Hangi sözde gerçeğe yakınlaşırsak yakınlaşalım onun kurgusal tarafını görebilmeye başlıyoruz ve sonunda "bu da değilmiş" diyoruz. Yazıyoruz, çiziyoruz, düşünüyoruz, "görünüyoruz" ama tüm bu şeylere belki on yıl sonra dönüp baktığımızda "meh!" diyebileceğimizi daha şimdiden öngörüyor olma farkındalığımızdan rahatsızlık duyuyoruz. Bunun farkındalığıyla felsefe yapıyoruz, psikoloji konuşuyoruz hatta sıklıkla ilişkilerimizde bile bu farkındalığı arıyoruz ve sonuç olarak bu farkındalığın kendisini bir viral içeriğe dönüştürmeye başlıyoruz. Ve viralleşen her içerik, tacirlerin ve fenomenlerin sattığı birer ürüne dönüşüyor, fakat bu onu illa da kavradıkları ya da farkında oldukları anlamına gelmiyor. Ve bu farkındalıklar milliyetçi politikaların varoluşsal sancılar yaşamasına neden oluyor. Parça parça fark ettiğimiz tüm bu kurgusallık bizde mutlak bir gerçeğin olmadığına yönelik bir sezgi uyandırıyor. Ve bu sezginin kendisinin de bir kurgu olup olmadığı konusunda kafalarımız karışık.
Duygu ve Düşünce
PLASE
Ne Türk liglerinde ne de Dünya Kupası seviyesinde plase vuruşunu doğru düzgün uygulayamayan futbolcular, Allah aşkına artık bu şutu denemeyi bıraksın. Ceza sahasının içinden kaleyi tutturamıyorsun, bir de ceza sahasının dışından ayak içiyle köşe aramaya kalkıyorsun. Plase, önce teknik ve isabet ister; bunlar yoksa sonuç genellikle tribünlere giden bir top olur. Plase vuruşu güçten çok hassasiyet gerektiren bir tekniktir.
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Laf lafı açtı ve sonuç gece yarısı dbxbf
“Kadın ve erkek farklılıklarına rağmen eşittirler”
Prof. Dr. Nevzat Tarhan Kadın ve erkeğin beyin yapısı, ruhsal ve psikolojik yönden birbirlerinden pek çok farklı yönü olduğunu ifade eden Prof. Dr. Nevzat Tarhan, ancak iki cinsten birinin diğerinden üstün değil, iki cinsin bir elmanın yarısı gibi bir birini tamamladıklarını söyledi. Üsküdar Üniversitesi Rektörü, Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, son dönemlerde yoğun bir şekilde süregiden kadın-erkek eşitliği konusundaki tartışmalara açıklık getirdi. Tarhan, “Kadın Psikolojisi” isimli kitabında iki cinsi biyolojik ve psikolojik yönleriyle tahlil eden Tarhan, önemli ayrıntılara dikkat çekiyor. Son 10-15 yıldır nörolojik bilimlerdeki devrim ve genetik bilimlerdeki olağanüstü gelişmelerin kadın erkek farklılıklarını yeniden ele almayı zorunlu hale getirdiğini belirten Prof. Dr. Nevzat Tarhan şu değerlendirmelerde bulunuyor. Kadına biçilen roller yeniden değerlendirilmeli “Birinci önermemiz, kadının biyolojisini göz önüne almadan onun için en uygun olanın tanımlanamayacağı gerçeğidir” diyen Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “İkincisi, kültürel ve geleneksel aktarımların kadına biçtiği rollerin, günün verilerine göre yeniden tanımlanması gerektiği gerçeği. Üçüncü önermemiz, modernizmin getirdiği sosyokültürel değerlere rağmen ruh sağlığımızdaki olumsuz gidişatın kadın psikolojisi üzerindeki sonuçlarını gözden geçirmek gerekliliği. Dördüncü ise, kadına ikinci sınıf olmayı öneren erkek egemen kültüre karşı, kadın erkek savaşlarını teşvik eden feminizmin yanlışı yanlışla düzeltmeye çalıştığının kanıtlanması” dedi. “Ortalama erkek, ortalama kadından daha üstündür” düşüncesinin Aristoteles’in tezi olduğunu belirten Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Aynı tez materyalizmin teorisyenlerinden Nietzsche tarafından da savunuldu. “Peki, günümüze gelindiğinde bu durumun alternatifi nedir?
Aydınlanma
Mevlana Celaleddin Rumi : ‘’Biz pergel gibiyiz; bir ayağımız merkezde (inancımızda, kültürümüzde) sağlam durur, diğer ayağımızla yetmiş iki milleti dolaşırız .’’ Mevlana hazretlerinin bu sözünde büyük hikmet var , bize muazzam bir yol gösteriyor. Düsturumuz şöyle ki ; pergeli islama sabitleyip etrafında pervane gibi dönercesine okumak, incelemek, gezmek ve sonuç olarak öğrenmek, bilmek, öğretmek olmalı . 💖🤍
Bir hayvan bir insan meselesi .‍
Aslanın merhamete ihtiyacı yoktur, çünkü insan olan sensin” sözü, gücün ve vicdanın arasındaki farkı anlatan derin bir ifadedir. Aslan doğanın bir parçasıdır; avlanır, hayatta kalır ve içgüdüleriyle hareket eder. Onun dünyasında merhamet bir seçim değil, doğanın kurallarının dışında kalan bir kavramdır. İnsan ise aklı, vicdanı ve empati yeteneğiyle diğer canlılardan ayrılır. Güçlü olmak önemli olabilir, ancak insanı gerçekten değerli kılan sahip olduğu merhamettir. Bir insan, kendisinden daha zayıf olana yardım edebildiğinde, affedebildiğinde ve başkasının acısını hissedebildiğinde insanlığını gösterir. Bu nedenle aslanın merhamete ihtiyacı yoktur; o zaten doğasının gereğini yapmaktadır. Fakat insan, sahip olduğu güç ne kadar büyük olursa olsun, merhametini kaybettiği anda özünden uzaklaşır. Gerçek büyüklük korku salmakta değil, gerektiğinde şefkat gösterebilmektedir. Sonuç olarak bu söz, insanın doğadaki yerini ve sorumluluğunu hatırlatır. Güçlü olmak aslana yakışır; merhametli olmak ise insana.