NEFRET ETTIM BU KITAPTAN
Puan vermedi
hicbir kitabi bu kadar buyuk bir nefretle okumamistim,anlatim asiri bozuk,kitabin icine giremiyoruz,cok fazla bilgi eksikligi var,tarotla ilgili bir arastirma da yaptim hicc alakasi yok,sadece 'luks/pahali' sozleri var,keske bir kumas turu soylenseymis,bronz karakteri abartildigi kadar gizemli degil,birde tereyagli balli ekmek sahnesi var,Hisar Bronz'un onune falan koyuyor falan travmasi varmis,kitap boyunca Hisar'in 'ailem beni sevmedi' triplerini cekiyoruz,gecmisi bizi cok ilgilendirmez okuyucu simdiye bakiyor,her sey cok yanlis bu kitapta,guclu bir orgut bekliyorsun 2 dakika sonra 'Bronz abi' diyorlar CILDIRDIM.
BronzÖzge Naz · Guardian Yayınları · 20242,971 okunma
8/10
·238 syf.··
2026 15. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 07:36
Herkese merhaba Puslu Kıtalar Atlası, okurken beni hem zorlayan hem de etkileyen kitaplardan biri oldu. İlk bölümlerde olayları ve karakterleri anlamakta güçlük çektim. Hatta zaman zaman ne anlatıldığını kaçırdığımı düşündüm. Ancak sayfalar ilerledikçe romanın parçaları yavaş yavaş birleşmeye başladı ve kitabın asıl gücünün burada olduğunu fark ettim. En sevdiğim yanı, olayların tahmin edilemez olmasıydı. Her bölümde farklı karakterlerle karşılaşıyor, her karakterin hikâyeye ayrı bir renk kattığını görüyorduk. Başta birbirinden bağımsız gibi görünen olayların ve kişilerin sonunda ustalıkla birbirine bağlanması beni oldukça etkiledi. Bünyamin'in kendi ölümünü görmesi, bazı bilimsel ve matematiksel çözümlemeler, Kehanet Aynası bölümü, Ebrehe ve Zülfiyar karakterleri ve romanın son kısmı hafızamda en çok yer eden bölümler oldu. Özellikle Uzun İhsan Efendi'nin yaşadıkları beni derinden etkiledi. Son bölümde Bünyamin'e yazdığı mektup ise kitabın en güzel kısmıydı. Bütün bu karakterlerin neden ve nasıl var olduğunu anladığımda kitap bambaşka bir boyut kazandı. O noktada roman sadece bir macera hikâyesi olmaktan çıkıp daha duygusal ve düşündürücü bir hâl aldı. Kitap boyunca sıra dışı olaylarla karşılaşsak da beni asıl etkileyen şey, rüya ile gerçek arasındaki sınırın sürekli belirsizleşmesiydi. Roman, okura kesin cevaplar vermek yerine sorular sordurmayı tercih ediyor. Bu yönüyle kitabı bitirdikten sonra bile üzerine düşünmeye devam ettim. Ayrıca İhsan Oktay Anar'ın dili de romanın atmosferini güçlendiren en önemli unsurlardan biriydi. İlk başta alışması zor olsa da, ilerledikçe o özenli, süslü ve zengin anlatımın hikâyeye çok yakıştığını düşündüm. Kitabı bitirdiğimde aklımda sadece olaylar değil, hissettirdiği düşünceler de kaldı. Özellikle “Dünyadaki en büyük
Puslu Kıtalar Atlasıİhsan Oktay Anar · İletişim Yayınları · 202467,7bin okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
10/10
·296 syf.··
Beğendi
·
2026 90. kitabı
