Puan vermedi·400 syf.··
2026 472. kitabı
Mihmandar, İskender Pala’nın Peygamber Efendimiz’in Medine’ye hicreti sırasında evinde ağırladığı, ona "mihmandarlık" yani konukseverlik eden Eyyüb el-Ensari’nin hayatını merkezine alan sürükleyici bir tarihsel biyografik romandır. Yazar, İslam tarihinin en önemli dönüm noktalarından birini, kılıçların ve siyasetin gölgesinde değil, vefa, sadakat ve aşkın perspektifinden anlatır. İstanbul’un manevi fatihi kabul edilen Eyyüb el-Ensari’nin, Medine’deki o huzurlu günlerinden, İstanbul surlarına kadar uzanan, sabırla dokunmuş hayat hikayesi; Pala’nın zengin tasvirleri ve tasavvufi diliyle birleşerek tarihsel gerçekliği edebi bir şölenle buluşturur. İnancın bir insanı nasıl dönüştürdüğünü, bir davanın uğruna ömrünü nasıl vakfettiğini ve tarihin tozlu sayfaları arasında saklı kalmış insani derinlikleri ortaya koyan, hem tarih hem de gönül yolculuğu niteliğinde bir eserdir.
Mihmandarİskender Pala · Kapı Yayınları · 202014,2bin okunma
Puan vermedi
Honoré de Balzac’ın "Goriot Baba" romanı,yalnızca bir babanın kızlarına duyduğu sınırsız sevgiyi değil,paranın ve toplumsal hırsın insan ilişkilerini nasıl acımasızca çürüttüğünü anlatan sarsıcı bir eserdir. Goriot Baba,bütün servetini kızlarının mutluluğu ve toplum içinde saygın görünmeleri için harcar.Fakat para bittiğinde,sevgi sandığı bağların ne kadar çıkar üzerine kurulu olduğunu acı biçimde görür.Kızları onun fedakârlığını bir baba sevgisi olarak değil,bitmeyen bir kaynak gibi tüketirler. Balzac burada sadece bir aile dramı anlatmaz;Paris sosyetesinin iki yüzlülüğünü, sınıf atlama arzusunu,paranın ahlakı nasıl bastırdığını ve insanın en kutsal bağları bile menfaat uğruna nasıl feda edebildiğini gösterir. Romanın en çarpıcı yanı,Goriot Baba’nın sevilmediğini bile bile sevmeye devam etmesidir.Bu yönüyle eser,baba sevgisinin yüceliğini gösterirken aynı zamanda kör fedakârlığın insanı nasıl tüketebileceğini de sorgulatır. “Her şeyi,her şeye katlanan birinin sırtına yüklemek”cümlesi romanın ruhunu çok iyi özetler.Çünkü bazı insanlar sevdikleri için o kadar çok susar, katlanır ve verir ki; sonunda herkes onların dayanıklılığını hak edilmiş bir borç gibi görmeye başlar. "Goriot Baba", sevginin, fedakârlığın ve çıkar ilişkilerinin iç içe geçtiği,okurken insanın aile, vefa ve insan doğası üzerine derin derin düşündüğü unutulmaz bir klasiktir. "Goriot Baba",bir babanın sınırsız sevgisinin ve çocukları uğruna kendini tüketişinin acı hikâyesidir. Balzac bu romanda sadece bir aile dramı anlatmaz; paranın, statü hırsının ve çıkar ilişkilerinin en kutsal bağları bile nasıl aşındırdığını gösterir. Goriot Baba’nın trajedisi, çok sevmesinden değil; karşılıksız sevgiyi bile sadakat sanmasından doğar. Bu yüzden roman, yalnızca baba sevgisini değil, fedakârlığın sınırlarını
Goriot BabaHonore de Balzac · Can Yayınları · 201718,7bin okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
