Neyzen Tevfik
Puan vermedi·328 syf.··
2026 11. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2026 00:00
Neyzen Tevfik, adedi birkaçı geçmeyen küfürlü şiirleri nedeniyle karikatürize edilmiş ve kıymetini bilmeyen bir kitle tarafından heba edilmiş bir şair. Ona atfedilen sahte şiirlerin ünü, kendi şiirlerinin önüne geçmiş durumda. Malumatfurus.org’da “Neyzen Tevfik” araması yapıldığında, ona atfedilen şiir veya dizelerle ilgili yanlışlamalar içeren 10 farklı sonuç çıkıyor. Şairin dili oldukça ağdalı, bazı şiirlerde Farsça, Arapça sözcükler ve terkipler o kadar yoğun ki dizeler arasında kayboluyorsunuz. Neyse ki, kitabın arkasında kapsamlı bir sözlük mevcut. Kitapta detaylı bir biyografi ve Neyzen’in yayınlanmış iki kitabı Hiç ve Azab-ı Mukaddes’teki şiirleri yer alıyor. Gördüğüm kadarıyla güncel yayınlar arasında bu kitap dışında özenli bir çalışma yok maalesef. Meraklılarına Mustafa B. Bozkurt’un Lex Historiae YouTube kanalında bulunabilen Neyzen hakkındaki yayınını da mutlaka öneriyorum.
Bütün ŞiirleriNeyzen Tevfik · Kapı Yayınları · 202436 okunma
6/10
·272 syf.··
2026 40. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2026 17:16
Daha önce yazardan Malma İstasyonu’nu da okumuş ve çok beğenmiştim. Kendine özgü yalın ve naif bir anlatımı, okuyucuyu içine çeken gizemli tavrı, çarpıcı noktaları ve kurgusuyla oldukça iyi bir kitaptı. Beni yazarın başka eserlerini de okumaya teşvik etti fakat maalesef aynı tadı 17 Haziran’da bulamadım. Finalinde bütün hikayeyi öğrendiğimiz kırılma anı çok zayıftı. Daha güçlü hatta belki sarsıcı bir son beklemiştim. Bütün kitap boyunca merakla beklediğim 17 Haziran 1986 tarihinde ne oldu? sorusunun cevabı beni bu yüzden yeterince tatmin etmedi. Bir çocuk için oldukça travmatik bir olay olsa da, duygusal anlamda beklentimi karşılamadı. Ayrıca Vidar’ın o güne dair topladığı bilgileri sürekli tekrar ettiği kısımlar bir süre sonra beni biraz sıktı, bazı soruların da cevapsız kaldığını düşünüyorum, boşlukları olan kafamda oturtamadığım bazı kısımlar vardı. Sonuç olarak başta konusunu oldukça ilgi çekici bulsam da çok keyif aldığım bir okuma olmadı benim için.
1000Kitap
17 HaziranAlex Schulman · Timaş Yayınları · 20261,172 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
NASIL YAŞANIR?
7/10
·432 syf.·
2026 14. kitabı
Roger-Pol Droit, 1949 Paris doğumlu, Fransız filozof, gazeteci, eğitmen ve yazardır. École Normale Supérieure de Saint-Cloud'da öğrenim görmüş. Felsefe alanında öğretmenlik yeterliliği derecesine, felsefe doktorasına ve araştırma yönetme yetkisine sahip. İlk makaleleri 1972 yılında, 23 yaşında henüz bir öğrenciyken Le Monde gazetesinde yayımlanmış. Berck ve ardından Honfleur liselerinde öğretmenlik yapmış. 