DEVRİM MASALININ İFLÂSI ve ZİYA GÖKALP...
(...) Bu rabıta bilhassa İttihat ve Terakkî şekaveti [haydutluğu] devrinde Ziya Gökalp Türkçülüğünün öbür kavimleri istiskal etmesi [hor görmesi], onlara kendi nefslerini kıymetlendirmek şuurunu aşılaması ve din bağını gevşetmesi yüzünden sarsılmaya başlamış, Cumhuriyet devrindeyse din ikinci plândan da düşürüldüğü ve büsbütün karanlığa gömüldüğü için, ortada devlet zabıtasından başka bir müeyyide kalmamıştır. Bu arada Arap gibi, genişliğine ve derinliğine bir hacim sahibi olmayan Kürt topluluğu, gördüğü nice zulümlere rağmen Anadolu Türkünün birliği içinde barındırılabilmiş ve bu hâl, devrim masalının tam iflâsa vardığı ve Türk milletinin olanca ruh mecalini yıktığı bugün birdenbire patlak vermiştir.
Sayfa 16 - Büyük Doğu Yayınları
Kürt Meselesi
Bu o dönemin suçlu bir dava dosyasından
Rak: Uluslararası Finans, milliyetçiliği ve ulusalcı­lığı reddeder ve tanımaz. Onlar devletleri de tanımazlar. Objektif olarak değerlendirirsek, onlara “ anarşist” diye­ biliriz. Onlar için devlet, “SAF GÜÇ” demektir. Para “SAF GÜÇ”tür, o halde “ para” devlettir. Marksın şematize ettiği Komünist devlet, Sovyetler Birliği de “ saf güç” tür. Sonuçta görülüyor ki Finansör ve Komünistin her ikisi de enternasyonalisttir. Her ikisi de aynı sebeblerden burjuva millî devletleriyle kavgalıdır. Marksist, Komünist devlete ulaşmak için enternasyonalist, Finansör ise enternasyonalist gibi görünür ama gerçekte enternasyo­nalist değil, anarşist kozmopolittir. Yani Enternasyonal Komünistler ve Kozmopolit Finansörler arasında bireysel (yani saf kişisel bir eşitlik) özdeşlik mevcuttur. Bu nedenle Komünist Enternasyonal ve Finans Enternasyonali arasın­ da doğal bir bağ mevcuttur. Burada temel bir aksiyonun altını çizmek istiyorum; para güçtür. Tarihte, kitlelere Fransız İhtilalinin başarıları anla­tılırken, ihtilalin oluşumunda birinci derecede rolü olan, kimsenin dikkatini çekmeyen, bir avuç sessiz, dikkatli, gerçekte bütün krallardan daha güçlü, adeta majikal ve tanrısal bir güce sahip bu insanlardan hiç bahsedilmez. Kitleler, yabancıların gücü ellerine geçirdiklerinin farkın­da değildi. Bu güç, günü geldiğinde onları krallardan daha despot ve zorba bir yönetimle köleliğe mahkum edecekti. Kitlelerin dini ve ahlaki bağları bu gücü yenmeye engel teşkil ediyordu. Kuz: Bu ne çeşit bir mistik güç?.. Rak: Onlar krallara has bir imtiyazı ele geçirdiler, yani para basma imtiyazını. Lütfen bana gülmeyin. Siz gerçekte paranın ne anlama geldiğini bilmiyorsunuz. Söz konusu olan metal veya kağıt para değil!.. Paranın fiziksel dolaşımı gerçek bir Anakronizmdir. Halen mevcut ve dolaşımdaysa bu
Sayfa 295·Kitabı okuyor
Alıntı
Reklam
Çan Holding Meşrebi Gereği Soyun Dedi
