“Bu kitap bana şunu öğretti: Bazı yaralar kapanmaz… sadece sessizleşir.”
Loresima’nın Gökçen romanı, çocuklukta başlayan bir bağın, yıllar sonra yeniden karşılaşmayla nasıl küllerinden doğduğunu anlatan acı, sevgi, vefa ve kader dolu bir hikâye.Gökçen ve Murathan’ın aynı lojmanda başlayan masum dünyası, bir anda gelen acı bir haberle paramparça olur.Yirmi yıl sonra yeniden karşılaştıklarında ise anlarlar ki:Hiçbir şey gerçekten bitmemiştir.Anılar toprağın altından bile geri dönmeyi bilir.
“Sarılan yaralar kapanırdı… ama benim yaram sarılmamıştı. Sessizdi, ama en derinde.”
“Unutmak kolaydır sanırdım… meğer en zor olan hatırlamaktı.”
“Gözlerinden tanıdım seni… çünkü bazı bakışlar insanın ömrüne kazınır.”
“Ölüm o kadar güç değildir… unutulmak yamandır.”
Pamuk ve Kepçük’ün kurduğu o küçük dünya, aslında iki çocuğun sığınağıydı.O dünya yıkıldığında, ikisi de başka hayatlara savruldu.Ama bağları hiç kopmadı.Bu, kitabın en vurucu yanı.
Gökçen’in sessiz yaraları, Murathan’ın içindeki fırtına…İkisi de büyümüş ama iyileşmemiş.Zaman sadece üzerini örtmüş.
“Gökçen, benim için sadece bir roman değil; çocukluğun, kaybın ve yarım kalmışlığın içimde bıraktığı izlerin yankısıydı.Bazı insanlar unutulmaz… çünkü insan unutursa ölür.Ama ben anladım ki: Bazı anılar toprağa gömülse bile, kalp onları hep yaşatır.”