Neyse benden duyun madem, okumak öylesine olan, basitçe olagelen bir şey değildir. Okurken anlamak, keyif almak hatta okuduklarından öğrenebilmek için mental sağlığın asgari düzeyde iyi olması elzemdir. Örneğin baş edebileceğinden fazla kaygı, stres faktörü, odaklanma ile ilgili sıkıntı vb olduğunda okurken birinci derecede etkilenen hipokampüs beyin bölgesini ketlenir, böyle zamanlarda okuyamaz, okuduğunu anlamaz ya da okusa da keyif alamaz olmamız bundandır. Yani beyin kontak kapatır, o ara pedallara asılmanın bir hükmü yoktur.
bu haklı isyanını ve tespitleri okuyunca, tam 10 gün önce (10.06.2026) yazdığım şu ileti aklıma geldi: #305995947 Grekov iletisinde diyor ki: "tabii uygulamayı kitap okumanın yanında herhangi bir sosyal medya gibi kullananlara, kullanacaklara, kullanmak isteyenlere göre bu güncelleme yapılmamışsa.. bence bu düşüncelerden hareketle yapılmış bu güncelleme.." Tam da bu konunun temelinde yatan sebebi 10 gün önce şöyle açıklamıştım: "1000Kitap bu türlü etkileşimlerin tadını buradan almış: #247848504 Bu iletisi instagram ve wattpad'in kapatıldığı günlerde açıldı. Yani 1000Kitap başka platformlardan kitle çekebildiğinin farkında olduğu gibi bu kullanıcıların etkileşimlerinin fazla olduğunun da farkında." Yine Grekov'un bahsettiği, uygulamanın seviyesini düşüren "popüler sekmesindeki on binlerce kişiyi takip eden, takibe takip yapan profiller" tespiti için de o günkü yazımda şu kitleyi işaret etmiştim: "O kullanıcıların çok çok büyük bir kısmı ergen ve sosyal medyayı vitrin gibi kullananlar ya da düz aşağı kaydıranlar. Burada 2-3 satırlık alıntıları bile okumuyorlar. Size özel akışta gezerken de hep aynı kullanıcı profilleri görüyorum: dm gel, gruplaşma var, aşk acısı vb. Mesela bu iletilerin beğeni ve etkileşim sayısı yüksek." 1000Kitap kendi özgünlüğünü koruyarak nitelikli okur kitlesiyle ilerlemeyi değil farklı sosyal medyaların mekaniklerini (hikayeler, videolar, limit-etkileşimler) kopyalayarak o sosyal medya kullanıcılarını bu platforma çekmeyi tercih etti. Şu an platformun yaptığı birçok "inovasyon" da ne yazık ki okumayı teşvik etme yönünde değil bu etkileşim bağımlısı kitleyi içeride tutma yönünde ilerliyor.
1000Kitap

Grekov Kafkayevski

@Grekov_Kafkayevski
·
sanırım uygulamada yapılan son güncelleme ile 'yeni okur'luk kalkmış.. şu an sadece okur, sıkı okur kategorileri var.. kaldı ki bu iki kategori arasında birinciden ikinciye geçiş de oldukça kolay.. sıkı okur olmak için, -yedi ve üzeri okur puanı olmalı, -uygulamaya kayıt süresi otuz gün ve üzeri olmalı, -üç ve üzerinde kitap incelemesi olmalı, -on beş ve üzeri kitap alıntısı olmalı, -okunan kitap sayısı yirmi ve üzeri olmalı.. uygulama kullanıcısının sıkı okur olması için önündeki -bence- tek geçici engel uygulamaya kayıt süresinin otuz gün olmasını beklemek.. bunun dışında diğerlerinin hepsini aynı gün içerisinde yapabilir.. bunu neden belirttim, şunun için; uygulamada -sanırım- son güncelleme sonrası uygulama özellikleri hususunda sıkı okurlara tanınan haklar, verilen özgürlükler şu şekilde, -sayılar günlük bazda- -içerik resmi yükleme - 150, -okur etiketleme - 50 -mesaj isteği oluşturma - 25 -mesaj resmi gönderme - 700 -sesli mesaj gönderme - 400 -vidYolu mesaj gönderme - 150 -yorum yapma - 600 -okur takip etme - 500 -gönderi beğenme - 5.000 -gönderi tekrar paylaşma - 400 -gönderi alıntılama - 300 -profil resmi yükleme - 150 -iletiye resim ekleme - 150 -vidYo yükleme - 20 -ileti paylaşma - 250
Reklam
#YKS2026 #YKS2027
#YKS2026 bilindik görüntülerle başladı. Bir baba 3 dk sınava geciken evladı için önce yalvardı sonra bela okudu... Gençleri bu kadar sıkıntıya sokmaya ne gerek var; diye veryansın edenler de oldu. Paragraf sorularında yakın anlamlı şıkların zorlayıcılığı sebiyle matematik sorularına vakit yetmediğini söyleyen öğrencilerle dolu sosyal medya... Yani yıllardır sınav yapılıyor ama söylemler, eylemler hep aynı...(kaza, rahatsızlik vb talihsiz engeller dısında) Bir yıl hatta bazı öğrenciler bir yıldan fazla sınava hazırlanıyor. Veliler sınav sureci boyunca aynı zamanda sınav velisi rolü içindeler. Sistem elestirilerini kenara koyup; bir kez de kendi konum ve rolleriniz açısından gercekci bir degerlendirme yapın. Son 15 günde ya da sınav günü; sınav moduna giren öğrenci ve veli olmaz, olamaz! #yks2027 veli ve öğrencileri olarak doğru olanı en başta yapın. Koçluk çalışmalarına ağırlık verin ama ne olur akademik takibi de artık koçlukla karıştırmayın! Bunun bir faydası yok... Akademik takip başka bir şey, duygulara yaptığımız koçluk bambaşka bir şey! Bu husustaki sorulara özellikle öğrencilerden gelen sorulara tüm sosyal mecralarda eğmeden bükmeden cevap veriyorum. Bunun gibi fırsatları da değerlendirin. Bir çok koç bu konuda duyarlı ama dedigim gibi akademik takip dısında kocluktan bahsediyorum. Akademik takip kocluk degildir! Zehra Dalar Sevim
