Thomas Hobbes
Tiranlık sevilmeyen bir şeydir, çünkü yöneten yasalar değil, kişidir. Bizzat genç Hobbes da bu kanıdaydı. "Yüce insanların yasalar karşısında fazlasıyla güçlü hale geliverdiği" durum üzüntü vermişti ona. Otorite sahibi insanların yalnızca yasaları dayatmak amacıyla yaptırım gücüne sahip olması gerektiğini ve muhtemelen yasaların bağımsız bir varlığının bulunduğunu düşünüyordu. Hobbes şu atasözünü zikrediyordu istihzayla: "Yasalar örümcek ağı gibidir, yalnızca ufak sinekleri yakalar."7 Leviathan'ın yazarı olgun Hobbes ise insanlar değil de yasalar tarafından yönetilmenin bir anlamı olduğu fikrine burun kıvırıyordu. Yasaları yalnızca hükümdarın koyduğunu, dolayısıyla hükümdarın söylediği her şeyin yasa olduğunu söylüyordu.
Biyografi
Her insan bir hata, bir yanlış davranış değil miydi? Dünyaya gelir gelmez sıkıntı ve üzüntü içinde geçecek bir esaret zincirine bağlanmıyor muydu? Hapishane! Hapishane yaşamı! Her yerde zincirler ve engeller bekliyor insanı! İnsan, kişiliğinin demir penceresinden çaresizce bakar kendisini çepeçevre saran bu hapishane duvarlarına, ta ki ölüm gelip onu evine ve özgürlüğüne çağırıncaya dek...
Reklam
"Yüzünü onun yüzüne doğru eğdi ve gözlerindeki bakışın sonsuza dek peşini bırakmayacağını biliyordu. Bu üzüntü değildi, korku da değildi. Çok daha kötü bir şeydi... boyun eğmeydi, bir anlamda her şeyden feragat etmekti, sanki kendi içine bakmış ve orada koca bir delik bulmuş gibiydi."
Sayfa 161
Alıntı
Üzüntü dağlarının doruklarındaydım.
Sayfa 18 - 1. Bölüm- Benim Küçük Dünyam·Kitabı okuyor
Üzülmek
Göreceksiniz, işiteceksiniz. Ama körlüğü tattığınız için üzüntü, sağır olduğunuz için pişmanlık duymayacaksınız.
Sayfa 52 - İş Bankası·Kitabı okudu
Duygu ve Düşünce
Allah'a şükürler olsun ki, kâmil insan göründü de can onun hayâlinde kendi hayalini gördü. 19 Ey kâmil insan! Dergâhının toprağı gönlümü büyüledi. Senin hakîkatini, mânevî gücünü göremeyenin, sana karşı büyüklük taslayanın toprak başına olsun. Kendi kendime dedim ki, eğer ben güzel isem, bu güzelliğim ondan, onun lûtfundandır. Güzel değilsem, zâten çirkinler bile bana gülerler. Bunun çâresi, kendime bakmamdır. Ona lâyık değilsem, ben seni hiç alır mıyım? diye bana güler. 20 O güzeldir, güzelliği sever. Genç bir delikanlı, eli ayağı tutmaz bunamış bir ihtiyar kadını seçer, alır mı?21 Güzel, güzeli cezb eder, çeker, alır. Bunu bil de doğruluğunu an-laman için "Temizler temizlerindir." âyetini oku. Dünyada her şey, kendi cinsi olan şeyi çeker; sıcak, sıcağı çeker, soğuk da soğuğu. Aslı olmayan bâtıllar, bâtıllardan; bakîler yâni Hakk yolunda olanlar da bâkîlerden hoşlanır. Cehennemlikler cehennemlikleri seçer. Nûrlu kişiler de cennetlikleri isterler. Gözünü kapayınca, nûru göremez olursun da, içine bir huzur-suzluk çöker, canın sıkılır; göz, güneşin nûrundan ayrı düşmeye nasıl sabreder? Gözünü yumunca, canın kopuyormuş gibi bir ızdıraba düşersin. Gözün gündüzün nûrundan ayrılmaya sabrı yoktur. Senin üzüntün, sıkıntın gündüz nûruna çabucak kavuşmak isteyen göz nûrunun özleminden ileri gelir. Gözün açık iken içine bir üzüntü çökerse, üzülür, perişan olur-san; bilmiş ol ki, gönül gözün kapalıdır; onu aç ki gamdan, elemden kurtulasın. Çektiğin sıkıntıyı, ızdırabı gönlünün iki gözünün de kapalı olduğundan bil; çünkü, gönül gözü kıyasa sığmaz sonsuz nûr aramaktadır. Sen iki baş gözünü kapayınca, az bir zaman için nûrdan ayrı düştüğüne üzülüyorsun da, bu yüzden hemen gözlerini açıyorsun. O sonsuz olan gönül gözünün iki nûrundan (akıl ve basîret nûrundan) mahrûm
Reklam
Reklam