"Yaşamak da buna benzer. Sevinç ve mutluluk, şükran ve huzur, kaygı ve üzüntü, hayal kırıklığı ve keder... Düşlerimizin ışığı nereye odaklanırsa, o kısım mutlaka öne çıkacaktır."
Sayfa 137
Üzüntü ve pişmanlıklarının gazına gelerek yaşadığın ya da yaptığın bazı şeyleri de hata olarak isimlendirme lütfen. Birincisi, hayatına giren insanlara değer vermen suç ya da aptallık olmadığı gibi, hayatına giren insanlara değer verecektin ki karpuzdan bir farkları olacaktı değil mi? Hem söylesene insan hayatındaki insanlara değer vermezse yaşadığı ya da yaptığı şeyi ne için, neden yapsın ki?
Sayfa 33
Alıntı
Reklam
binlerce farklı mavi
Bin kelimeyle örülmüş kısa bir ömür sürdüm, ama dünyayı ilk gördüğümde kelimeleri saymaya başladığımdan beri, bildiğim her kelime gökyüzü gibiydi. Umutsuzluk, zorluk, üzüntü - senin de bildiğin kelimeler, hepsi binlerce farklı maviydi. Son kez gökyüzüne baktım. Masmavi ve göz kamaştırıcı.
Sayfa 220 - Yuzu kitap·Kitabı okudu
Depresyon...
...kızgınlık duygularının insanın kendi üzerine çevrilmesi... ve bunun sonucu yaşanan duruma depresyon denir. Depresyonu ortalama insanın üzüntü ve elem duygularından ayıran en önemli özellik, keder duygusuna karamsarlığın da eşlik etmesidir. Depresyona eğilimli kişi, olumsuzluklardan hiçbir zaman kurtulamayacağı inancını sürekli taşır. ...bu inancın gerisinde yoğun suçluluk duyguları bulunur. Baskıcı vicdanının beklentilerini karşılamak ve suçluluk duygularını ödünlemek amacıyla kusursuz olmak ve herkes tarafından sevilmek çabasında olan böyle bir insan, küçük bir yanlış yaptığında ya da diğer insanların olağan eleştirileriyle karşılaştığında derhal çöküntüye girer, değersiz ve yeteneksiz biri olduğu duygusuna kapılır.
Sayfa 58·Kitabı okuyor
Depresyon
Bir arkadaşım babası öldüğünde öyle aman aman bir üzüntü hissetmediğini, hatta bu yüzden kendisi için biraz endişelendiğini anlatmıştı. Bir hafta geçmiş, sonra bir ay, sıradışı pek bir şey yokmuş, evet, aklına gelmesine geliyormuş, kendini mutlu hissetmiyormuş, ama buna gerçek bir üzüntü denir mi - hayır. Sonra bir sabah, dedi, gözlerimi açtm ve, inan bana, acıdan kalkamadım. Sanki ağır bir levha ya da bir taş göğsümü sıkıştırmış gibiydi, nefes alamıyordum, beni aniden öyle bir çarptı ki, babamın artık hayatta olmadığını sanki ancak o zaman anladım. Ta ikinci yıl bir nebze hafifledim, dedi.
Sayfa 156·Kitabı okuyor
"Umarım, bu mektubu bir sıkıntı dışavurumu ve sizler için bir üzüntü kaynağı olarak okumazsınız. Çünkü gayet doğalcı ve nesnel bir dille yazılmıştır aslında. Çünkü belki de hoşnutsuz olmak için hiçbir neden yoktur bu hayatta, ya da hoşnutsuzluğu ifade etmek için, çünkü her şeyi aşmak gerekir, çünkü belki acı, sevinç, sıkıntı, erinç gibi kavramlar da yoktur ve bunların içerikleri de."
Sayfa 136
Alıntı
Reklam
Reklam