Senenin En Saçma ve Aşksız Hikayesi
Son zamanlarda okumaya çalıştığım en kötü aşk romanı. Aşk neresinde bunun? Yani Stalker Romance tamam ama o bu değil... Bu bildiğin kızın kişiliği dahil hiçbir şeyini bilmeden beş yaşında çocuk gibi tamam bunu istiyorum dedi. Aşırı saçma ve çocukça.
Vicious DevilMichelle Heard · MA Heard Publishing · 20267 okunma
Balıkçı ve Oğlu değerlendirme
Puan vermedi·134 syf.··
2026 13. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 23 Haziran 2026 02:00
Livaneli yine toplumsal sorunlara dikkat çekmeyi başarmış. Balıkçı ve Oğlu romanında yazar; göçmenlik, üst tabakanın doğayı giderek daha fazla tahrip etmesi, rüşvet gibi birçok toplumsal meseleye değinmiştir. Bunun yanı sıra kadın dayanışmasını ele almış ve güçlü üç kadın karaktere yer vermiştir. Bu yönleriyle okurda farkındalık ve bilinç oluşturabilecek etkileyici bir roman ortaya çıkmıştır. Ayrıca göçmenlik sorunu üzerinden empati duygusunu da güçlendirmektedir. Benim okuduğum yayınevinin baskısına göre kitap 134 sayfaydı. Bu nedenle en fazla iki günde bitirilebilecek bir roman olduğunu düşünüyorum. Ancak ilginç bir şekilde Serenad ve Mutluluk romanlarını üç günde bitirmiş olmama rağmen bunu 11 günde bitirdim. Bu durum muhtemelen benim uyuşukluğumdan kaynaklanıyordu. Yine de genel olarak değerlendirdiğimde, Balıkçı ve Oğlu oldukça başarılı ve okunmaya değer bir romandı.
Balıkçı ve OğluZülfü Livaneli · İnkılap Kitabevi · 202436,6bin okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
8/10
··
2 saatte okudu
·
Okunma: 23 Haziran 2026 01:55
Kitap özellikle çocukların okuması için sade akıcı şekilde yazılmış. Gayet haklısın dediğim yanları oldu ancak daha bugün yaşadığım bir yakınımın çocuğunun (5yaş) okuldan gelir gelmez televizyon izlemek istemesi ve yazara göre izlesin istediğinde bırakır demeliyiz. Aynı çocuk yine aynı anda daha yemek yemeden popkek yemek istiyor, onu isterken odasından çikolata getiriyor bunlara da izin verelim. Aynı çocuk arabaya bindiğinde çocuk koltuğuna oturmak da istemiyor. Ben kitabı okuduğumda evet bu açıdan bakmamıştım haklısın dediğim taraflar oldu ancak bir çocuğun her istediğinin de özgürlük olduğunu düşünmüyorum.
Bütün Çocuklar İyidirNihan Kaya · İthaki Yayınları · 20194,269 okunma
''Birimiz Ölmek Üzere''
8/10
·352 syf.·
2026 1. kitabı
#kitapyorumu • İlk kitabı okuduktan sonra bu kitapta beklentim oldukça yüksekti. Bu arada diziyi izleyenler için burada küçük bir not düşmem gerek: Eğer dizinin 2. sezonunu izleyip 'kitabı okumama gerek yok' diye düşünüyorsanız, yanılıyorsunuz! Kitap ve dizi bu noktada yollarını tamamen ayırıyor. Birbirinden tamamen bağımsız iki farklı kurgu izlemiş ve okumuş oluyorsunuz. Ancak bu durum beni üzmek yerine aksine çok heyecanlandırdı; aynı karakterlerin iki farklı hikâyesine tanıklık etmek, onlara olan bağımı daha da güçlendirdi. İki farklı hikâyeye de ayrı ayrı bağlandım; sanki tek bir hikâye yerine, aynı kadroyla iki farklı film çekilmiş gibiydi. Bu çeşitlilik kitabı benim için daha da özel kıldı. Kitapta bambaşka bir gizemin peşine düşmek harika bir sürpriz oldu. Benim için çok keyifli bir deneyimdi. Ancak ne yazık ki kitabın yarısına gelene kadar olay örgüsü neredeyse tekdüze devam ettiği için bir nebze de olsa hayal kırıklığına uğradım. Olaylar çözülmeye başladığında kitabın ilk yarısı anlam kazandı ama ilk yarısını atlatmak gerçekten zordu. Ara verdiğim bir dönem bile olmuştu. İlk kitaptaki karakterlerin yokluğu da aşırı derecede hissedildi. Ana karakterin Maeve olacağını biliyordum, ancak diğer karakterlerin kitabın neredeyse yarısından fazlasında görülmeyeceğini düşünmemiştim açıkçası. ''Birimiz yalan söylüyor'' incelemesinde kendisine çok bağlanamadığım için Bronwyn ile ilgili çok fazla bir yorum yapmamıştım, ancak bu kitapta gözlerim onu aradı. Fark etmeden nasıl da bağlamış beni kendine. Genellikle Maeve, Phoebe ve Knox arasında geçen bir olay örgüsü vardı. Kötü değildi ama mükemmel de diyemem. Kitapta sevmediğim şeylerden birisi Doğruluk mu Cesaret mi oyununun başta ana konu gibi tanıtılıp sonrasında sadece birkaç kez görünmesi. Oyun üzerinden devam etse,
