"Ayrıca bütün dersleri kaçırmıştım.
Ama umrumda bile değildi.
Çünkü kaçırdığım dersi akşam eve gittiğimde telafi edebilirdim ama Varis Adin'in yıktığı güvenin yenisi inşa edilmeyecekti içime. Bir kez daha anlamıştım kimseye güvenmemem gerektiğini. Bu da günün girdiğim tek dersiydi."
Umutlar hayâldir, acılar gerçek
Çileye mahkûmsun, kim ne bilecek
Ya bir kuru selâm, ya bir top çiçek
Salmak istiyorsun, bırakmıyorlar.
**
"Çalış" derler, ayak bağlı, el bağlı
"Konuş" derler, dudak bağlı, dil bağlı
"Kalk git" derler, kapı bağlı, yol bağlı
Kalmak istiyorsun, bırakmıyorlar.
**
Yürü: duvar beton, otur yer beton
Tavana bakarsın “bakma der” beton
- Yağmur kokan toprakların nerede?
**
İnancın cezalı, yüreğin tutsak
Konuşacak yerde çaresiz susmak
- Dudakların, dudakların nerede?
**
Ayrılık, beşerin dünya ölçüsü
Muamma bedenle can arasında
Aydınlık, gözlerin yalancı süsü
Şaşırdım ilk ile, son arasında.
**
Her nereye baksam karşımda duran
Ya yıkanmış sevap, ya kirli günah.
Bir müjdeli haber kalbimde vuran
"Gadir'dir, Rahim'dir, Kerim'dir ALLAH"
**
Nar çiçeği kandır yaralarımız
Ayrıldı can, beden aralarımız
“Ama kurabiyelerim?"
"Kimse yemiyor kurabiyelerini.”
"Beğenmedin mi?"
Şaşırmıştı. "O anlamda demedim."
"Ama beğendiğini de söylemiyorsun. "Beğendim, Ada. Oldu mu?"
"Olmadı. Zorla söyledin şimdi de."
Gülerek kendini yüzüstü yatağa devirdiğinde, şaşkınlıkla kafamı kaldırıp ona baktım. "Vayy! Varis Adin de gülebiliyormuş."