Amin
10/10
·132 syf.·
2026 18. kitabı
Bu kitap, namazın hayatımızdaki yerini yeniden düşünmemi sağlayan eserlerden biri oldu. Nureddin Yıldız ’ın sade ve akıcı anlatımı sayesinde kitap kendini rahatlıkla okutuyor. Kur’an ayetleri ve hadislerle desteklenen içerik, namazı sadece bir ibadet olarak değil, hayatı şekillendiren bir rehber olarak ele alıyor. Özellikle ibadet planı bölümü benim için oldukça faydalıydı. Namaza yeni başlayanlar, namaz konusunda eksiklik hissedenler ya da ibadetlerini daha şuurlu bir şekilde yerine getirmek isteyenler için yol gösterici bir eser olduğunu düşünüyorum. Ayrıca çocuklara namaz alışkanlığı kazandırma konusunda verilen tavsiyeler ve sahabelerin namaza verdiği değeri anlatan örnekler kitaba ayrı bir güzellik katmış. Kitabı okurken kendimi sık sık muhasebe yaparken buldum. Ezanlar her gün bizleri Allah’ın huzuruna çağırırken bu davete ne kadar karşılık verebildiğimizi düşündüm. Namazın sadece yerine getirilmesi gereken bir görev değil, kulun Rabbiyle buluşması olduğunu bir kez daha hatırladım. Bana göre namaz, insanın hayatına düzen veren, kalbini diri tutan ve zor zamanlarında ona güç veren en büyük nimetlerden biridir. Bu yüzden kitap boyunca anlatılanların yalnızca okunup geçilecek bilgiler değil, hayatımıza taşınması gereken hatırlatmalar olduğunu hissettim. Kısa, öz ve etkili bir eser. Namazla bağını güçlendirmek isteyen herkese gönül rahatlığıyla tavsiye ederim. Rabbim bizleri namazını vaktinde ve huşu içinde kılan kullarından eylesin.
Din
Namaz MuhasebesiNureddin Yıldız · Tahlil Yayınları · 20232,606 okunma
En büyük değişim sadece biraz yavaşlamakla başlar.
10/10
·216 syf.··
2026 27. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2026 08:43
Lütfen kendini dinle. Lütfen kendine zaman ayır. Lütfen içindeki sese kulak ver. …. …. Lütfen acele etme. Lütfen sakin kal. Çünkü yaşamak sakinlik ister. Hayatımızdaki 3S’yi ön plana almamız gerektiğini her şeyin yerinde ve vaktinde güzel olduğunu sade bir dille anlatıyor. Sakinlik Sessizlik Sadelik Yaşamak Sakinlik İster
Alıntı
Yaşamak Sakinlik İsterÖzgür Bacaksız · Destek Yayınları · 20213,505 okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
10/10
·288 syf.··
2026 2. kitabı
Spoiler içerebilir Öncelikle bu yazarın kitabını ilk defa okuyorum. Kitaba ilk önyargıyla yaklaştım ama kitap bana göre fazlasıyla güzeldi. Yazar akıcı ve yalın bir dil kullanmış. Dini kitaplar genellikle zor ve sıkıcı olur. Ama bu kitap tam tersiydi. Önyargılı olma sebebim de buydu aslında benim. Kitabın konusu; seküler bir yaşam tarzı olan baş karakterin zamanla kendi dininin farkına varmasıdır aslında. Hazal karakterimiz fazlasıyla inatçı dediğim dedik ve nazlı, kıskanç bir karakterdir. Haluk ise kimsenin ne dediğini takmayan, çok güzel bir kalbi ve sevdiği kadına değer veren bir karakterdir. ( Hazal ve Haluk evliler). Hazal