Herşey, annemin birdenbire birşeylere istek duymasıyla başladı: öğrenmek istiyordu, çünkü o zamanlar, çocukken, birşeyler öğrendiği sıralarda, kendi kendini de duyumsamıştı ‘Kendimi duyumsuyorum’ dendiğindekine benzer bir duyguydu bu. İlk kez bir istek, dahası, söylenen, yinelenen, giderek saplantı halini alan bir istek. Büyükbabamdan, birşeyler öğrenme iznini kopartabilmek için ‘dilendiğini’ anlatırdı annem. Ama sözkonusu olmazdı; reddetmek için el harekederi yeterliydi, düşünülemezdi böyle bir şey.