Puan vermedi·256 syf.··
2021 90. kitabı
·
24 saatte okudu
·
Okunma: 09 Kasım 2021 23:06
Davut'un Mezmurları Yahudilerin kutsal kitabıdır. Kitabın "gökten indiricisi" olduğuna inanılan Kral Davud'a ithafen Davut'un Mezmurları da denir. Mezmurlar kitabı, insanın her ruhta ve her halde kalbini Allah'a çevirmesini ve onu Allah'a davet etmesini istediğini iddia eder. Konusu Allah'ı zikretmek olan ibadet ilahileri olarak bilinen şiirlere bu kitapta sıkça rastlanmaktadır. Kitapdan örnekler verecek olursak; Mez.95: 1 Gelin, RAB'be sevinçle haykıralım, Bizi kurtaran kayaya sevinç çığlıkları atalım,   Mez.95: 2 Şükranla huzuruna çıkalım, O'na sevinç ilahileri yükseltelim! Mez.96: 1 Yeni bir ezgi söyleyin RAB'be! Ey bütün dünya, RAB'be ezgiler söyleyin! Mez.100: 2 O'na neşeyle kulluk edin, Sevinç ezgileriyle çıkın huzuruna! Mez.98: 5 Lirle ezgiler sunun RAB'be, Lir ve müzik eşliğinde! Mez.100: 1 Ey bütün dünya, RAB'be sevinç çığlıkları yükseltin! Bir kısmı yukarıda geçen şekilde .Bir diğer konu Tanrıya olan övgüyle ilgili ; Mez.33: 1 Ey doğru insanlar, RAB'be sevinçle haykırın! Dürüstlere O'nu övmek yaraşır. Her zaman RAB'be övgüler sunacağım, Övgüsü dilimden düşmeyecek.   Mez.34: 2 RAB'le övünürüm, Mazlumlar işitip sevinsin! Ne zamana dek seyirci kalacaksın, ya Rab? Kurtar canımı bunların saldırısından, Hayatımı bu genç aslanlardan. Büyük toplantıda sana şükürler sunacağım, Kalabalığın ortasında sana övgüler dizeceğim. Gibi...... Genel anlamda övgü ve sevinç ilahileri ile ilgili konular var. Dikkatimi çeken bir husus fazla emrivaki bir kul modeli var önümüzde.Uslub olarak Bir yaratıcı değil de anlaşma yaptığı biri var gibi ..Ne bileyim ben Sezar gibi bı haller Biz alışkın değiliz yaani. Buna da yine kitaptan örnek getirmek istiyorum; Ya RAB, benimle uğraşanlarla sen uğraş, Benimle savaşanlarla sen savaş!   Mez.35: 2 Al küçük kalkanla büyük
ZeburKolektif · Andaç Yayıncılık · 2015506 okunma
ALO 1919 DIŞA BAĞIMLILIĞI BIRAKMA HATTI!
Puan vermedi·317 syf.·
2020 101. kitabı
+ Dışa bağımlı mıyız? - Yok canım! Ne bağımlılığı? Onlar bize bağımlı. Bizimkisi dudak tiryakiliği. Özgürlük ve bağımsızlık benim karakterimdir.                       /Başbuğ Gazi Mustafa Kemal Atatürk Çocuklarınızı Padişahçı değil Milliyetçi yetiştiriniz.                                 /Başbuğ Gazi Mustafa Kemal Atatürk Bu millet bağımsızlıktan yoksun yaşamamıştır, yaşayamaz ve yaşamayacaktır.                      /Başbuğ Gazi Mustafa Kemal Atatürk Tam bağımsızlık, bizim bugün üzerimize aldığımız vazifenin temelidir.                  /Başbuğ Gazi Mustafa Kemal Atatürk “Ben, yaşayabilmek için mutlaka müstakil bir mil­letin evladı kalmalıyım. Bu sebeple milli istiklâl bence hayat mesele­sidir.”              /Başbuğ Gazi Mustafa Kemal Atatürk Mustafa Kemal Paşa’nın Türkiye konusunda üzerinde en çok durduğu şey, onun bağımsızlığıdır (istiklâli). Türk gençliğine hitabesinde ‘Muhafaza ve müdafaa’ mecburiyetinden söz ettiği iki şeyden birisi (ve birincisi) Türk ‘istiklâli’dir. 1919 Mayısı’nda, ne diyor: “Türk’ün haysiyet ve izzetinefis ve kabiliyeti çok yüksek ve büyüktür. Böyle bir millet esir yaşamaktansa mahvolsun evladır. Binaenaleyh, ya istiklâl ya ölüm!” #80571992 "Yaşamak isteyen milletimizin isteği tek kelimede özetlenebilir ve gayet meşrudur: Bağımsızlık. Avrupa’nın yöneticilerden ve sermayedar­lardan ayrı olan asıl milletleri, bizim hayatımızı bile çok görmüyorlar. Eğer bugün Fransız milleti ile, İtalyan milleti ile, hatta İngiliz milleti ile düşmanlık halinde bulunuyorsak, bu milletlerin seslerini işittirememelerinden ve kendi yöneticilerinin istila ve sermaye emelleri için bizi yok etmelerine ses çıkaramamalarındandır.”(Başbuğ Mustafa Kemal) ●●● Bu kitap çok değerli yazarlarımız; Attila İlhan Uğur Mumcu Doğan Avcıoğlu Niyazi
Tarih
Atatürkçülük NedirUğur Mumcu · İleri Yayınları · 200385 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Hayal mi gerçek mi?