10/10
·356 syf.··
Beğendi
·
2026 79. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 19:00
BİR AVUKATIN KALP DOSYASI-ÇİĞDEM EREZ,356 sayfa , “Bu hikaye, sadece bir kadının iç çöküşünü değil; aynı zamanda bir kalbin suskun direnişini, sevginin zamansızlığını, vedaların derinliğini anlatır. Ve en çok da geride kalanlara acıdan nasıl pay düştüğünü…” *~*~*~*~*~*~*~*~*~*~* “Adaletin terazisi, yalnızca mahkeme salonlarında değil, hayatın ta kendisinde kurulur. Her insan, yaşadıklarını kendi terazisinde taşır. Bazen bir tebessüm iyi gelir, bazen bir kayıp her şeyi sarsar. Ama esas olan dengeyi aramaktır. İçimizde, dışımızda ve yaşadığımız hayatta… Bu yüzden adalet; sadece hüküm değil, aynı zamanda yaşamla barışma sanatıdır.” *~*~*~*~*~*~*~*~*~*~* “ Bir Avukatın Kalp Dosyası “ adalet terazisinin bir kefesine kanunları, diğer kefesine kalbini koyan bir kadının hikâyesi. Aşkın, kaybın ve kabullenişin gölgesinde yazılmış, derin ve unutulmaz bir öykü.Bu kitabı okurken gözyaşlarınızı tutamayacaksınız.Bu hikaye tesadüfen karşılaşan ama kaderin onları nereye götüreceğini bilemeyen iki kırılgan ,güvensiz,aşka karşı temkinle yaklaşan iki yalnız kalbin öyküsünü anlatıyor . *~*~*~*~*~*~*~*~*~*~* Yazarımız Çiğdem Erez “in dili oldukça akıcı, samimi ve abartıdan uzak. Herkesin kendinden bir şeyler bulabileceği,hayatta her zaman karşımıza çıkabilecek bir hikaye Hande ile Mert’in yaşadıkları…Çok güzel bir aşk hikayesi…Hüzün,sevinç,aile yapısı,gelenek görenekler,evlilik ve onun getirdiği sorumluluklar,arkadaşlık ve dostluk,vefa,çocuk sahibi olmanın zorlukları,kadının bu konuda yaşadığı sorunlar ve toplumun yüklediği baskılar…Her şeyden önemlisi de rüya gibi bir aşkkk…Muhteşem alıntılar var kitapta… *~*~*~*~*~*~*~*~*~*~* “ Bazı karşılaşmalar tesadüftür.Acaba bu tesadüf, kaderin habercisi olabilir mi ?”
Bir Avukatın Kalp DosyasıÇiğdem Erez · Kitapyurdu Doğrudan Yayıncılık · 20251 okunma
Puan vermedi·16 syf.·
2026 88. kitabı
Bir hayvan barınağındaki bukalemun kediler, köpekler sahiplenilirken kendisini alan olmadığı için türlü yollarla diğer hayvanları eleyip kendisini öne çıkarmaya çalışıyor. Ama her seferinde müşteriler barınaktan tamamen uzaklaştığı için amacına ulaşamıyor ve barınak kapanacak duruma geliyor. Bu yüzden pişman olup yaptıklarını arkadaşlarına anlatıyor ve hep birlikte eskisi gibi müşterilerin ilgisini çekecek hâle geliyorlar. Bukalemunu minik bir kız sahipleniyor. Hayvanların durduğu yer barınak mı yoksa petshop mu orada bir tutarsızlık var. Resimlerde petshop yazıyor, gelenlere de müşteri deniyor zaten... Ama hayvan barınağı da denmiş. Resimlerdeki tüm yazılar İngilizce. Pek beğenmedim. Kitaptaki en güzel kısım arkadaşlarının bukalemunun iyiliklerini hatırlayarak vefa gösterip onu hemen affetmeleri olabilir... Bunun dışında çok da kayda değer bir şey yok gibi...
