Merve

Merve
@vaveyyla
*İnsanlar uzaktan çok iyiler, ne olur benden uzak durun ... ** Herkesi umursamıştık da şu dünyada bir tek kendimizeydi boşvermişliklerimiz...
1421 okur puanı
Haziran 2017 tarihinde katıldı
Bir iç dökümü satırlar...(2)
Babalar günün kutlu olmasın. "Bazen sana kırgın olduğumu unutup özlüyorum." Merhaba baba, nasılsın? Ben mi ? Ben senin eline hiç geçmeyecek de mektubu yazarken pansumanını yapıp, dikiş attığım yaralarımı deşmekten dolayı paramparçayım. Bu mektubu yazmak benim için hiç kolay değil.Hatırlar mısın bir kere de doğum gününde yazmıştım sana... Neyse seninle konuşmayalı çok uzun zaman oldu. Arada böyle yazıp yaramın içindeki irini akıtıyorum işte... Merak etme tekrar yaparım ben pansumanımı, artık kapatamam bu yarayı biliyorum . Yarası "Baba" olunca bir insanın hiç iyileşemiyormuş. Ben de alıştım ve bu şekilde yaşamayı öğrendim ne yapalım... Ne uzun zaman oldu tam 13 sene... Dile kolay ama kalbe ömür gibi... Şimdi ise babalar günü diye kırgınlıklarımı, hayal kırıklarımı aldım önüme senelerdir sustuklarımı, anlatamadıklarımı biraz olsun anlatıp içimi dökme derdindeyim. Şimdi belki görüşmüyoruz, konuşmuyoruz 13 senedir. Birbirine yabancı insanlar gibiyiz ama bir zamanlar baba-kızdık... Ne yaparsam yapayım o bağın izlerini söküp atamıyorum kalbimden.Bu duygusal bağı koparamamak ama onu da taşıyamamak o kadar ağır ve zor ki...Sana dair bazı şeyler hâlâ çok canlı içimde ama insan beyni o kadar tuhaf ki çoğu anıyı da acıtıyor diye sildi ve sana dair çoğu şey acıttığı için iyiler ve kötüler birlikte yok oldu... Fakat dedim ya hâlâ içimde bir yerde o kadar canlı bir şekilde varsın ki her gün canımı acıtıyor. İçimde kopan fırtınalara rağmen bazen mektupla geliyorum sana bazen bir iki dizeyle çünkü seni hayatımdan, aklımdan silmek istesem de o sen boşluğunu dolduramıyorum. Senden özür beklemiyorum, özür de dilemeyeceğim..Hatta o kadar kırgın ve kızgınım ki aramızdaki bu kırgınlık bitsin diye tek bir adım bile atmayacağım. Ama seni affetmeye çalışıyorum senin için değil kendim
Merve
Seninki, mezar basında tutulan bir yas değil; seninki, sağ olan bir adamın sessizliğinde verilen bir hayatta kalma mücadelesi. Babasının varlığıyla yokluğu arasında sıkışıp kalan kız çocukları, dünyanın en ağır yükünü taşır.Bir babanın sevgisiz biraktığı o kız cocuğu, bugün kendi ayakları üzerinde duran en güçlü kadındır. Çünkü o, en büvük fırtınayı daha kendi evinde, en güvendiği limanda atlatmıştır...
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Bir iç dökümü satırlar...