bu konuda çok şanslı bence. Haluk gibi biriyle evli olduğu için. Günümüzde öyle erkekler bulmak zordur. Günümüzde ki erkeklerin özeti de Hakandır. Kitaptaki en nefret ettiğim karakter Hakan olabilir. Hakan hakkında daha fazla bir şey yazmayacağım ama kitabı okuyunca beni anlayacaksınızdır. Belgüzar Boztepe ve annesi edebiyat hocası Gülistan Boztepe. Yıllar önce lisede Haluk ve hazalla aynı okuldalarmış ve edebiyat yarısı yapıyorlarmış. Belgüzar bu yarısı devam ettirip cok tanınan bi yazar olmuş. Belgüzar çok tatlı bi kadındı yani ben öyle hissettim. Hazal Belgüzar'ı bence bazı bölümler de çok gereksiz kıskandı. Belgüzar dan bahsetmek istiyorum size. İlahiyat fakültesinde kelam bölümünü okumaktadır. Dinine çok bağlı ve tesettürlüdür. Çok güzel bir kalbin var ve Hazal'ın ona söyledikleri cümlelere rağmen o hâlâ Hazal için güzel dileklerde bulunuyordu. Bu arada Hazal Belgüzar'a çok ayıp etti. Keşke düğününe çağırsaydı ama neyseki sonda hatasını anlayıp özür bile dilemesi yaptığı her seyi unutturdu. Neyse ben çok uzattım sanırım. Konudan da sapmış olabilirim. Kitabın sonraları çok aceleye gelmiş gibi hissettim. Haluk'un annesi Derya Hanım eşi Harun
Düşünce
Ezan SesiAhmed Günbay Yıldız · Timaş Yayınları · 2025205 okunma
Puan vermedi·136 syf.··
2026 4. kitabı
·
2783 günde okudu
·
Okunma: 12 Haziran 2026 14:21
@tarik_tufan ın #biradamgirdişehrekoşarak ve #vesenkuşolurgidersin kitaplarının ardından #kekemeçocuklarkorosu okuduğum üçüncü kitabı oldu. İlk okuduğumda iz bıraktığı için okumaya devam etmemden de anlaşılacağı üzere seviyorum kalemini. Çok güzel bir radyo programına konuk oldum bu kitabıyla. Anlattıkları sizden, bizden, hep içimizden ama çoğunlukla sustuklarımızdan derlenmiş. Tebessüm ettiğim de oldu, gözlerimin dolduğu da. Rahmetli Yadigar Ejder... Anlattıklarından sadece biri. Hikayesini bilmeme rağmen, öyle bir hatırlattı ki tokat gibi çarptı. Sahi ne çok gülerdik o dayak yerken. "Yüzleri tanıdık ama adları bilinmeyen insanlar vardır hayatın bir yerinde... Makyajsızlar... Figüranlar... " demiş anlatırken. Hayatımızda da yok mu böylesi insanlar? Okumadıysanız boşuna vakit kaybediyorsunuz derim. Alıntılarımı bırakıp müsadenizi istiyorum. "Gecenin bir vaktinde, bir radyo istasyonunda avuçlarıma doldurduğum kelimelerden hayat izleri arıyorum. Tanımadığım sesler değiyor yüzüme, eskitiyoruz birbirimizi ve bir sözcüğün uğruna gözlerimizi feda ediyoruz. Firari düşlerin gettosu oluyor gece..." "Hayatı bir kitap okur gibi geriye yaslanıp okuyamazsın. Direniş ayakta filizlenir, yürüyüştür ayakta kalmanın besini..." "...çocukların yalnızca yere düşen dondurmalarına, kirlenen pantolonlarına, kırılan bisikletlerine, yırtılan kitaplarına ağlamalarını diliyorum..." "Ben hayatı üniversite de öğrenmedim..."
Kekeme Çocuklar KorosuTarık Tufan · Profil Yayınları · 20198,3bin okunma
Surprise Motherf**kers!