1989'dan itibaren CNRS'te araştırmacı ve üniversite profesörü olarak görev almış. İlk olarak Hegel ve Marx Üzerine Araştırma ve Dokümantasyon Merkezi'nde, ardından Jean-Pépin Merkezi'nde çalışmış. Ayrıca Le Monde Des Livres, Les Échos, Le Point ve Clés yayınlarında köşe yazarlığı yapmaktadır. Droit’nın araştırmaları, Batı düşüncesinde "öteki"nin temsilleri üzerine odaklanmaktadır. Felsefeyle, edebi ve şiirsel yaratıcılığın kesişim noktasında yer alan alışılmışın dışında, oyunbaz ve kimi zaman şaşırtıcı görünen daha kişisel metinleriyle geniş kitlelerce tanınıyor. Bu tarzın ilk örneği, 24 dile çevrilen ve televizyona da uyarlanan "101 Gündelik Felsefe Deneyimi" adlı eseridir. Droit, bazıları geniş kitleler nezdinde büyük başarı yakalamış olan felsefe ve fikir tarihi üzerine 30’a yakın kitabın sahibi. "Düşünürlerin Eşliğinde (1998)", "Kızıma Dinleri Öğretiyorum (2000)", "101 Gündelik Felsefe Deneyimi (2001)", "Kızıma Felsefe Öğretiyorum (2004)", "Dostlar Arasında Küçük Felsefe Deneyimleri (2007)", "Kısa Felsefe Tarihi (2008)", "Felsefeyle Saadet Olmaz (2015)", "Yalnızca Bir Saatim Kalsaydı (2014)", "Filozoflar Nasıl Yürür? (2016)" ve son olarak "Alice Fikirler Diyarında (2025)" eserlerini yazmış. Droit, geçen yıl yayımladığı bu romanıyla felsefeyi her yaştan okura sevdirmek adına Lewis Carroll'ın klasik kurgusunu felsefi bir zemine taşımış. Harikalar Diyarı’nın yerini kavramların, mantık
Edebiyat
Alice Fikirler DiyarındaRoger-Pol Droit · Domingo Yayınları · 202631 okunma
İnce Memed
Puan vermedi·639 syf.··
2026 8. kitabı
Yaşar Kemal'in İnce Memed serisi yalnızca bir eşkıyalık hikâyesi değil, Çukurova'nın insanını, kültürünü ve yaşam biçimini bütün yönleriyle anlatan büyük bir halk destanıdır. Eser boyunca insanların hainliği, açgözlülüğü, zulmü ve çaresizliği kadar merhameti, dayanışması ve umudu da güçlü bir şekilde işlenir. Serinin en dikkat çekici yönlerinden biri Çukurova'nın olağanüstü canlılıkla betimlenmesidir. Yaşar Kemal sürekli doğayı, insanları ve yaşamı anlatmasına rağmen okuru tekrar hissine düşürmez. Çukurova adeta romanın bir mekânı olmaktan çıkar, yaşayan bir karaktere dönüşür. Bu yönüyle eser yalnızca insanların değil, bir coğrafyanın da hikâyesini anlatır. Romanda iyilik ve kötülük keskin çizgilerle değil, farklı insan tipleri üzerinden gösterilir. Süleyman Ağa ve Osman Ağa gibi yiğit karakterlerin yanında Ali Safa, Abdi Ağa ve Hamza gibi zalim kişiler de yer alır. Böylece dönemin toplumsal yapısı ve insan ilişkileri bütün gerçekliğiyle ortaya konur. Yaşar Kemal, insanı yalnızca iyi ya da kötü olarak göstermemiş, onu bütün çelişkileriyle anlatmıştır. Eserde dikkat çeken bir başka unsur, insanların yaşanan olayları zamanla nasıl büyütüp efsaneleştirdiğinin gösterilmesidir. Karakterlerin hayatında hemen her olay bir türküye, ağıda ya da destana dönüşür. Abartılar, övgüler ve yermeler halkın hafızasında yeni hikâyeler yaratır. Bu durum, sözlü kültürün toplum üzerindeki etkisini ve destanların nasıl oluştuğunu anlamak açısından önemlidir. İnce Memed'i efsaneleştiren şey yalnızca onun cesareti değildir. Onu "İnce Memed" yapan, çevresindeki insanların desteği, merhameti ve dayanışmasıdır. Eserde sıkça hissedildiği gibi, tek başına taştan duvar olmaz. Memed'in yanında duran insanlar, ona yardım edenler ve onu koruyanlar bu destanın oluşmasında en az kendisi kadar etkilidir.
İnce Memed 4Yaşar Kemal · Yapı Kredi Yayınları · 202121,5bin okunma
Kısacası, Arsen Lüpen demeye bin şahit ister...
