📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
"Bir hayat vardı; şimdi de gidiyor... Gidiyor ve onu tutmak elimde değil... Evet. Ne diye kendimi aldatayım? Ölmekte olduğumu, benden başka herkes bilmiyor mu? Hafta, gün meselesi... Hatta belki de şimdi... Az önce ortalık aydınlıktı, şu anda karanlık... Buradayım. Birazdan oraya gideceğim! Nereye?"
Bazı insanların sırf normal olabilmek için olağanüstü enerji sarf ettiklerini kimse bilmez demiş Albert Camus. Bu sözündeki "bazı insanlar" kümesi aslında kendisini de kapsıyor. Camus, neredeyse yaşamı boyunca depresyondan muzdaripmiş. İnsanlardan izole olmak isteyip bir türlü öyle yaşayamamış. Yabancı'yı da kendisiyle olan iç hesaplaşması olarak kağıda dökmüş olabileceği yönünde söylemler var. Camus da Meursault gibi hayata, eylemlere, duygulara, olaylara, beklentilere ve kendisine yabancılaşmış. Yazarın cümlelerine öyle güzel işlemiş ki beklentisizlik, bir süre sonra kahramanın hissizliğine, duyarsızlığına ciddi ciddi sinirlenmeye başlıyorsunuz. Bu yüzden sıkılanlar olabilir fakat amaç tam olarak da okuyucuya dünyanın manasız, hayat ve toplumun saçma olduğu hissini aktarmak, Meursault'nun içindeki yaşam sıkıntısını bize de hissettirmek. Albert Camus ile tanışmamı sağlayan ve okuduğum ilk varoluşçu eser olan Yabancı'nın bende çok özel bir yeri var. Kütüphanenize ekleyin derim :)
YabancıAlbert Camus
...kendi ruhunu tanıyordu, ruhu onun için değerliydi, gözkapağının gözü koruduğu gibi onu koruyordu ve elinde sevgi anahtarı olmayan hiç kimsenin ruhuna girmesine izin vermiyordu.