#morsandıktakiyazılar Kitap Adı: Kryon, Yuvaya Yolculuk Yazar Adı: Lee Caroll Çeviri: Semra Ayanbaşı Sayfa sayısı: 296 Kitap türü: Kişisel Gelişim, Parapsikoloji, Gizem Kitaba çok değer verdiğim bir arkadaşımın tavsiyesiyle başladım, bitince tek dediğim şey "waooow" oldu. İnanılmaz muazzam bir kitap PDF formatında olmuş olsada, okunmaya değerdi. Yazar harika bir kitap yazmış, farklı bir kitaba başlamama rağmen, ona ara verip bu kitaba devam etmemi sağlayan değişik kurgulu bu kitabı, çok başarılı buldum. Kesinlikle herkesin okuması gereken bir kitap Kitapta Mike Thomasın kendi arayışını ve ona yol gösteren 7 gizemli ve değişik renkli meleklerin hikayesine konuk oluyorsunuz. Mike Yuvaya dönüş yolculuğunda 7, farklı evi ziyaret eder, kiminde yol haritasına, kiminde yolculuk için gerekli bilgilere, kiminde ise biyolojik tecrübeleri, kiminde saf sevgiyi, kiminde ise yol için gerekli malzeme ve aletleri, kiminde ise sorumluluk neydi, kiminde ise ilişkilere dair yüzleşmeleri ve son olarak kendi değerinin anlamını deneyimliyor Mike. Tüm yol boyunca onu takip eden gizemli ve korkutucu bir varlık onu huzursuz ediyor ve bu varlık aslında onun kendi içindeki karanlık tarafını simgeliyor Her şeyin iyi olduğunu düşünmeyin öyle anlar var ki kitapta insanın kendi hakkında ve hayatı boyunca öğrendiği ezberleri ve taşıdığı yüklerin kimseye iyi gelmediğini fark ediyorsunuz Yazar o kadar güzel yazmış ki, her bir cümlede kendi hayatınız ve yaşadığınız her bir an gelebiliyor aklınıza. Kitaptan bir kaç alıntı: - Sonra onlar kendi evlerine, ailelerinin, köpeklerinin, sevgi dolu çocuklarının yanına giderlerdi. Michael ise onun için neyin nerede yanlış gittiğini düşünürdü. - Bir ruya sizin realitinize benzemeyebilir ama aslında Tanrı'nın realitesine düzenli olarak deneyimlediğimiz her
Yuvaya YolculukLee Carroll · Akaşa Yayın · 20141,013 okunma
Bir kitap ,iki kız çocuğu
Puan vermedi·20 syf.·
2026 171. kitabı
Ayşegül serisini tamamlamak kolay olmadı. Yaklaşık 60 kitaptan oluşan bu seriyi toplarken bazen “Acaba bunları çocukken gerçekten okudum mu, yoksa aynı kitabı tekrar tekrar mı okuyordum?” diye düşündüm. Hâlâ bulamadığım, baskısı tükenmiş birkaç kitap var. Ama aslında mevzu bu değil… Esas mesele nedir biliyor musun yeğen :)) Esas mesele… Bu kitapları kızım için aldığımı söylüyorum ama kimse inanmasın; biraz da kendim için aldım. :)) Ayşegül’le yeniden tanıştık. Bu kez okuyucu olarak değil, anne olarak… Kızımla birlikte seriye Kardeşimi Çok Seviyorum kitabıyla başladık. Onun merakla dinlediği, sorular sorduğu ve hikâyeye kendinden bir şeyler kattığı her an benim için çok kıymetliydi. Sayfaları çevirirken sadece bir çocuk kitabı okumadım; kendi çocukluğumdan da güzel anılar hatırladım. Bir zamanlar severek okuduğum bu kitapları şimdi kızımla paylaşabilmek tarifsiz bir mutluluk. Bazı kitaplar yıllar geçse de değerini kaybetmiyor; nesiller arasında görünmez bir köprü kuruyor. Ayşegül de bizim için o köprülerden biri oldu. Küçüklüğümün kitaplarını şimdi küçüklüğüme okuyormuşum gibi hissediyorum. Bu kadar…
1000Kitap
Ayşegül 01- Kardeşimi Çok SeviyorumGilbert Delahaye · Yapı Kredi Yayınları · 202029 okunma
