2021 yılında almışım kitabı...
İlk burda adını görünce vıcık vıcık bir aşk romanı sanmıştım, tabi o zamanlar Ayfer Tunç'u bilmiyorum. Kapağı da bu fikrimde baya etkili olmuştu. Sonra yorumuna güvendiğim bir okur okuyup güzel demişti hatırlıyorum, ondan sonra almıştım kitabı. Daha sonra bu senenin başında (nisan ayıydı sanırım) bir okuma grubu ile başladığım kitap bu aya kadar elimde süründü. En son inat ederek Yaren ile bitirdik onun elinde de sürünüyormuş çünkü :) gerçi o bana depar attı ben baya bir zaman daha süründüm ama neyse:))
Neyse geleyim kitap düşünceme;
Ayfer Tunç 'u bu kitapla tanısaydım düşüncem ne olurdu kestiremiyorum, iyi ki okuduğum ilk kitabı olmamış.
Ya konu çok güzel, kurgu çok güzel ama nedense olmayan, içime sinmeyen bir şey oldu kitapta, bazı yerler çok çok havada kaldı. Zaten okuyamama durumu içinde olan ben bu kitap ile zirveye çıktım resmen. Millet ayda ortalama en az 10 kitap okur, ben nerdeyse 10 aydır bu kitabı okuyorum. ( Yine de kendimi yerden yere vurmayayım 2 kitap okudum arada:D )
Yazı kısmını okurken o kadar zorlandım ki Umut içimdeki bütün umudu bitirdi. Aslında konu o kadar güzel ki hastalıktan önceki hayatı, işini falan anlatmış olsa, bize Umut'u azıcık tanıtsaydı hastalığın onu nasıl karamsarlığa soktuğuna hazırlasaydı okuyucuyu. Zaten iliklerime kadar Umut'taki o geri dönülmez hastalığın verdiği karamsarlığı, zoraki kabullenmişliği hissettirdi yazar.
Yazı bölümü hiç akmadı çok sıkıldım, tura bölümünün de gereksiz detaylar verildiği yerler olsa da biraz daha okunabilirdi.
Bir okur inceleme yazarken kitabın adının "AŞIKLAR ÖLÜDÜR YA DA YAŞAM VE ÖLÜM" olabileceğini savunmuş aslında ne kadar güzel bir isim olurmuş kitap için kitaptaki herkes ha intihar etti ha edecek diye okudum kitabı, bunun sebebi benim de içimdeki karamsarlık mı
Kitap Tuna karakterinin bugün ve çocukluğunun anlatıldığı bölüm olarak çift zamanlı olarak yazılmıştı.
Tunanın çocukluk kısmı Ada Ada diye yanıp tutuşurken bitti.
Bugün ise, hâlâ bir muamma acaba gerçek miydi yoksa rüya veya halüsinasyon muydu? Naif Tuna'ya tüm yaşadıkları ağır mı gelmişti?
Evden gerçekten savaşa mı gitmişti yoksa arka kapakta annesinin dediği gibi ambulansla mı götürüldü?
Eğer savaşa gittiyse mektupta yazılanlar neden kısmi olarak doğruydu; savaşa gitmediyse gerçekte olan olayları Tuna nasıl karabasanına(!) konuk etmişti ve birebir aynıydı.
*Bu yumurtalardan hangisi daha büyüktü, kabartma tozu pastayı ne kadar kabartırdı, krema nasıl böyle güzel kokardı ve babam böyle pasta yapmayı nereden öğrenmişti?...*
Ay bu başka bi soru silsilesiydi
Kitabın karakter analizleri yapılırken kesinlikle annesinin de konuşması lazımdı.
Ya da annesinin ağzından son bir bölüm daha olmalıydı.
Peki kitabı beğendim mi?
Bu kitabı okumaktansa başka bir kitabı okumayı tercih ederdim şahsen. Bazı tekrarlar vardı çok gözüme batan. İç savaş kısmının bi bölümünde çok sıkıldım, çocukluk bölümleri nazaran daha kolay aktı gitti. Yine de sonu gerçekten bir sonuca oturtulmuş olsaydı, kitabın kafa yakan kısmı bir ters köşe olsaydı; okur olarak tatmin olabilirdim.
Yalnız adı ve kapağının maviliği falan güzel pazarlıyor kitabı şimdi hakkını vermek lazım.
"Okyanus böyle vahşi ve acımasız olurken zavallı kuşlar niye böyle narin ve güzel yaratılmış acaba?"(syf;26)
Her ne olursa olsun sen mücadele et...
Asla vazgeçme...
Kimse için değil; kendin için yap bunu...
Kimseye kendini kanıtlamak zorunda değilsin ama kendin için yaparsan belki yorgun, belki bitkin, belki yaşlı olursun ama en azından mutlu olursun...