YKS 2026
Bir üzüntünün, derdin, sıkıntının sonucunda insan sahip olduğu herhangi bir şeyi, özellikle temelde sağlığını, örneğin görebilmesini, işitebilmesini, konuşabilmesini, hareket edebilmesini, yiyip içebilmesini, nefes alabilmesini vb. kaybettiğinde bu mahrum olma hali önceki kederli halinin yerini alır, bu sefer odağını sahip olduğunda kıymetini hatta varlığını dahi fark edemediği en temel nimetlere çevirir. Başına her ne gelirse gelsin hemen herkes onu kaybettiğinde tüm sıkıntılarını, üzüntülerini, dertlerini bir kenara bırakıp onunla meşgul olacağı en az bir nimete daha sahiptir. Bu haliyle insan her daim kayıplarından daha fazlasıdır çünkü giden, kalandan büyük ve ehemmiyetli değildir. Peygamber Efendimiz şöyle buyurmaktadır: “Sizden hanginiz canı ve malı emniyet içinde, vücudu sıhhat ve afiyette, günlük azığı da yanında olduğu halde sabahlarsa, sanki bütün dünya kendisine verilmiş gibidir.” (Tirmizî, Zühd 34. Ayrıca bk. İbni Mâce, Zühd 9).
Trump, 7-8 Temmuz'daki Ankara NATO Zirvesi’ne katılacağını ve Türkiye’yi ziyaret edeceğini göğsünü gere gere ilan ediyor. Bir lider, perde arkasında sıkıştırılacağını bildiği bir küresel sofradan (NATO'dan) korkuyorsa, yapacağı en rasyonel şey "Gelmeye niyetim yok, çekiniyorum" imajı vermek değil; aksine vites yükseltip "Oraya bizzat geliyorum ve masaya oturacağım" diye gövde gösterisi yapmaktır. Trump, Ankara'ya gelerek hem Erdoğan ile kurduğu o "Şara ve Suriye planını" sahada tahkim etmek istiyor hem de kendisini ablukaya almaya hazırlanan Avrupalı liderlere (Macron, Scholz vb.) karşı "Ben buradayım, kaçmıyorum" mesajı vererek psikolojik üstünlüğü korumaya çalışıyor. Trump'ın "İran 60 gün içinde anlaşma yapmalı yoksa onları memnun etmeyecek şeyler yapacağız" çıkışı, Hürmüz’ün sadece 24 saat önce Devrim Muhafızları tarafından kapatılmasının ardından karizması çizilen bir hegemonun hırçın öfkesidir. Trump, 60 günlük resmi müzakere süresini zaten kabul etmişti. Ancak sahada İsrail ve İran’ın restleşmesi yüzünden "zayıf" görünmemek adına bu süreyi şimdi İran'a verilmiş bir "ültimatom" gibi pazarlıyor. "Memnun etmeyecek şeyler yaparız" tehdidi, Kasım seçimleri öncesi içerideki Yahudi sermayesine ve şahinlere "İran'ı hala tehdit edebiliyorum" mesajı vermektir. Yani masayı deviren tarafın kendisi olmadığını savunurken, arkada yaşanacak olası bir başarısızlık durumunda faturayı ekibinden birine kesmek için zaman kazanıyor. Trump, Hürmüz Boğazı'nda deniz trafiğinin normal bir şekilde sürdüğünü iddia ediyor. Devrim Muhafızları boğazı kapatıp ticari gemileri tehdit etmiş, İsrail saldırıları "donduracağını" söyleyerek taktiksel bir geri adım atmışken; Trump borsaların çökmesini engellemek için rasyonel bir yalan söylüyor: "Sıkıntı yok, trafik akıyor". Petrol fiyatlarının
Siyaset
Natsume Soseki
Kokoro "Sen sadece düşünüyorsun. Sadece düşündüğün için de zihnindeki dünya ile zihninin dışında iki farklı dünya kurmuş, öyle yaşıyorsun."Natsume soseki kokoro adlı kitabında bizlere zihin ile insanın çatışmasını anlatıyor.Düşünceyi var eden zihindir ve insan zihnine uydukça yani kontrol zihinde oldukça insan kendini kaybeder ve körleşir.İnsan çoğunlukla zihninin farkında olmaz çünkü zihninin kontrolü altındadır.Zihin düşündükçe sürekli yeni şeyler üretir ve bu çoğu zaman olumsuz yönde olur çünkü zihnimiz düşünürken beyin hücrelerimizde çalışıyordur bu sebeple zihnimiz beyin ile de ilişkilidir yani olumsuz düşünmemizi sağlayan tek kişi zihin değildir ayrıca sağ amigdala ve sağ prefrontal lob da olumsuz sonuçlar yaratır.Kısaca düşünceli kişilerin sağ prefrontal bölgelerde aktivasyon daha yüksektir yani zihnimiz düşünceleri üretirken bu düşüncelere korku,depresyon,karamsarlık vb duyguları getiren sağ amigdala ve sağ frontal loblardır.
Reklam
Reklam