Bir Kadın Nasıl Yok Edilir?
Puan vermedi·152 syf.·
2026 82. kitabı
“Bir kadın asılacak.” cümlesiyle başlayan bir kitabın zaten kolay bir şey anlatmadığı en başından belli oluyor. Ama roman ilerledikçe şunu daha net görüyorum: mesele sadece bir kadının başına gelenler değil, o kadının herkesin gözünde başka bir şeye dönüşmesi. Melek karakteri bende en çok iz bırakan kısım oldu. Çünkü Melek’e bakınca tek bir insan görmüyorsun aslında. Herkes onu başka bir şey olarak görüyor. Kimi için kötü, kimi için kullanabileceği bir beden, kimi için de kurtarılması gereken biri. Ama kimse onu gerçekten olduğu gibi, bir insan olarak görmüyor. Bence kitabın en rahatsız edici tarafı da bu. Hüsrev karakteri ise beni en çok öfkelendiren karakter oldu. Çünkü gücü elinde tuttuğu için her şeyi yapabileceğini düşünüyor. Melek’i bir insan gibi değil, sahip olunacak bir şey gibi görüyor. Onun hayatı üzerinde söz sahibi olduğunu sanıyor. En ağır tarafı da bunu normal görmesi. Okurken sürekli “bir insan bunu nasıl bu kadar rahat yapabilir?” sorusu aklımda kaldı. Melek’in yaşadığı durum da aslında sadece tek bir olay değil, bir düzenin sonucu gibi. Özellikle Hüsrev’in kurduğu bu yapı içinde Melek’in bir cinsel nesne gibi görülmesi ve erkekler tarafından sömürülmesi, onun ne kadar çaresiz bırakıldığını gösteriyor. Bu durum sadece fiziksel değil, aynı zamanda ruhsal olarak da onu yavaş yavaş yok ediyor. Kitapta en çok aklımda kalan cümlelerden biri şu oldu: “Hep susuyorlar. Suçluluğu kesin olanlar.” Bu bana sadece bireyleri değil, genel olarak bir sessizlik halini anlatıyor gibi geldi. Çünkü herkes bir şeyleri biliyor ama çoğu kişi bunu dile getirmiyor. Bu da aslında olanlara ortak olmak gibi. Bir de Melek’i anlatan çiçek benzetmeleri var. “Oysa, dalından koparılmış, vazoda soldurulmuş bir çiçeği ne kurtarabilir?” cümlesi özellikle çok ağır geliyor. Çünkü
Asılacak KadınPınar Kür · Can Yayınları · 202611,6bin okunma
Puan vermedi·247 syf.··
2026 77. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 12:14
Çöl Çiçeği – Waris Dirie Çöl Çiçeği benim için uzun süre unutamayacağım kitaplardan biri oldu. Daha ilk sayfalardan itibaren gerçek bir yaşam öyküsü okuduğumu bilmek beni derinden etkiledi. Waris Dirie’nin çocukluğundan başlayarak verdiği yaşam mücadelesi, hayatta kalma çabası ve özgürlüğe uzanan yolculuğu sayfalar boyunca beni hem duygulandırdı hem de hayran bıraktı. Kitapta en çok sarsıldığım nokta ise kadın sünneti gerçeği oldu. Böyle bir uygulamanın varlığını biliyordum ama yaşanan acıları, fiziksel ve psikolojik etkilerini birinci ağızdan okumak bambaşka bir deneyimdi. Bazı bölümlerde gerçekten okumakta zorlandım; öfke, üzüntü ve çaresizlik duygularını aynı anda hissettim. Bir çocuğun bunları yaşamak zorunda kalması beni derinden etkiledi. Bunun yanında kitap yalnızca acıları anlatmıyor. Aynı zamanda umudu, cesareti ve insanın kendi kaderini değiştirme gücünü de gözler önüne seriyor. Waris’in Somali çöllerinden başlayıp dünyanın tanınan isimlerinden biri hâline gelmesi, karşısına çıkan tüm engellere rağmen pes etmemesi bana büyük bir ilham verdi. Hikâyesini okudukça onun ne kadar güçlü bir kadın olduğunu daha iyi anladım. Yazarın samimi ve içten anlatımı sayesinde kendimi olayların içinde hissettim. Sayfalar ilerledikçe Waris’in korkularını, hayallerini ve yaşadığı zorlukları adeta onunla birlikte yaşadım. Kitabı elimden bırakmak istemedim ve bitirdiğimde keşke biraz daha uzun olsaydı diye düşündüm. Benim için Çöl Çiçeği sadece bir biyografi değil, aynı zamanda kadın hakları, özgürlük ve insan onuru üzerine güçlü bir farkındalık yaratan bir eserdi. Okurken hem çok şey öğrendim hem de derinden etkilendim. Bazı kitaplar hikâyesiyle, bazıları verdiği mesajla akılda kalır; Çöl Çiçeği ise ikisini birden başaran, herkese gönül rahatlığıyla önerebileceğim çok özel
