Batı'da Hıristiyanlık adına Engizisyon işkenceleri yapıldığı ne ölçüde doğru ise, içindeki Tanrı aşkı yadsınamaz olan bir Hallac-ı Mansur'un derisinin İslam adına yüzüldüğü de bir gerçektir. Laik bir devlette, orucunu tutana, namazını kılana kimse karışamaz. Ama bir din devletinde, oruç tutmayana, namaz kılmayana, başını örtmeyene baskı yapılabilir, halta bu nedenden dolayı öldürülebilir. Örneğin Suudi Arabistan'da, dine uyumu sağlama amacıyla, halka baskı yapma yetkisine sahip bir "din polisi" bulunur. Oysa İslam dininin kendisi, din adına baskı yapılmasını yasaklamakta ve şöyle demektedir: "Eğer Tanrı isteseydi, yeryüzündekilerin hepsi birden inanmış olurdu. Yine de sen, insanları inansınlar diye zorlayıp duracak mısın?"
Buradaki bir diğer mucize, kökleriyle aynı yerde durmayı reddederek gezinen, gerçekten gezinen ve bu eşsiz özelliğinden ötürü bir zamanlar yerlilerin kutsal addedip tapındığı ağaçtır. Bu ağaç o kadar çok dal budak sarar ki, sonunda yorulur ve toprağa doğru eğilir. Eğildiği yere kök salar, topraktan güç alınca tekrar doğrulup yükselir, eski gövdesi ise kuruyup gider. Birkaç adım yürümüş, başka bir gövdesi olmuştur, ama ağaç aynı ağaçtır ve böylece gövde değiştire değiştire gezindiği için vahşiler ona bilge canlı varlık olarak tapmıştır.
Sayfa 261 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okuyor
Düşler ve tarih inilecek son istasyon
Burdayım işte güzel bir yanlıştayım şimdi
Beklemesini bilmiyor acelesi olan ve nedense
Çekip gidiyorlar, kalanlar o kadar azız ki
O kadar azız ki mutluluk bile bizden çok
"..hepimizin bir çocuğun kendi yaşam yolculuğuna eşlik eden ve onlarla birlikte kendi tekamülünü tamamlayan çocuklar olduğumuzu kabul etmeli, bu yolu bir de böyle yürümeyi denemeliyiz. Mevcuttan daha eğlenceli ve daha hak temelli olacağı kesin. Yoldaşı çocuk olanın gideceği yerden hiç şüphe duyulur mu?"