8/10
·432 syf.··
Beğendi
·
2026 16. kitabı
·
25 günde okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 00:00
Günde 60 paragraf sorusu çözerken uzun soluklu roman okumak hiç akıl işi değildi ama iyi geldi. Kitap okumayı tutku haline getirdiğim süreç cinayet/polisiye romanlarına başlamamla oldu. Hangi yaşta olursanız olun cinayet/polisiye romanlarının akışı sizi alıp götürüyor. Aslında cinayet romanı okumanın da ne yaşı ne de zamanı olmadığını anlamış oldum diyebilirim. Claps’e içim parçalandı, öncelikle bunu belirtmek istiyorum. Ayrıca kitabın türü ne olursa olsun bana mutlaka bir şeyler öğretmesi hoşuma gidiyor. Claps sayesinde artık “afazi” diye bir rahatsızlığı ve bu rahatsızlığın ne olduğunu da öğrenmiş bulunmaktayım. Beyinde yaşanan bir hasar nedeniyle konuşma/anlama bozukluğu diyebiliriz kısacası. Greta’nın yaşadıklarını da sanki bizzat ben yaşadım. Bazen heyecan o kadar doruktaydı ki resmen o anda Greta bendim. İşte tam da bu yüzden özlemişim cinayet romanı okumayı. Karakteri iliklerime kadar hissetmek bana çok haz veriyor. Bu ünlü gazeteci/sunucunun da yaşadığı gerilim dolu dakikalar bana çok iyi geldi. Sensi ise o gudubetliğiyle resmen benim huysuz ve sevimsiz tarafımdı. Her ne kadar çoğu kişinin soğuk nevale olarak adlandırabileceği bir karakter olsa da Sensi gibi insanlar olmasa toplum olarak dağılır giderdik. Biraz da o despot karakterlerin ağırlığına ihtiyacımız var. Uzun zamandır sürükleyici bir roman okumamış ve sürüklemek için can atanlara keyifli okumalar dilerim.
Şah MatMario Mazzanti · Sonsuz Kitap · 20219bin okunma
Puslu Zamanlar
7/10
·264 syf.··
2026 300. kitabı
·
26 saatte okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 18:51
1990’lı yıllarda her şeyin birbirine karıştığı,ölenin de öldürenin de nedeni bilmediği cinayetlerin işlendiği karanlık günleri kurmaca şeklinde anlatan kitap.Murathan Mungan gibi çok yönlü bir sanatçının,yazım süreci 30 yıl sürmüş romanından beklentiler haliyle yüksek oluyor.Başlangıçta gerilim dozu ve karakter analizleri beklentileri karşılasa da devamında uzun ve tekrara düşen zorlama cümleler odak kaymasına neden oluyor.Bir süre sonra,özellikle ikinci bölümde neden romana dahil edildikleri belirsiz karakterlerin doluşması okumayı daha da zorlaştırıyor. Romanın baş karakteri isimsiz tetikçi,işlediği gazeteci Saim Baran(Musa Anter) cinayetinden sonra Diyarbakır’dan Alanya’ya gidiyor.Romanın adı da iki şehir arasındaki uzaklıktan geliyor. Tetikçinin ruh hali ve karakteri muazzam işlenmiş.Tüm karakterler gerçekte var olan kişiler yani aslında gerçekle kurgu iç içe geçmiş.Bazı klişe laflar ve zamansız şiirsellik, romanın gerilim havasını bozup metnin okunmasını zorlaştırıyor.Romanın ortalarından itibaren,bildiğimiz şeyleri tekrar okuyormuşuz hissi oluşuyor.Nihayetinde çetrefilli konusu itibariyle merak uyandırsa da bunu karşılayabilen bir roman olamıyor maalesef.
995 kmMurathan Mungan · Metis Yayınları · 20231,526 okunma