Çöl ÇiçeğiWaris Dirie · Bilge Kültür Sanat · 200211,6bin okunma
Reklam
Puan vermedi·328 syf.··
2026 19. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 17:23
Annem Öldü Mü? – Vigdis Hjorth Bu kitabı bitirdiğimde ilk hissettiğim şey üzüntü değil, şükürdü. Hem bir anne olarak hem de bir evlat olarak kendi annemle olan ilişkimi düşündüm. Elbette her ilişkide kırgınlıklar, yanlış anlaşılmalar, söylenemeyen sözler vardır. Ama bu kitapta anlatılan görülmeme, duyulmama ve yok sayılma hissi öylesine ağırdı ki sayfalar boyunca içim sıkıştı. Yazar, bir çocuğun yalnızca fiziksel ihtiyaçlarının karşılanmasının yeterli olmadığını; anlaşılmaya, görülmeye ve duygularının kabul edilmesine ne kadar ihtiyaç duyduğunu çok çarpıcı bir şekilde anlatıyor. Kitabı okurken zaman zaman kendi çocuklarımı düşündüm. Bir anne olarak beni en çok sarsan şey, onların bir gün kendilerini bu kadar yalnız ve değersiz hissedebilecekleri ihtimaliydi. Çünkü bazen çocukların en çok ihtiyaç duyduğu şey çözüm değil, gerçekten görülmektir. Bu kitap bana bir kez daha şunu hatırlattı: “Çocuklar anne babalarının mükemmel olmasına değil, duygularının fark edilmesine ihtiyaç duyar.” Bitirdiğimde anneme karşı daha fazla minnet, çocuklarıma karşı ise daha fazla farkındalık hissettim. ️ Bazı kitaplar hikâye anlatır, bazıları ise insanın kendi hayatına ayna tutar. Bu kitap benim için ikinci gruptaydı.
Annem Öldü müVigdis Hjorth · Siren Yayınları · 20251,790 okunma
Yabancı: Absürdizm,Yabancılaşma ve Bireyin Toplumla Çatışması
8/10
·128 syf.··
2026 31. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 09 Haziran 2026 15:30
Bundan yıllar önce Camus’nün Yabancı romanını üniversitede edebiyat ve felsefe dersimizde okuyup üzerine konuşmuş ve incelemeler yazmıştık. Bu seferki okumamda da eser hakkındaki fikirlerim büyük ölçüde değişmediği için kendi incelememi kısaltarak bir kısmının çevirisini buraya bırakıyorum. Başkahraman Meursault, toplumun yerleşik normlarına karşı oldukça kayıtsız bir karakterdir. Hayatı sürekli sorgulamaz; yaşamında meydana gelen olayları olduğu gibi kabul eder. Roman iki bölümden oluşur. İlk bölüm bir ölüm haberiyle başlar. Meursault annesinin öldüğünü öğrenir. Ancak bu haber karşısında büyük bir üzüntü ya da şok yaşamaz. Annesinin cenazesi sırasında kahve içer ve uyumak ister. Daha sonra Marie ile bir ilişkiye başlar ve annesinin cenazesinden hemen sonraki gün onunla sinemaya gider. Meursault’nun bu tavrı, Camus’nün ölüm anlayışıyla ilişkilendirilebilir. Camus’ye göre yaşamın kendisinde önceden verilmiş bir anlam yoktur; ancak bütün bu anlamsızlık içinde kesin olan tek gerçek ölümdür. Ölüm, yaşamın kaçınılmaz ve nihai sonucudur. Bu nedenle insanlar yaşadıkları sürece hayatın güzelliklerini deneyimlemeli ve yaşamlarını değerli kılmalıdırlar. Camus, ölümden sonra bir yaşam olduğuna inanmaz. Ona göre insanın görevi, ölümün kaçınılmazlığı karşısında özgürlük, tutku ve başkaldırıyla yaşamaktır. Bu nedenle Tanrı’ya inanmaz ve evrenin Tanrı tarafından yaratıldığı düşüncesini kabul etmeyi bir tür “felsefi intihar” olarak değerlendirir. Bu bakış açısı doğrultusunda Meursault, annesinin cenazesinde son derece sakin ve duygusuz görünür. Karakter, Camus’nün absürdizm anlayışını yansıtan bir yaşam görüşüne sahiptir. Toplumdaki diğer insanlarla aynı duyguları ve ahlaki değerleri paylaşmaz. Bu nedenle insanlar tarafından soğukkanlı ve duyarsız olarak görülür. Sonuç olarak
