Diyelim ki kırk milyonuz... Ben bu kırk milyonu kırk santimlik bir çubuğa benzetiyorum. Bunun ancak bir santimi derin ve gerçek Müslümandır. Bir santimden çok azı da azılı kâfir!.. Arada otuzsekizbuçuk santim kalıyor. Ne sıcak, ne soğuk... Ne istersen o... İşte kimsesizler diyarı!. Ve bu otuzsekizbuçuk santim üzerinden gidip geliyor herkes...
Onları kendinize çekmeye bakın...
Dikkat ederseniz herkes kendi hakikatine gerçek diye bakar. "Hakikat yoktur!" diyen yoktur. "Yoktur!" dese, o da onun hakikati olur. Hakikatin dışına çıkmanın imkânı yok...
Sen ancak, İslâmı, nasipsiz bir tipsen, reddedebilirsin; ama, İslâm ile lâikliği bir araya getiremezsin!..
Kutup ayısını, hurma ağacının ikliminde besleyemezsin!..
Biz zannediyoruz ki, Şeriat'ın emrettiği şeyler, kuru kuruya bedenle yapılacak işlerdir. Onlar, her zaman söylediğim gibi, ince, hudutsuz esrarlı şifrelerdir. O gözle bakmak lâzımdır şeriat ölçülerine... Ve onların ruhuna mâlik olmak lâzımdır.