Selin

Selin
@varolamayansel
kendi çapında bir okur
Öğrenci
İstanbul
46 okur puanı
Ağustos 2019 tarihinde katıldı
7/10
·67 syf.··
2020 6. kitabı
Tezer Özlü ile bu kitap sayesinde tanışmış olduk. Kafam dağılsın diye normal okumalarımın arasına sıkıştırdığım bir kitap olacaktı, nasılsa 65 sayfa bir şeydi. Fakat bende düşündüğümden daha fazla tesiri oldu. Otobiyografik bir roman olan bu kitapta, yazar hayatını tüm içtenliğiyle bir tuvale çizer gibi anlatmış. Aile ve okul hayatındaki çarpık ilişkileri, kendi içinde yaşadığı kültür çatışmasını, kadın erkek ilişkilerini anlamlandırmaya çalışmasını, akıl hastanesinde kaldığı yılları... Hepsini öyle bir saydamlıkla anlatmış ki. Size tek bir uyarım var, o da hastane kısımlarını okurken psikolojinizin iyi durumda olduğundan emin olun, çünkü insanın omuzlarına ağır bir yük bırakıyor. İnternet'te kitap hakkında yorumları okurken şöyle güzel bir şeye rastladım onu da paylaşayım: "bu kadar güzel yemişler varken insan nasıl ölmeyi düşünür. " cümlesini kurduğumuz andaki yaşam sevincimizden, "ölüyorum, devrimci mücadeleyi bensiz sürdürün." denilecek günlere nasıl gelinir sorusuna çok iyi yanıt içeren cümlelerle bezenmiş.
Edebiyat
Çocukluğun Soğuk GeceleriTezer Özlü · Yapı Kredi Yayınları · 202520,4bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
7/10
·184 syf.··
2020 3. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 23 Ocak 2020 02:20
Fyodor Dostoyevski'nin ilk romanı olan İnsancıklar benim gibi mektup türü sevmeyen bir okuyucu için bile oldukça akıcıydı. Konusundan ziyade Nikolay Gogol'un Palto'sundan izler görmem beni oldukça etkiledi. Dostoyevski, Palto'daki klasik memur tiplemesini, yoksulluğu ve toplum tarafından küçük görülmeyi İnsancıklar'ın temel yapı taşları olarak kullanmış. Bu kitabı Dostoyevski'nin edebî yolculuğunun ilk durağını merak edenler için kesinlikle tavsiye ediyorum.
Edebiyat
İnsancıklarFyodor Dostoyevski · Can Yayınları · 202376,8bin okunma
8/10
·352 syf.··
2020 2. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 13 Ocak 2020 18:48
Geleceğe ilişkin bir kâbus senaryosu olmaktan çok daha fazlası olan 1984 oldukça etkileyici bir kitaptı. Yazarın oluşturduğu ideolojinin ve sistemin ayrıntısı karşısında şaşkınlık içinde kaldım. Oldukça kasvetli, ruh sıkıcı bir havadaydı ki bu da George Orwell'ın amacına ulaştığının bir kanıtıdır. Dinamik bir maceradan çok, üstünde sağlam bir şekilde düşünülmesi gereken bir hikayeydi. Sadece bir kere okumak yetmez, hayatın belirli dönemlerinde tekrar tekrar okunmalı. Ve aslında içinde yaşanılan zamanla arasında ne kadar ince bir çizgi olduğu fark edilmeli.
1984George Orwell · Can Yayınları · 2023199,9bin okunma
8/10
·280 syf.··
2019 20. kitabı
·
19 günde okudu
·
Okunma: 16 Eylül 2019 13:21
İncelememin tümü için : selinsartdiary.blogspot.com/2019/09/dorian-... Oscar Wilde ile tanışmama vesile olan Dorian Gray’in Portesi size bir şeyler kattığını, sizi sorgulamaya ittiğini net bir şekilde hissedebileceğiniz bir kitap. Olaylar çoğunlukla Dorian, Basil ve Lord Henry adlı üç karakter arasında geçiyor. Oscar Wilde bu karakterleri “Olduğum kişi, insanların olduğumu sandığı kişi ve olmak istediğim kişi” olarak tanımlıyor. Birçoğu Lord Henry tarafından yapılan sanat, güzellik, zevk, yaşam, ruh, yaşlanmak kavramlarına dair bir sürü analiz, tanım ve tespitler var. Tam bir hedonizm yanlısı olan Lord Henry’nin her hareketin zevke hizmet etmesi gerektiğini savunan düşüncelerini okurken çoğu zaman onu haksız buldum. Fakat yine de bu düşüncelerin ilmek ilmek Dorian Gray’in yeni kişiliğini ördüğünü görmek güzeldi. Wilde betimlemelerle çok güzel bir tat katmış eserine. Yalın bir anlatıma sahip olmasının yanında karşılıklı konuşmalar oldukça derindi. Devamı blogda :) Dorian Gray'in Portresi Oscar Wilde
Edebiyat
Dorian Gray'in PortresiOscar Wilde · Can Yayınları · 201999bin okunma
10/10
·163 syf.··
2019 18. kitabı
Hani güzel bir kitabı bitirdikten sonra kapatıp sindirmek için birkaç saniye boyunca kapağına bakıp durursunuz ya. İşte bitirdikten sonra yaşadığım tam anlamıyla buydu. Sabahattin Ali’nin yarattığı kurgusal evrende kaybolmamak, kendi bedeninizden çıkıp karakterlerinkine geçmemek elde değil. Kendimi kah Maria Puder’in yerine koydum kah Raif Bey’in yerine. Bu kadar sevmemin bir nedeni de herhalde karakterlerde kendimden parçalar bulmamdı. Raif Bey gibi ruhumu herkesten saklıyor, Maria Puder gibi de inanacak birilerini bulmak istiyorum. İşte bu noktada da Sabahattin Ali’nin karakterleri inci gibi işlemesi devreye giriyor. Özellikle gençlerin kendileriyle bağdaştırabilecekleri, zihinlerinin örtüşebileceği karakterler yaratmış. Olaylar ilerlerken kafamdaki merak hep canlı kaldı. Teker teker düğümler oluştu, ben “Nasıl, neden?” derken Sabahattin Ali sona doğru tüm düğümleri teker teker çözdü. İnsan, sevgi, yalnızlık, yabancılaşma temalarını işleyen Kürk Mantolu Madonna’nın ana fikrini Sabahattin Ali çok güzel bir şekilde açıklamış: “Dünyanın en basit, en zavallı, hatta en ahmak adamı bile, insanı hayretten hayrete düşürecek ne müthiş ve karışık bir ruha maliktir! Niçin bunu anlamaktan bu kadar kaçıyor ve insan dedikleri mahluku anlaşılması ve hakkında hüküm verilmesi en kolay şeylerden biri zannediyoruz?” Kürk Mantolu Madonna Sabahattin Ali
Edebiyat
Kürk Mantolu MadonnaSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 2025375,8bin okunma