Alıntı
YabancıAlbert Camus · Can Yayınları · 2019137,1bin okunma
10/10
en çok üzüldüğüm kitaptır harry potter serisinde. en uzun kitaptır aynı zamanda. ikinci kez okurken, bildiğim bir sonun hiç olmamasını istediğim için harry'ye çat pat yapıştırasım geldi çokluk. tamam evet, mr. weasley i kurtarılmasına vesile olmuş olabilirsin. neden hiç büyüklerine fırsat vermiyorsun birazda onlar işi götürsün değil mi? canım sirius senin yüzünden öldü al bakalım. kitabın direk finaline geçtim ama gerçekten, harry kadar bende bu gerçeği kabul edemiyorum. üstelik, sirius'un ona verdiği o aynayı bölüm sonu canavarı gibi en en sonda bulmuş olması, kalbimi çok kırıyor. eğer o paketi çok önceleri açmış olsaydı, şömineyi kullanmayacak, kreacher pisliğinin yalanına maruz kalmayacaktı. neyse sakinim.. bu kitap üzüntü ile kızgınlık arasında gidip gelen bir kitap bence. o yüzden en çok kızdığım kişi harry iken, ikincisi tabiki dumbledore. bu kadar uzak ve bilgisizce neden sonuç ilişkisi kurdurmadan yeniyetme bir çocuğa sadece denileni yap dersen, tabiki yapmaz. keşke azıcık anlatmış olsaydı, siriusta ölmezdi belki... ayrıca dumbledore, hala söylemediklerin var. hala bildiğin ama sakladığın şeyler var ve korkarım asla tam açık etmeyeceksin bunları. o kadar sinir bozucu ki..
Harry Potter ve Zümrüdüanka YoldaşlığıJ. K. Rowling · Yapı Kredi Yayınları · 201832,4bin okunma
8/10
·144 syf.··
Beğendi
·
2026 109. kitabı
Herkese Merhaba Bugün sizlere Recep Çiftçi kaleminden Meğersem Güneş Hep Balçıkla Sıvanırmış kitabının yorumu ile geldim Haziran ayının sıradaki kitabı 2026 yılı basımlı 142 sayfalık bir kitap •Yazar Kur’an’ın tıpkı Tevrat’ta, İncil’de ve kadim bilgeliklerde olduğu gibi aynı evrensel kaynaktan beslendiğini söylüyor. Çok güçlü bir cümlesi var, diyor ki: "Yansıyan ışık farklı olabilir, ama güneş tektir." İşte tam bu evrensel eşikte, inancın ve tefekkürün sadece dilde kalan bir taklitten ibaret olmaması gerektiği tokat gibi çarpıyor yüzümüze. •Herkes bir şekilde dua eder, evet. Ama arif olan, duanın kelimelerinde kaybolmaz, onun üzerine düşünür. Sıradan bir okuma günlük hayatta o ışığı sadece kullanmak isterken, arif olan o ışığın kendisi olmaya çabalar. Pasif bir bekleyişten, aktif bir dönüşüme geçmenin hikayesidir bu. •Eğer içinizde bastırdığınız bir öfke, içinizde birikmiş bir üzüntü ya da korku varsa, dış dünyada tam da o duygulara sahip insanları ve olayları bir mıknatıs gibi hayatınıza çekiyorsunuz. Yani gün içinde trafikte, işte, şurada burada bizi çileden çıkaran, şikayet ettiğimiz ne varsa, aslında kendi iç dünyamızın bize tuttuğu birer ayna. Ben neden hep aynı şeyleri yaşıyorum? sorusunun cevabı meğer bizim içimizde saklıymış. •Yazar pratik ve uygulaması çok kolay bir yol haritası da veriyor. Sırasıyla Felak, Nas ve İhlas surelerini sadece ezbere okuyup geçmemeyi; her birini içimize dökerek, hayatımızda somut olarak hangi halimize, hangi korkumuza denk geldiğini hissederek okumamızı teklif ediyor. Ve o kadar samimi bir söz veriyor ki: "Bunu hayatınıza katın, göreceksiniz ki birkaç hafta içinde sabah kahvaltınızı yaparken ya da akşam yolda, metroda giderken bile zihniniz sakinleşmeye, değişmeye başlayacak." Huzurlu bir iç dünyaya yürümek aslında bu kadar gündelik pratiklerde saklı
Meğersem Güneş Hep Balçıkla SıvanırmışRecep Çiftçi · Ceres Yayınları · 20267 okunma
Reklam
Reklam