Ölüm olmadığı sürece hep bir yolu var!
....Kitabı okumayanlar için merak bozanlar olabilir...
Geçimini denizden sağlayan yaşlı bir balıkçının üç günde başından geçen serüvenlerin anlatıldığı bu kitap oldukça kolay okunan cümlelerle yazılmıştı. Ayrıca benim elimdeki kitabın puntosu çok büyük olduğu için çok kolay bitti bu yönden biraz sayfa israfı olmuş, daha küçük punto ile daha kısa kitap haline getirilebilirdi.Benim okuduğum yayınevinin çevirisi de kötüydü pek zevk alamadım.
Kitabı okurken balıkçı ile ben de birlikteydim sanki. Balığı tuttuğunda onunla heveslendim, misina gerilediğinde ben de gerildim acaba kopacak ve balık kaçacak mı, bunca çaba boşuna mı diye. İhtiyar yılmadı etmedi sonunda başardı.
Akıcı kolay okunan ve insanı meraklandıran bir kitap oldu benim için. Bir yazar bu kadar az bi konu ile nasıl okuyucuyu sıkmaz diye düşündüm bitince. Tam kararında olmuş uzunluk, az daha uzasa sıkabilirdi sanki.
Eğer bi kaç saatlik bir okuma yapıp kendinizi motive etmek isterseniz tercihiniz bu kitap olabilir.
Kitaplarla kalın...
"Keyifli okumalar diler, böyle güzel bir mecrayı bizlere sunduğu için 1K ekibine teşekkür ederim."
Bu kitabı para verip alsaydım kesin şu anda ağlıyor olurdum...
Kesinlikle artık kitapların ilk cümlesine kanmayacağım.
Her ne kadar kitaplar hakkına iğrenç sözünü kullanmak istemesem de bu kitap bana "Hayatımda okuduğum en iğrenç kitap" dedirtmeyi başardı.
Kitabı 30 sayfa zor okudum, kaç gündür elimde süründü. Belki güzel bir kitaba başlasam şimdiye kadar iki veya üç kitap biterecekken şuan kendimi zorlayarak okumaya çalışmama rağmen yarım bıraktığım bir kitap oldu.
İlerleyerek okuyayım belki okunacak hale gelebilir dedim ve 100/150 sayfa atlayarak okudum; daha da iğrençleşti.
Resmen üvey iki erkek kardeşin arasındaki çekişmeli kız muhabbeti (anladığım kadarıyla) yok biri bazı yetilerini(!) kaybetmiş de bu konularda iyi olan üvey kardeşi ona eski takıldığı arkadaşlarını getiriyor, ortam ayarlıyormuş.
Yazdıkça nefretim çoğalıyor kitaba karşı. Kitaplığımda bile tutmayacağım direk geri dönüşüme....
Beğendiğim bir kitaba inceleme yazayım desem bu kadar satır yazamazdım...
Yolunuz güzel kitaplara düşsün....
İyi okumalar...
Nerde çavdar!
Nerde tarla!
Nerde çocuklar????
Kitabın ismi aslında çok ilgi çekici, insan eline aldığı zaman acaba neden bahsediyor diye üstüne yorum yapmadan duramıyor.
Ne bileyim böyle bir kaç iyi anlaşan çocuklar ve işte yaramazlıkları gibi böyle güzel kurgulu falan olduğu aklıma geldi ama kitap hiç de öyle değil...
Ergenliğe girmeye çalışan bir erkek çocuğunun yaşadığı, hatta savrularak sürdürdüğü üç beş gündeki içsel duygularını kendi ağzından dinliyorsunuz.
"... hep, büyük bir çavdar tarlasında oyun oynayan çocuklar getiriyorum gözümün önüne. Binlerce çocuk, başka kimse yok ortalıkta- yetişkin hiç kimse, yani- benden başka. Ve çılgın bir uçurumun kenarında durmuşum. Ne yapıyorum, uçuruma yaklaşan herkesi yakalıyorum; nereye gittiklerine hiç bakmadan koşarlarken, ben bir yerlerden çıkıyor, onları yakalıyorum. Bütün gün yalnızca bu işi yapıyorum. Ben, çavdar tarlasında çocukları yakalayan biri olmak istedim. Çılgınca bir şey bu, biliyorum, ama ben yalnızca böyle biri olmak istedim." kitabın isminin burada yazan sözlerden esinlenerek verildiğini düşündüm aslında isim için seçim güzel ama içerik daha iyi olabilirdi. Yani kitap benim için azcık vasattı...
Kitapta bir çok satırın altını çizip çok çok beğendiğim alıntılar da bulmadım değil ama bir yerlerde eksik kaldı...
Üzgünüm bende güzel bir anı bırakamadın canım kitap...