9/10
·352 syf.··
Beğendi
·
2020 55. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 07 Nisan 2020 20:11
Martin’i tanıyıp da hayran olmayacak kimse yoktur aramızda. Hatta gerçek hayatta bir yerlerde karşılaşıp onunla dost olma hayalleri kuranlar da vardır. Bu büyük ama imkansız olmayan bir beklenti. Çünkü yazarın kendi hayatından yola çıkarak yoğurduğu bir karakter olduğunu diğer inceleme yazılarından öğrendiğimde anladım yabancı bir kahramanla baş başa bırakılmadığımızı. Kahramanımızın hikayesi burjuva sınıfından bir kadına ilk görüşten itibaren tutkulu bir şekilde aşık olmasıyla başlıyor. O kadına yani Ruth’ a değer bir adam olabilmek için şöhret, para, mevki sahibi olması gerektiğine karar vererek zorlu bir mücadelenin ortasına atlıyor. Amacına ulaşmak için kendisine araç edindiği bu yolların onun hayal ettiği gibi üstünlük ve bilgelikten uzak olduğunu fark ettiği an mücadelesi farklı bir boyuta ulaşarak savaş halini almaya başlıyor. Bir aşk masalı tadında başlayan romanımız ilerleyen bölümlerde toplumsal ve bireysel alanlarda derin sosyal ve psikolojik çözümlemelerle kafamızda ampul yanmasına sebep oluyor. Hem de ilk bölümlerde manadan yoksun dili nedeniyle yeterli bilgi alamamaktan ve verememekten yakınan dostumuz Martin’in fikirleri ve çatışmaları nedeniyle. Kitabı bitirdiğimde şu soruyu sordum kendime ‘Martin, analiz yaparken kılı kırk yaran bir akla sahip olmasına rağmen ondaki cevheri ortaya çıkarmak için bir aşk kıvılcımına gerçekten ihtiyacı var mıydı?’ En başından beri bende hiçbir etki bırakmayan Ruth’a böylesine derin bir aşk beslemesini sadece kendisine yaptığı bir haksızlık olarak gördüğümü itiraf etmeliyim. Kitabın başından sonuna kadar bir ömre sığacak duyguları hissetmiş olmam yazarın ender edebi dilinden kaynaklanmakta. Şaşırtıcı olansa kalıplardan uzak edebi bir dil kullanırken gerçeklik olgusundan asla ödün vermiyor oluşu. Martin’in
Edebiyat
Martin EdenJack London · Olympia Yayınları · 2026135,2bin okunma
Puan vermedi·135 syf.··
2020 3. kitabı
O kadarda çekingen olma çekingen insanların zaman zaman duymak zorunda kaldığı bir cümledir bunu söyleyenlerin çekingen olması mümkün değil aksi oldaydı bunun pek mümkün olmadığını bilirlerdi birisine spontene ol yada gül demek gibi birşeydir spontene olmak yada gülmek tek tuşla olmuyorsa çekingenlikte tek komutla kurtulunabilen bir davranış değildir Çekingen olmayanların çekingen olanların hayatlarında ne zorluklarla mücadele ettiğini tahmin bile etmesi zordur çekingen insanlar red edilme başarısız olma korkusu yüzünden yabancılarla konuşma toplantışarda söz alma İlgi odağı olma durumlarından olabildiğince kaçınır.aynı zamanda toplumun açık konuşkan özgüveni yüksek insanlara değer verdiğinin bilincindedir çekingen insanlar bu özelliklere sahip olmayı çok isterler ama bu ellerinde değildir Çekingenlik nedenleri neler çekingenlik ne kadar yaygın çekingenlikle sosyal fobi arasında ki sınıt nerededir çekingen insanlar neden kendini sürekli izleniyor muş değerlendiriliyormuş gibi hisseder günlük hayatında ne gibi zorluklarla karşılaşır bunlardan bahsetmek istiyorum Sizde çekingen insanlardansanız sonra ki zamanda sosyal ortamlarda daha rahat etmenizi özgüvenli davranmanızı sağlayacak pratik öneriler ve alıştırmalardan bahsedeceğim bu kitap tedavi gerektiren sosyal fobisi olan insanlara yönelik olmadığını belirtmek isterim Çekingen insanlara yönelik yer alan zorlukları kendi tecrübelerimden tanıyorum bu yüzden engelleri bu günden yarına olmasada sabır azim ve iyimserlikle aşabileceğimi biliyorum Kişisel yolculuğunuzda inanç ve motivasyon duymanızı gelişimn sizi mutlu etmesini umuyorum. Çekingenlik sayısız tanımı olmasına karşın veya tam bu nedenle bilimsel olarak sınırlandırılması zor bir kavramdır.Büyük ihtimalle Amerikalı sosyal psikolog philip g zimbardonun Kendisini
