Neyse, ne önemi var, bitkiden, taştan, topraktan, insan, herhangi bir insan durumuna gelmiş olmanın?
(Eğer böyleyse, bir gün aynı tılsımla, kendime, taşa, toprağa; çiçeksem, çiçeğe dönüşürüm olup biter.)
Emniyete doğru yola çıktık. "Gönül Dağı"nın ardından Zeki Müren'in "Gitme Sana Muhtacım" şarkısı çalmaya başladı. İçim acımaya başladı. "Radyoyu kapatır mısınız?" dedim. "Siktir git lan şerefsiz. Babanın uşağı mı var burada!" dedi ve şarkı devam etti.
Ben doğru insanın olduğundan bile emin değilim. Tam tersine sadece inanırsan var olacağını düşünüyorum. Eğer inanırsan bir insanı doğru insan hâline getirebilirsin.
Elinde malın var ise yok belle. Yok ise var belle, ümidini asla çayır çimen gibi soldurma. Dağlar kadar malın olsa, Karun kadar hazinen olsa, nasibinden fazla ne bir kırıntı yiyebilir ne de bir yudum su içebilirsin.
Fakat meleğin kazandığı zafer yalnızca şeytanın acı çekme-
sine neden olmaz: Çünkü ona tesadüfen acı çektirmez, acı çek-
mesi gerektiği için acı çektirir. Zaten başka türlü var olamazdı.
Tıpkı bir taraf zafer kazanmadıkça diğer tarafın acı çekemeye-
cek olması gibi. Meleğin iyiliği nasıl bir iyilik ki kötülük barın-
dırması gerekir? Mikail hangi suçu yüzünden şeytanı cezalan-
dınr, ya da hangi suçu işlemesine engel olmak için onu şişler?
Şans verilseydi, belki şeytan da ona aynı şeyi yapardı. Öyleyse
ikisinin arasında ne gibi bir fark var? Bence mızrağı saplayan
ya da mızrağı yiyen diye bir şey yok; sadece saplamak var.