6/10
·272 syf.··
2026 26. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2026 14:39
Yine içinde Arsen Lüpen olmayan bir Arsen Lüpen kitabı... Hani alışığım aslında buna, adam zaten gelende kitabın sonuç bölümünde karşımıza çıkardı ama bunda daha da farklıydı. Daha da alakasızdı. Arsen Lüpen'in yalnızca 5 sayfada adı geçiyordu, baş kahramanımızın başından geçen bir olayı anlattığı kısımdı o da. Karakterin kendisini bile okumadık biz, başka bir adamın ağzından anlatılmış 5 sayfa içerisindeki iki üç diyaloğunu okuduk yalnızca. Kısacası biz, polisiye bir roman okumak yerine yalnızca bir kadının hareketlerindeki sır perdesini aralayan bir savaş romanından başka bir şey okumadık. Kaldı ki savaş romanı sevmem, kaldı ki adam Arsen Lüpen olmadığı halde Arsen Lüpen'in yalnızca bir iki cümlesiyle bütün gizemli noktaları çözmesi, bir anda müneccime dönüşmesi olaylarını görmezden geliyorum. Ve ayrıca, madem Arsen Lüpen kendini ölü göstermiş, neden "Ben Arsen Lüpen'im!" diyerek kendisini ifşa etti ki? Tüm kitap boyunca bir yan karakter kılığında kurguya dahil olmasını beklemiştim ama beklentilerimi karşılamadı. Ha, unutmadan, başrolümüz de Arsen Lüpen'i başından geçen önemli bir olay olduğundan değil de, kayınçosu onun adını söyleyince hatırına geldiğinden anlattı Kurguya gelirsek, güzel noktalar vardı belki, evet. Ama benim sevmediğim bir çok durum mevcuttu. Kısacası pek de beğenmedim. Hatta doğrudan beğenmedim. Bir daha okuyacağımı sanmam, polisiye rafında bulundurulması gereken bir kitap olduğunu da kesinlikle sanmam. Aşırı derecede yapılmış Fransız güzellemesi ve bir kaçıyla bütün ülkeyi ele aldığında inanma hatasına düşülmüş Alman aşağılaması da cabasıydı.
Arsen Lüpen - Obüs PatlamasıMaurice Leblanc · Yediveren Yayınları · 202120 okunma
Osmanlı'da Garip Yasaklar
7/10
·175 syf.··
2026 1. kitabı
·
151 günde okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2026 15:24
Reşad Ekrem Koçu Haşmetli Yosmalar Osmanlı Tarihinde Yasaklar Öncelikle merhaba, çok sevdiğim bir yazar olan Reşad Ekrem Koçu'nun ilginç bir kitabını incelemek istiyorum. Kitabımız iki bölüm halinde; birinci bölümde tarihte nam salmış ünlü kadınlar var. Burada Bizans, antik Roma, antik Yunan ve 1700, 1800'lü yıllar Rusya, İngiltere, Fransa'da zekalarıyla, olaylarıyla nam salmış ünlü kraliçeler, kadınlar anlatılıyor. Şunu söylemeliyim ki! bu bölümü okurken biraz zorlandım, kitap akıcı olmadı maalesef. Normalde Reşad Ekrem Koçu kitapları müthiş akıcı devam eder. Belki benim daha çok mitoloji tarzını çok sevmememden kaynaklanıyor olabilir. İkinci kısım ise daha akıcı bir bölümdü. Osmanlıda yüzyıllar içinde olan ilginç yasaklar anlatılıyor. O kadar ilginç yasaklar var ki, gerçekten okuyunca insan şaşırıyor. Örneğin evlerde yemek çeşidi yasağı, yedi türlüden fazla yemek, tatlı vb. pişirilmemesi ya da sofrada olmaması yasağı çok ilginçti gerçekten.O kadar ilginç yasaklar var ki, mesela devlet erkanı ve üst düzey yöneticiler hariç ata ve arabaya binmeme yasağı. Şöyle ilginç bir anekdot var mesela bu yasakla ilgili; Edirnekapı civarında oturan Hilye-i Peygamber eserinin sahibi Hakani Mehmed Bey’e bu eserinden dolayı sadaret makamı ödül olarak ne istediğini sorunca, Mehmed Bey çok yaşlandığı ve her gün Edirnekapı'ya kadar yaya gidip gelemediğini, bu sebeple bir taşıt hayvanı istediğini söyler. Sadaret makamı ise bu yasağı çiğnememek için Babıali civarında bir ev alıp şaire hediye etmiş ve arzusu bu şekilde yerine getirilmiş.Taşınma yasağı, hamam yasakları, kıyafet yasakları vb. bir sürü ilginç yasak... Veba hastalığının anlatıldığı bölüm de akıcı ve ilginçti gerçekten. Sonuç olarak; kitabın birinci bölümünü pek beğenmemekle beraber, ikinci bölümünün okunabilir ve güzel olduğunu düşünüyorum. Tüm okuyuculara keyifli
Tarih
Haşmetli Yosmalar Osmanlı Tarihinde YasaklarReşad Ekrem Koçu · Doğan Kitap · 2017135 okunma