Vicdan ne midir? Bazı kafalarda vicdan, çok pirzola yemekten gaz çıkaramayanla açlıktan kabız olanın bir görülmesidir. Abes bir örnek oldu, affola. Sonuçta bakılınca ikisinin de bağırsak sorunu aynı gözükebilir. Fakat nedeninin, teraziden önce vicdanda tartılması gerekmez mi?
Bir tarafta öldürülen kadınlar, şiddete uğrayanlar, intihara sürüklenenler, tacize, tecavüze, istismara maruz kalanlar; aile içinde bile bunları yaşayıp susanlar var.
Buna çok basit bir örnek vereceğim. O susma psikolojisini hiç unutmuyorum. Toplu taşımadaydık. Görüntüsünden, “Ses çıkarsam ben suçlanırım,” psikolojisinde olduğu belli olan bir kadın, yanında oturan adamın bacaklarını terbiyesizce açıp onu rahatsız etmesine ses çıkarmıyordu. İyice pencere kenarına kendini sıkıştırıyordu. Buna daha fazla dayanamayan arkadaşım adamı uyardı. O uyarınca birkaç kadın daha tepki gösterdi ve edepsiz adam indirildi.
O kargaşada kadının sürekli “Tamam, tamam,” deyişini, yüzündeki utanmayı, kendini suçlu hissedişini hatırladıkça içim yanıyor. Ona bunu dikte ettiren toplum, önyargılar, hatta bazen ailesi bile o an susmasını öğrettiği için, kadın susup tacizci adına mahcup oluyordu.
Bazı haberleri ve davranışları gördükçe şaşırıp kalıyorum. İki hamile kadını örnek vereceğim. Bir tarafta dayak yiyip ölümle burun buruna gelen, susturulan, bastırılan kadın; öte tarafta her türlü imkâna sahip olup doğumu bahane eden, her türlü şımarıklığı kendine hak gören kadın. Bunu hatta aynı aileden ya da aynı komşudan iki insan olarak da düşünebiliriz. Eğer psikoloji bozuluyorsa, neden bu hak gerçek mağdurun hakkıyken öbürü kullanıyor, öbürü bundan faydalanıyor? Üstelik herkes bunu bir hak ve imtiyaz gibi görüyor.
Benim vicdanım bunu kaldırmıyor.
Tıpkı bağırsak sorununda verdiğim örnek gibi; dışarıdan bakınca sonuç aynı