İnceleme
Birimiz Ölmek ÜzereKaren M. McManus · Yabancı Yayınları · 2021518 okunma
8/10
·314 syf.··
Beğendi
·
2026 26. kitabı
Montaigne’in Denemeler eserini bitirdikten sonra aklıma gelen ilk şey, bu kitabın ortaokul yıllarında bize okutulmaya çalışılmış olması oldu. Bugün dönüp baktığımda buna hâlâ şaşırıyorum. Çünkü bu kitap bir macera anlatmıyor, bir hikâye sürüklemiyor ya da okuyucuyu merak duygusuyla sayfa çevirmeye zorlamıyor. Montaigne, insanı anlamaya çalışıyor. Üstelik bunu yaparken çoğu zaman kendisini inceliyor, kendi düşüncelerini sorguluyor ve okuru da bu sorgulamanın içine çekiyor. Bu yüzden, 1990’larda ortaokul öğrencilerine tavsiye edilen kitaplar arasında yer almasının ne kadar doğru olduğunu bilmiyorum. O yaşlarda birçok öğrencinin bu kitabı anlamaktan çok bitirmeye çalıştığını tahmin ediyorum. Hatta bazılarını kitaplardan uzaklaştırmış olması da mümkün. Aradan geçen yıllar içinde ise Montaigne’in ne anlatmaya çalıştığını daha iyi görmeye başladım. Kitapta en çok dikkatimi çeken bölümlerden biri, insanın kendisinden kaçamayacağı üzerine olan düşünceleriydi. Bir yerde zincirini kopardığını sanan ama boynundaki zincirin bir parçasını hâlâ sürükleyen köpekten söz eder. İnsan bazen yeni bir şehre taşınmanın, iş değiştirmesinin ya da hayatında büyük bir karar almasının her şeyi değiştireceğini düşünür. Oysa çoğu zaman asıl mesele bulunduğu yer değil, yanında taşıdığı alışkanlıklardır. Bir başka noktada ise bilgiye sahip olmak ile onu doğru değerlendirebilmek arasındaki fark üzerinde durur. Bu bölüm beni özellikle etkiledi. Çünkü bugün bilgiye ulaşmak tarihin hiçbir döneminde olmadığı kadar kolay. Buna rağmen doğru sonuca ulaşmak, doğru karar vermek ve sağlıklı muhakeme yapabilmek hâlâ zor. Kitabı okurken zaman zaman beş yüz yıl önce yaşamış bir insanın bazı gözlemlerinin bugün hâlâ geçerli olmasına şaşırdım. İnsan değişiyor, teknoloji değişiyor, toplumlar değişiyor; ama
DenemelerMontaigne · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202065,7bin okunma
Doomed
8/10
·56 syf.·
2026 26. kitabı
mutluluğun paradoksu: mutlu olma sanatı dünyaya bakış açısı yönünden karamsar olarak değerlendirilen schopenhauer kendi felsefi görüşü üzerinden ıstırap, acı ve arzu kavramlarını ele alarak bunları bir rehber haline getirmiş böylece insanın da içinde bulunduğu duruma bir yol haritası sunmuştur insan yaşamı schopenhauer'a göre dışsal bir kaderden çok, içsel bir "irade" ile şekillenir bu nedenle insan ne tam anlamıyla bir direnişi ne de sabit bir kabullenişi gerçekleştirebilir insan doğası gereği bu iradenin etkisiyle acıdan kaçma, hazza yönelme, kimi zaman can sıkıntısı yaratır bu can sıkıntısı ise insanı yeniden hazza sürükler insan hazza ulaşma–boşluk–can sıkıntısı–eksiklik hissi döngülerine girer bu eğilim insanı kimi zaman saniyelik zevkler peşinde sürüklerken kimi zaman da tatminsizlik yaratır böylece yaşamda sürekli bir eksiklik ve doyumsuzluk hali ortaya çıkar bana göre ise acı ve ıstıraptan sürekli bir kaçmak da zevklerin peşinden durmaksızın koşmak da hayatı bir noktada anlamsızlaştırır oysa acı, yalnızca katlanılması gereken bir yük değil aynı zamanda bilincin ve karakterin oluşumu için gereklidir çünkü bilinç, aklın ürünü olduğu kadar duyular yoluyla da şekillenir mutluluk kavramı da schopenhauer’ın yaklaşımında acının geçici olarak ortadan kalkmasıdır ve bu da kalıcı bir durum değildir farklı bir açıdan bakıldığında ise bu tatminsizlik kaçınılmazdır çünkü irade hiçbir zaman tam olarak doyuma ulaşmaz bir arzu tatmin olsa bile yerini yenisi alır bu yüzden insan yalnızca kısa süreli mutluluklar tadar; bunlar ise bir su misali akıp geçer ve ani bir doğal afet gibi belirir ve kaybolur peki tamamen kendimizi bu etkiye teslim edip mutluluk için bir hareket halinde bulunmamalı mıyız? schopenhauer'ın da değindiği gibi mutluluk peşinde ne kadar koşarsak aslında o
1000Kitap
Mutlu Olma SanatıArthur Schopenhauer · Can Yayınları · 202017,8bin okunma