10/10
·719 syf.··
Beğendi
·
2026 25. kitabı
Bu incelemeyi yazmak uzun zaman aldı. Psikolojik olarak o havanın üzerimden kalkmasını beklemem lazımdı. The Butcher's Masquerade belki de serinin şu ana kadar okuduğum EN İYİ kitabı. HALA bu serinin neden bir yayınevi tarafından alınmadığını anlamış değilim. Yani ottan b*ktan o kadar çok şey çevriliyor ki böyle bir harikalar diyarının ısrarla geride kalmasına akıl erdiremiyorum. Uzaylı distopyası ve komedi unsurları içeren böylesine kral bir seri başka nerede var sevgili yayınevi çalışanları? Her neyse... Gelelim biricik Carl ve Donut'ın maceralarına. Beşinci kitap, zindanın altıncı katı; The Hunting Grounds. Namıdiğer Avlanma Alanı. Adından da anlaşılacağı üzere av ve avcı mantığı üzerine kurulmuş, her üç katta bir devasa bir prodüksiyonun zindanı yerinden oynattığı o nadir seviyelerden biri. Carl beyefendinin ilk hamlesi ile kitaba zaten dehşetül vahşet bir giriş yapıyoruz. Yani ilk sayfalardan böylesine yüksek bir aksiyonla başlanılması genel anlamda kitap için bir fikir oluşturuyor. Halihazırda asla aksiyonun bitmediği bir seride aksiyon bu sefer sınırları zorluyor desem yeridir. Biliyorum, şu zamanlarda bu incelemeleri okuyan öyle çok kişi yok. Bir kez daha bunu yayınevlerinin alıklığına veriyorum. Yoksa sekiz kitabı bir hafta içerisinde bitirecek öyle çok manyak var ki... Buraya incelemeleri okuyup kitaplar hakkında biraz da olsa bilgi almak için uğrayacak onca kişi için ben şimdiden tatlı bir girizgah hazırlıyorum kendimce. İyi veya kötü, en azından ben Carl'ın izinden gidiyorum kardeşim. Bir nevi Anarşistin Yemek Kitabı'na bırakılan notlar gibi... Ben de sizin eski zindan gardaşınızım. Gelelim bu kitapta olan genel olaylara. Öncelikle artık diğer gezegenlerden olan uzaylı psikopatlar oyuna dahil olabilecekleri bir alana sahipler. Yani spor niyetine bu
The Butcher's MasqueradeMatt Dinniman · Independently Published · 20221 okunma
Spoiler içerir
Puan vermedi
Kitabın hala etkisinde olduğum için çok uzun yazamayacağım. Öncelikle ön yargıyla başladığım kitap hiç de beklediğim gibi değildi, çok akıcıydı. Psikolojik olması kendisini okumamı bir süre ertelemiş olsa da tam vaktinde okuduğumu düşünüyorum. Süreyya'nın kadın mı yoksa erkek mi olduğunu anlamaya çalışmakla başladığım kitap, sayfalar ilerledikçe beni kendine bağladı. Birçok klasikte olduğu gibi temel konumuz aşk. Onlarca kadından sonra doğru kadını bulduğunu düşünen Necip'in aslında ne kadar yanlış bir kadını sevdiğini görüyoruz. Suat ne kadar melek gibi de olsa, Necip için hayatta ulaşılması en kolay aynı zamanda en zor olan kadın. Aralarında Süreyya diye bir gerçek var... Sürükleyici ve sarsıcı bir aşk hikâyesi okudum. Bana göre eğer kavuşsalardı aşkın ateşi söndüğü zaman yine bu tutkulu zamanlarını özleyeceklerdi. Çünkü aşk saman alevi gibidir. İmkânsız olursa insana zevk verir. Acısı da heyecanı da zevk verir. Kavuşulursa aşk biter, heyecan azalır belki de yok olur. Kavuşamazlarsa da âşıklar şair olurlar. :) Sevgi iyidir, hoştur. Teşekkürler Mehmet Rauf.
EylülMehmet Rauf · Can Yayınları · 202550bin okunma