Soyguncu Çan Holdingler Bizi Soymaya Devam Etmelerine İzin Veremeyiz & Tek Yetki Bu Fırsatı Kaçırır ise Kendini Yakmış Olacak Hafif meşrep bir soyucu sermaye bir fıkra ile bilinçaltı ve dili sürçerek niyetini dışa vurdu. Yaratanın sopası böyle çalışır. Kötülüğü kendi çabasıyla bitirir. Bu son rezalet sonun başlangıcı olacak. Bir holding sağlık sektörünü piyasa haline getirmiş hastane açabiliyor. Yüz yıldır Anadolu ve Türk ulusunu soymaya doymamış olmanın verdiği haddini aşan gafı da tam zamanında yaptı. Bunlar İsmet İnönü ikinci adam rolünü ikili anlaşmalar ile Amerika mandası olmayı tercih ettikten sonra Celal Bayar Adnan Menderes operasyonu sonrası çok partili bölücü siyasetin ve her mahallede bir soyguncu kodaman üretmenin sonucu bu şekilde tehdide dönüştüler. Bölücü terör faaliyetlerine destek vermek için medyaya da halkın bir kısmını kışkırtmak için sorun varmış gibi kitle imha silahı medyaya reklam ile destek veren her askeri ve sivil darbe sonrası, her ekonomik krizin hem üreticisi hem vurgun vuran birisi olarak bir halkın ismini vererek o halkın kadınlarının hafif meşrep olduğunu söylüyor ve yanında en küçük bir tepki göstermeyenler ile birlikte utanmadan birde gülüyorlar. Adalet bakanı soruşturma açıyor ve adaletin nasıl işlediği rolünü oynuyor. Holding konuyu izah etmeden üzeri örtülü özür diliyor. Bu tehdidin soruşturma açtık algısı ve özür dilemek ile geçiştirilecek bir konu olmadığını son çeyrek yüzyılda özelleştirme talanı doğal kaynak talanı yaşam pahalılığı ile demografik yapı değişikliği ile ırk ve mezhep bölücülüğü Anayasası yapmak isteyenler ile bu soyguncu işbirlikçi (bilderberg, chathaum house) Amerikan ve İngiliz derin devlet ilişkileri suç olan bu holdingin 2001 yılında bilderberg gizli toplantılarına Mustafa Koç aracılığıyla katılan ve
Hayata Dair
Soyan Azgın Azınlığın ve Soyulan Çaresiz Çoğunluğun Mücadelesi
İnsanlar ve toplumlar her çağda ikiye ayrılır. Soyan azgın azınlık ve soyulan, çaresiz bırakılan çoğunluk. Dün soyan azınlığın kitle imha silahı medyasında bir haber gördüm. Bu haberi ben soyulan çoğunluktan yetki aldığı halde soyan kodaman azınlığın adamı olmaktan vazgeçmeyen tek yetkiye soruyorum. Haber şöyle; ülkemizde ultra zengin sayısı geçen yıl iki bin kişi daha arttı. Bu yazıyı okuyan us ve duyuncunu kullanarak değerlendirme yapması gereken her insana soruyorum; Bu sonuç bir çalışma ve emek karşılığında veya yaratanın verdiği rızık bolluğu mu? Yoksa bu hırsız düzenin bir sonucu mu? Bu sözleri bu hırsızlıktan nemalananlar okursa bu soygunu nasıl koruma altına alırız diye düşünür. Soyulan ve çaresizliği söndürülen insanlar zaten bu sözleri, tespitleri okuma ve duyma olanağı bile olmuyor. Mühür kimde ise hükümdar odur diye bir ahlaksız hırsızlık sistemi kurmuşlar, bunu korumak için toplumun tüm gücünü bu hırsız düzeni korumak ve kollamak için kullanıyorlar. Birde kodamanların adamı değiliz diyorlar. 21 Aralık 2015 tarihinde en uzun gecede şer tufanı Anadolu da kozmik devrimi başlattı ve dile şu şekilde geldi; Zalimler kendi sonlarını yaşattıklarını yaşayarak görecekler. Son bir yılda Cumhuriyeti kuran siyasi partinin içine yerleştirilen unsurlara güvenerek ve yargı sopasını aynı Ergenekon balyoz vb kumpas davalarda olduğu gibi muhalefeti silkeyeceğiz, telef olacaklar diyerek bunu çabaları ispat ettiler. 22 Mayıs 2026 tarihinde ki müttefik operasyonu neden seçildi? 22 Mayıs 1950 İsmet İnönü - Celal Bayar değişimi 22 Mayıs 2010 Deniz Baykal Kemal Kılıçdaroğlu kaset kumpası değişimi. Aynı güne denk getirme sebebi nedir? Tesadüf mü? Zorlama mı?