Kendine GüvenRita Steininger · İletişim Yayınevi · 2019203 okunma
Puan vermedi·124 syf.··
2019 3. kitabı
Çoğumuzun hayalidir belki tüm bunları bırakıp kaçacaksın gidip bi ormana yerleşeceksin işte adam bu hayalimizi yapmış bakalım nasıl olmuş Doppler öncelikle şunu söyleyeyim çok sade hızlı be sürükleyici bi eser var elinizde yani okurken sizi yormuyor öyle hadi hadi okuyayım da bitsin pozuna itmiyor seni. Başarılı ve fakat huzuru bulamamış abimiz olan Doppler bisikletiyle bir gün kaza yapıp ormana düşer daha doğrusu ormana iner çünkü abimiz için orman bir düşme değil de yükselmedir. Başarıyı, kendi seçimlerinden ziyade topluma uymayı , başarı yolunda tükettiği hayatını fark edip her şeyiyle ormana yerleşiyor. Hayatının dibine dinamiti koyup patlatıyor. Hemde öyle ultra zenginken değil bildiğin orta sınıftan biri olarak. Kitabın geri kalanını cidden okuyup başarıya değer vermeyince huzuru ve mutluluğu kendi içinde bulan bi adamı insansız ve yalnız yaşamanın verdiği tatlılığı bongo ve erkek çocuğu ile yaşamına açtığı yeni yolculuğu acaba sadece Norveç mı böyle sıra doğu seferinde. Kitaptaki sorular annesi ölen geyiğin yavrusunu ise beslerken olan durum açlığın vicdani tüketmesi mı Para yerine takası gündeme getirmesi yeniden ortaya gelen güzel bi görüş Ormanı ve kitabın sonunda petrolü insanlığın ortak mirası olarak görmesi bütün savaşlarımızı bitirecek durum Ve son olarak aslında ne kadar komik şeyleri dert ettiğimizi ortaya koyması müthiş bi deha #masamdakiler
DopplerErlend Loe · Yapı Kredi Yayınları · 202412,7bin okunma
8/10
·176 syf.··
Beğendi
·
2018 219. kitabı
·
4 saatte okudu
·
Okunma: 02 Aralık 2018 18:45
"Eine allerliebste Geschichte!" Yani diyor ki "Enfes bir hikaye!" Kitap okuyoruz hepimiz değil mi? Roman, öykü, felsefe, biyografi... Farklı farklı türlerde okuyoruz ama kaçımız "okuma" üzerine düşündü? Bölüm değiştirmemin ve sosyolojiye geçmemin ardından bazı şeyleri fark etmeye başladım. Çok ama çok yetersizdim! Yani sizi bilemem ama ben yetersiz olmayı hiç sevmiyorum. Kitap okumamın bir nedeni de bu zaten. Yazılmış bütün kitapları okumak ve her şeyi bilmek istiyorum (Aramızda kalsın :D ) Okulumda da hocalarla beraber "Kitap Çözümlemesi" yapmaya başladık. Hocam bana şey dedi: "Ömer,kitaplığındaki kitapların çok kaliteli ama biraz da bölüme yönelik okumaya başlamalısın." Tamam dedim yani o kadar sosyoloji kitabım yok kabul ediyorum. Sonra işte biz her hafta bi' kitap okuyup onun hakkında konuşmaya başladık. Benim gibi siz de "Kitap Buluşması" sandınız değil mi? Kitap buluşması değil "çözümleme"olması açıklıyor aslında. Okuma üzerine düşündünüz mü diye sorma nedenim buydu. Yıllarca kitap okuyabilir bi' insan ve ne kadar çok okuduğuna önem verebilir. Ki bugüne kadar ben de ne kadar çok okuduysam o kadar mutlu oldum. Ama "okuma" demek çok farklıymış. Kitabı alıp önüne okuyunca saatlerce, o okuma olmuyormuş... Eline kağıdı kalemi alıp okumalıymışsın, saatlerce düşünmeli ve de kitap ne kadar kısa olursa olsun içinden ne kadar çok bilgi koparabildiğine bakmalıymışsın. Nicelik değil de nitelik önemli diyor ya buradaki bazı arkadaşlarımız. Neden dediklerini anladım şimdi. Kendi adıma konuşmam gerekirse bugüne kadar daha iyi okumaya çalıştım hep ama okumalarım hep "eksik" kaldı. 800-900 sayfa kitapları bile okusam buraya hep duygularımı yazdım. İşte bana şöyle hissettirdi böyle sevindirdi gibi. Tabii üzme ve depresyona sokma kısmı aha çok oldu ama olsun :D Ama aslında
Edebiyat
Amcanın DüşüFyodor Dostoyevski · Can Yayınları · 20174,353 okunma