geldik vesselam
youtu.be/LtNvgKANzjc?si=... Kainatın ezelinde Ağaçların gazelinde Zikirlerin güzelinde Sen varsın sen varsın Zikirlerin güzelinde Sen varsın sen varsın Ayın günün doğuşunda Kelebeğin uçuşunda Sen varsın sen varsın Ayın günün doğuşunda Kelebeğin uçuşunda Sen varsın sen varsın Canım Ahmet Muhammed Aleykesselam Canım Ahmet Muhammed Aleykesselam Şefaat diye Geldik vesselam Şefaat diye Geldik vesselam
Din
Bir ‘İyiyim’ Kelimesinin Arkasında Neler Saklı..
Bir insan ne zaman gerçekten yorulur biliyor musun? Gece geç saatlerde değil… Saatlerce çalışınca da değil… Herkese yetişmeye çalışırken bile değil aslında. İnsan en çok, içinde biriktirdiklerini kimseye anlatamadığında yorulur. Ben bunu çok geç fark ettim. Bir gün yine herkesin arasında oturuyordum. Gülüyordum hatta. Şakalar yapıyor, normal görünmeye çalışıyordum. Kimse anlamasın diye ses tonumu bile dikkatli ayarlıyordum. Çünkü insan bazen üzgün görünmekten bile korkuyor. “Abartıyorsun” derler diye. “Sen de her şeyi kafana takıyorsun” derler diye. Ama içimde… kimsenin görmediği başka biri vardı. Sürekli savaşan biri. Her gece kendiyle konuşan, herkesi mutlu etmeye çalışırken kendini unutan, birinin “Nasılsın gerçekten?” demesini bekleyen biri… Ve işin en kötü kısmı ne biliyor musun?
Duygular
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
“Kitap okurum : içinde sen varsın, şarkı dinlerim : içinde sen. Oturdum ekmeğimi yerim : karşımda sen oturursun, çalışırım : karşımda sen. Sen ki, her yerde «hâzırı nâzır»ımsın, konuşamayız seninle, duyamayız sesini birbirimizin : sen benim sekiz yıldır dul karımsın...” Nazım Hikmet Ran
Şiir
Sadece para kazanmak maksadıyla sıradışı kapaklar ve başlıklarla yazan yazarları demiyorum ama gerçekten nitelikli olup popüler olan yazarlar var mesela Sabahattin Ali, Zülfü Livaneli vb. bir kesim de var sureklı bunları eleştiriyor neden: "çok okunuyorlar, herkes okuyor, herkesin okuduğunu okumayın..." zaten kitaptan anlayan insan popüler kitabında edebi değerini az buçuk hesaplar 'su yazar gerçekten şişirilmiş ve bana pazarlanmış' veyahut 'evet bu yazar gerçekten de nitelikli yazıyor ve biz bunu millet olarak sahiplenmeliyiz' diyebilecek kapasitede olandır böyle biri değilse de zaten bu kitapları okuyarak kitap okumayı sevecek ve kitap zevkini oluşturmaya başlayacaktır, varsın bütün dünya Kürk Mantolu Madonna okusun herkesin anladığı farklıdır kendisi 3-5 kişinin okuduğu bir kitabı okuyunca marjinal mi oluyor entelektüel mi oluyor tamam onları da okuyalım ama popüler kitap okuyanlara da zevksiz demeyelim.
1000Kitap
İyi ki varım dimi jsjdjdjdjdjdjd Sizde iyi ki varsınız 🎀 İrem İREM İYİ Kİ VARSIN 💗💞💗💞💗💞😻💞😻
'İNCİ' Bana bir ilki daha yaşattın...
65. BÖLÜM 🌹İnci🌹 Zaman, en sevdiğimiz şarkının nakaratı gibi hızla akıp gitmişti. İki gün, sanki parmaklarımın arasından süzülen su misali geçti; hem çok hızlı hem de ruhumu dinlendiren bir neşeyle... Eğer önümde bu kaçınılmaz Almanya seyahati olmasaydı, Aslı’nın benim evden işe gitmesi için şartları zorlar, Zeynep teyzeyi biraz daha kalmaya ikna kabiliyetimle razı ederdim. Ama kaderin rotası çoktan çizilmişti. Veda vaktine yaklaşırken sohbetin de muhabbetin de tabiri caizse dibine vurduk. Kapanış perdesi ise, Serkan’ın ailesinin ne zaman "hayırlı bir iş" için kapımızı çalacağı meselesiyle açıldı. Zeynep teyze, şefkatli sesiyle son noktayı koydu: "İyi, güzel... Evlenme teklifi etti ama öyle isteme olmadan, nişan takılmadan olmaz bu işler İnci kızım." Mahcubiyetle karışık bir savunma refleksiyle, "Tabii ki teyzeciğim," dedim. "Ama çok yoğun. Bir müsait olsun, illaki olacak. Ben şimdi durduk yere 'ne zaman beni istemeye geleceksiniz' diyemem ki... evde kalmışım gibi!" Aslı, fırsatı kaçırır mı? Hemen atıldı söze: "Ayol turşunu kurmamıza az kalmış, sen hâlâ naz yapıyorsun! İnci Hanım, lütfen biraz hızlanın ama rica edeceğim beni de geçmeyin!" Gülüşmeler, şakalar geride kalırken kalbimde bambaşka bir gürültü kopmaya başladı. Heyecanlıydım, hem de nasıl... Ama bu heyecanın arkasına sinsice gizlenmiş devasa stres kütlesi vardı. Bu yaşıma kadar uçağa hiç binmemiştim. Şehirler arası yollarda ya otobüsün cam kenarında hayallere dalmış ya da arkadaşlarımla direksiyon sallayarak yolun tozunu yutmuştum. Zaten seyahatim bir elin beş parmağını geçmezdi. Şimdi ise demir yığınının içine girme fikri göğsümün tam üzerine ağırlık gibi çökmüştü. Kapalı alan korkusu mu demeliydim buna, yoksa istediğim an "İnecek var!" diyememenin getirdiği
1000Kitap