Hayata Dair
Türkiye'de rasyonel devlet, Batı'dakinden farklı bir şekilde ortaya çıkmış ve tamamıyla uygulanamamıştır. Modernleşme, Batı'da uzun bir gelişim sonucu aşağıdan, kitlenin geleneksel cemiyeti değiştirmesi şeklinde olmuş; Türkiye'de ise devletin ve aydın bir zümrenin devrim hareketi olarak yukarıdan gelmiştir. Bu durum, sosyal ve siyasi gelişmemizde, mücadele ve buhranlarımızda büyük bir rol oynamış görünmektedir. Eğitim nimetlerinden yoksun, mistik zihniyete sahip, gelenekçiliğin hâkim olduğu toplumda, modernleşmeye karşı bir direnme kendini göstermiş ve kitlenin rey sahibi olduğu siyasi iktidar mücadelesi devrinde ise, siyasetçiler sadece bu cereyandan istifade etmeyi denemişlerdir. Gelenekçilik teşvik olunmuş ve kitlenin muhafazakâr duyguları aydınlara karşı bir düşmanlık haline getirilmeye çalışılmıştır. Türkiye bugün bu gerçekleri açıkça tespit etmiştir ve yeni bir atılım ile rasyonel modern devleti kurmak çabası içindedir. Not: Bu makale 1963'te yazılmıştır.
Devlet ve Toplum Temsili Kutsal Bir Yapı ve Görev Değildir Devlet, bir toprak parçası üzerinde yaşamın tüm paydaşlarının gücünü, hakkını temsil eden ve adaletle yönettiği müddetçe varlığını sonsuza kadar sürdürecek olan yapıya denir. Devlet ayrıcalıklı koruyan bir anlayış içinde yapıya dönüştüğü zaman devlet olmaktan çıkar. Tarih aynı zamanda bir devlet laboratuvarıdır. Devleti ayrıcalıklı olanların çıkarına hizmet eden bir yapıya her çağda dinin siyasete alet edilmesi sonucu gerçekleşmiştir. Herkesin eşit ve ortak kolektif yararına zengin ve güçlü olması gereken bir yapıdır. Bu sebeple devletin dini, dinin devleti olmaz. Dini siyasete alet edenler devlet temsili elde eder ise o devlet kutsallaşır, devket kutsal hale gelirse temsil edenlerde bu gücü yeryüzünde tanrının gücü olduklarını dayatmaya kalkarlar. Bu aşamaya gelene kadar destek olanlar bu aşamada uyanır ve toplumun gücünü topluma karşı kullanmak isteyenler geçmişleri ile ters düşer durumda toplumu temsil gücünü kaybederler. Temsil gücünü kaybetmemek adına hukuksuz ve kutuplaştırma üreterek dayatmacı tutum sergilese bile uyanan bir toplumu kendi gücünü kendine karşı kullanmaya izin vermeyen bir iradeye dönüşür ve temsil gücünü kutsallığın zirvesine niyetine uygun çıkamadan bu macera biter. Kutsallık saygının yanında korku içinde esaret üretir. Temsil gücünü toplumdan alıp bunu tanrı verdi dayatmasını veya buna uygun bir toplumsal sözleşme yapmaya toplum istemediği halde yapmaya kalkmayı kimse izah edemez. Devlet temsilini dini siyasete alet ederek elde edenler bütün gücü kontrol ettiklerine kani olduklarında veya bunu dayatma ile zorlamaya kalktıklarında devlet ve temsil sorgulanamaz diyecek kadar toolumla bir inatlaşmaya bitişe yakın bir zamanda bu zırha bürünürler. Toplumun iradesini sandığa oy
Hayata Dair
Reklam
Reklam