Ve garip odadaki masamda, acıklı haldeki ve bilinmeyen bir memur olan ben, kelimeleri sanki bir ruh kurtarırcasına yazıyorum. Yaşam zevkleri karşılığında ulaştığım statüyle, sürekli taşıdığım esrik küçümsememin mücevheri olan kutsal parmağımdaki vazgeçiş yüzüğüyle, uzaktaki yüksek ve geniş tepelerde olanaksız bir gün batımının yaldızına bulanıyorum.