Ferenc Molnár’ın o içten, çocuksu ama bir o kadar da derin ve sarsıcı kalemiyle, Budapeşte’nin o tozlu sokaklarında bir avuç çocuğun oyun alanlarını korumak için verdikleri o devasa onur mücadelesini gözlerim dolarak okudum. Yazar; Boka’nın bilge liderliğini, Nemecsek’in o küçük bedenine sığdırdığı kocaman, sadık ve cesur yüreğini anlatırken, arkadaşlığın, vatan sevgisinin ve çocukluk masumiyetinin ne kadar kutsal olduğunu muazzam bir dille işlemiş. Pal Sokağı çocukları ile Kırmızı Gömrekliler arasındaki o amansız arsalar savaşını sadece bir çocuk oyunu olmaktan çıkarıp sadakati, ihaneti, gururu ve büyümenin o sancılı gerçekliğini yüzümüze vuran, bittiğinde ise Nemecsek’in o unutulmaz fedakarlığıyla kalbimizde ömür boyu geçmeyecek o derin sızıyı bırakan, dünya edebiyatının en zamansız ve en dokunaklı başyapıtlarından biriydi.