirme süreci: mahkûmun yazdığı kompozisyonun (değerlendirme yazısının); okunabilir olması, imla kurallarına dikkat etmesi ve metni kopyalamadan kendi yorumlarını katması şart koşuluyor. • onay heyeti: yazılan raporlar, hapishane bünyesindeki bir kurul tarafından inceleniyor. eğer yazı yeterli bulunursa, mahkûmun cezası resmi olarak 4 gün kısaltılıyor. • kapasite sınırı: bir mahkûm, yılda en fazla 12 kitap üzerinden bu haktan yararlanabiliyor; bu da belirttiğin gibi yılda toplam 48 günlük bir indirime tekabül ediyor. amacı ve etkisi bu yöntem sadece bir "indirim" aracı değil, aynı zamanda mahkûmların tahliye olduktan sonra topluma daha kolay adapte olmalarını hedefleyen bir rehabilitasyon stratejisi. araştırmalar, bu tür eğitim odaklı programların "tekrar suç işleme" oranlarını (residivizm) ciddi ölçüde düşürdüğünü gösteriyor. ayrıca brezilya'daki cezaevlerinde yaşanan aşırı doluluk sorununa karşı, nitelikli bir çözüm arayışı olarak da değerlendiriliyor. benzer uygulamalar, mahkûmların el işi yapması veya spor faaliyetlerine katılması gibi farklı kategorilerde bazı avrupa ülkelerinde de dönem dönem karşımıza çıkabiliyor. bir kitap kurdu için 10 yıllık bir cezayı yaklaşık 1,5 yıl erkene çekme
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Ortak Yaşam Alanlarında Huzur ve Sükûn Hakkı: Komşuluk Hukuku, Mülkiyet ve Sosyal Sorumluluk Ekseninde Bir İnceleme ​Modern kent hayatının en büyük açmazlarından biri, bireysel özgürlüklerin sınırları ile ortak yaşamın getirdiği zorunlulukların nerede kesişip nerede ayrılacağı problemidir. Özellikle apartman ve site gibi toplu yaşam alanlarında bu durum, hukukun, sosyolojinin ve felsefenin doğrudan konusu haline gelen yapısal bir çatışmaya dönüşmektedir. Bu çatışmanın en somut tezahür ettiği yerler ise hiç şüphesiz yapıların giriş ve birinci katlarıdır. Mimari konumları gereği ortak bahçe, otopark veya avlu gibi alanlara en yakın mesafede bulunan bu katların malikleri, dış dünyanın keşmekeşine karşı en savunmasız kesimi oluşturur. Gün boyu zihinsel veya fiziksel bir emeğin ardından evine dönen, dinlenme hakkını kullanmak isteyen çalışanların ya da yaşları gereği sükûnete muhtaç yaşlı bireylerin yaşam alanları, kolektif alanlardaki kontrolsüz eylemlerle sıklıkla ihlâl edilmektedir. Ortak alanlarda çocukların top oynarken sınırları aşması, gürültünün boyutu ile birlikte genel ahlâk ve toplumsal saygı kurallarını zedeleyen küfürleşmelere dönüşmesi, konuyu basit bir çocuk oyunundan çıkarıp mülkiyet hakkının özüne ve kişilerin ruh sağlığına yönelik bir müdahale zeminine taşımaktadır. Bu makalede, söz konusu sorun Türk hukuku, Yargıtay emsalleri, disiplinler arası mantıksal zemin ve toplumsal sorumluluk ekseninde analiz edilecektir. ​Mülkiyet Hakkının Sınırı ve Huzur Hakkının Felsefi-Hukuki Temeli ​Hukuk sistemlerinin temelini oluşturan mülkiyet kavramı, bireye sadece bir taşınmaz üzerinde tasarruf yetkisi vermez; aynı zamanda o taşınmazın sınırları içinde dış müdahalelerden uzak, insani vakara yakışır bir yaşam sürme hakkını da tanır. Türk Medeni Kanunu kapsamında
Sosyoloji
NÖROBİLİM SOSLU ŞARLATANLIK...
Nörobilim Soslu Şarlatanlık: Kişisel Gelişim Endüstrisinin Yeni Bilimsel Kılıfı Kişisel gelişim sektörü, kitleleri manipüle etmek ve ceplerini boşaltmak için her dönem yeni bir maske takınır. Geçmişin "kuantum enerjisi", "çekim yasası" ve "evrenin gücü" zırvaları toplumda haklı bir entelektüel tiksinti meydana getirince, bu tacirler hızla taktik değiştirdi. Sektörün yeni gözdesi, modern tıbbın ve biyolojinin en prestijli alanlarından biri olan nörobilimdir. Bugün "nöro-koçluk", "beyin haritalama ile başarı" veya "sinir sistemini yeniden programlama" adı altında pazarlanan söylemler, bilimin arkasına saklanan derin bir cehaletin ve nitelikli dolandırıcılığın ürünüdür. Laboratuvarlarda fMRI cihazlarıyla yürütülen, yıllar süren mikroskobik ve istatistiksel araştırmalar, bu endüstri tarafından vahşice basitleştirilmektedir. Bilimsel bir makaledeki "beynin x bölgesi belirli bir görevde daha fazla oksijen tüketmiştir" ifadesi, bu şarlatanların elinde "İşte zengin olmanızı engelleyen o nöronu yok etme formülü" gibi amorf bir vaade dönüşür. Sinirsel plastisite (neuroplasticity) gibi beynin adaptasyon yeteneğini açıklayan gerçek biyolojik mekanizmalar, sanki sabah olumlu düşünerek akşam milyarder olunabilecek bir sihirli değnekmiş gibi pazarlanmaktadır. Gerçek sinirbilim, kesin sonuçlar vermekten kaçınan, metodolojik şüpheciliğe dayanan bir disiplinken; nöro-zırva endüstrisi mutlakiyet, kesinlik ve anlık mucizeler vaad eder. __Bu manipülasyonun en tehlikeli yanı, bilimin otoritesini sömürerek insanları rasyonel düşünceden uzaklaştırmasıdır. Latince terimler, nörotransmitter isimleri ve uydurma "nöro-teknikler" havada uçuşurken, dinleyici tıp dilinin ağırlığı altında ezilir ve eleştirel düşünme yetisini kaybeder. Popüler kültürün çöplüğüne dönen "sağ beyin-sol beyin"
Nörobilim
VATAN SAĞ OLSUN…
Van-Erciş kara yolunda devriye görevi yapan jandarma aracına hafif ticari aracın arkadan çarpması sonucu meydana gelen kazada Jandarma Uzman Çavuş Samet Karabulut şehit oldu 4'ü asker 5 kişi ise olay yerindeki ilk müdahalelerinin ardından hastaneye kaldırıldı. Şehidimizin ruhu şad, mekanı cennet olsun.
Duygu ve Düşünce
Baban olmamı bir kenara bırak, bu rejime 20 yıldır hizmet veren bir uzman olarak, senden daha iyi bilmiyor muyum bunları? Hayır.Bilmiyorsun babacığım. Çünkü sende o sistemin içindesin, ona inanıyorsun. Kutsal İncirin Tohumu
Din