Bugün 24 Ekim... Her gün gibi takvimden kopan bir yaprak daha... Herkes tarihi biliyordur. Ama bu tarih benim için çok farklı 7 senedir bu tarihte kalbim yanıyor sanki patlayan bir volkan gibi... Neden mi? Bugün benim ilk aşkımın, prensimin yani aslanlar gibi iki kız babasının* doğum günü. Bizim hiç öyle sürpriz pastalar kestiğimiz, babasının doğum gününde pastanın mumları üflediğimiz günlerimiz olmadı... (*oğlan delisi olan babaların aslan oğlum lafına karşı benimkinin kullandığı kelime) Kırgınım, küskünüm. Nefret ediyorum ve seviyorum, deliler gibi de özlüyorum... Hatta belki de en çok özlüyorum, kızgınlığım da buna izin vermesine... Ve ben çok unutkanım, hiçbir anım yok çocukluğuma dair... Hiçbir kötü anı... Hiçbir güzel anı... Bazen bazı seçimler aynı zamanda vazgeçişlerdir... Ben kötü anılarımı sildim; yanında iyi anılarımdan vazgeçerek... Ve uyku... Sonsuz uyku beni bulana kadar en büyük kurtarıcım, bana verilmiş en büyük merhem. Çünkü uyuyup sabah uyandığımda geceden eser kalmazdı, geçerdi... Her şey geçerdi... Gerçi o zamanlar geçen tek şeyin çocukluğum olduğunu bilmeden geçirmişim yıllarımı... Küçükken sadece dizlerim yara değildi benim... Dileklerim, kalbim, umutlarım, hayatım... Her şey yaralıydı... Bir zehirdi yaşamam ve benim panzehirim senin ellerindeydi... Kırılan kol misali, kırık yer yapmıştı dizlerime; hayatın en küçük cilvesinde yara olan dizlerimi artık hiçbir oksijenli su hiçbir batikon iyileştiremiyor... Ben çocuk yaşta hayat savaşımda komutansız kaldım. Kızgınlığım kime onu da bilmiyorum hayata mı, babama mı, kendime mi...? Ben hep özendim, imrendim en çok da kıskandım, ilk aşkı babası olan kızları... Onlar babaları ile gezerken kalbimdeki onlarca balonun ipini bıraktım, uçurdum gökyüzüne... İki damla gözyaşı bıraktım toprağa belki bir
Merve
" Pek de hatırlamıyorum zaten... Çok küçük değildim aslında ama nasıl örttüysem üstünü babamı silicem derken bütün geçmişimi silmişim işte. Hayal meyal hatırlıyorum çocukluğumu." *Bize bir şey olmaz*
Olduğum yerde olmak istemiyorum ama Olduğum yerden çıkıp gidemiyorum da.
Merve
Bazen bir cümle kitabı okumak için aklınızı çelebilir.
Bir iç dökümü satırlar...(2)
Babalar günün kutlu olmasın. "Bazen sana kırgın olduğumu unutup özlüyorum." Merhaba baba, nasılsın? Ben mi ? Ben senin eline hiç geçmeyecek de mektubu yazarken pansumanını yapıp, dikiş attığım yaralarımı deşmekten dolayı paramparçayım. Bu mektubu yazmak benim için hiç kolay değil.Hatırlar mısın bir kere de doğum gününde yazmıştım sana... Neyse seninle konuşmayalı çok uzun zaman oldu. Arada böyle yazıp yaramın içindeki irini akıtıyorum işte... Merak etme tekrar yaparım ben pansumanımı, artık kapatamam bu yarayı biliyorum . Yarası "Baba" olunca bir insanın hiç iyileşemiyormuş. Ben de alıştım ve bu şekilde yaşamayı öğrendim ne yapalım... Ne uzun zaman oldu tam 13 sene... Dile kolay ama kalbe ömür gibi... Şimdi ise babalar günü diye kırgınlıklarımı, hayal kırıklarımı aldım önüme senelerdir sustuklarımı, anlatamadıklarımı biraz olsun anlatıp içimi dökme derdindeyim. Şimdi belki görüşmüyoruz, konuşmuyoruz 13 senedir. Birbirine yabancı insanlar gibiyiz ama bir zamanlar baba-kızdık... Ne yaparsam yapayım o bağın izlerini söküp atamıyorum kalbimden.Bu duygusal bağı koparamamak ama onu da taşıyamamak o kadar ağır ve zor ki...Sana dair bazı şeyler hâlâ çok canlı içimde ama insan beyni o kadar tuhaf ki çoğu anıyı da acıtıyor diye sildi ve sana dair çoğu şey acıttığı için iyiler ve kötüler birlikte yok oldu... Fakat dedim ya hâlâ içimde bir yerde o kadar canlı bir şekilde varsın ki her gün canımı acıtıyor. İçimde kopan fırtınalara rağmen bazen mektupla geliyorum sana bazen bir iki dizeyle çünkü seni hayatımdan, aklımdan silmek istesem de o sen boşluğunu dolduramıyorum. Senden özür beklemiyorum, özür de dilemeyeceğim..Hatta o kadar kırgın ve kızgınım ki aramızdaki bu kırgınlık bitsin diye tek bir adım bile atmayacağım. Ama seni affetmeye çalışıyorum senin için değil kendim
Merve
Öyle çok özledim ki onu tarifi yok bunun. Karşıma dikilip "ben geldim" dese, dizlerimin bağı çözülür, hüngür hüngür saatlerce ağlarım. Ama yine de affedemem. Çünkü en çok ihtiyacım olduğunda beni ondan vazgeçmek zorunda bırakışını unutamıyorum.