Koku Bombasını Kim Attı?E. Murat Yığcı · Caretta Çocuk Yayınları · 20221 okunma
Gece Açan Çiçekler
10/10
·312 syf.··
2026 8. kitabı
Gece Açan Çiçekler kitabı çıktıları: Boğaziçi Kitap Kulübü'müzün 12. kitabıydı. Yani ilk sene sonumuzu bu kitapla taçlandırdık. KONU: Vefa'da bir Konak Can Feda Konağı ve orada geçen hayat hikayeleri, tiplemeler karakterler, olay örgüsü içinde birçok metafor ve semboller yüzleşmeler, Türk edebiyatının çağdaş ve özgün isimlerinden senarist yazar Tarık Tufan'ın kitabı çok etkileyiciydi. Kitaptan ziyade insanlığa, günümüze, modern insanın yalnızlığına içine düştüğü çıkmazlara, handikaplara da değinen geçmişle gelecek arasında bir denge kurarak konuşan yazar, hepimizin düşüncelerine olumlu yönde etki etti. Dijital kültürün, teknolojinin ve yapay zekanın en üst düzeyde olduğu bu modern çağda, aslında her şey kolaylaşırken insanın kalbine ve ruhuna dokunulmadığını ve bireyin yabancılaştığına da değinildi. Sevilen yazar, Türk aile yapısı olarak, birey olarak, değişen değerler ve kültürel yozlaşma ile ilgili nereden nerelere geldiğimizin de başından geçen olaylar ve çeşitli örneklerle farkına vardırdı. Yasemin çiçekleri akşamüstü açar, kokularını karanlıkta yayarlar. Yazar Tarık Tufan'ın eserinde de, gecenin gizemini, insanın geceye açtığı iç dünyasını buraya atıfla görürüz. Dolayısıyla eser kapağındaki gibi müze bahçesi kamelyasındaki yaseminlerin kokuları eşliğinde yaptık biz de bu söyleşiyi. Ve unutulmayacak anlar yaşandı, eserdeki imgeler pekişti. Eserdeki teknik inceleme: Roman, modern ve postmodern teknikteki klasik aile dramıyla modern anlatı örneği. Yazarın tüm romanlarındaki gibi varoluşçu felsefesinin izleri var. Zaman açısından geçmişe gidip günümüze çıkışıyla iki farklı zaman katmanını paralel ilerletiyor (Nonlineer). Ve geri dönüş (Flashback) tekniğinde. Sembolist eser. Yani konak geçmişin yükünü, bastırılmış aile sırlarını, toplumsal çözülmeyi temsil eder. Gece
Gece Açan ÇiçeklerTarık Tufan · Doğan Kitap · 20258,3bin okunma
8/10
·356 syf.··
2026 20. kitabı
Herkese merhaba Bugün size sadece bir aşk hikâyesi değil; aile travmalarını, bağımlılıkla mücadeleyi, dostluğu ve yeniden ayağa kalkabilme gücünü anlatan bir kitapla geldim. Karnımdaki Viski Şişesi, hayatın yükünü çok küçük yaşlardan itibaren omuzlamak zorunda kalan Öznur ile asi tavırlarının ve umursamaz görüntüsünün arkasında kendi savaşlarını veren Görkem’in hikâyesini anlatıyor. Babasını kaybettikten sonra annesinin sorumsuzluğu nedeniyle hem kendi hayatını hem de kardeşi Bade’yi ayakta tutmaya çalışan Öznur, bir yandan çalışıp bir yandan okumaktadır. Görkem ise başarılı bir avukat olmasına rağmen alkol bağımlılığıyla mücadele eden, hayatını uçlarda yaşayan bir karakterdir. Bir metro yolculuğunda yollarının kesişmesiyle başlayan hikâye, zamanla tutkulu ama bir o kadar da zorlu bir ilişkiye dönüşüyor. Bu kitapta sadece bir aşkın doğuşunu okumuyoruz. Aynı zamanda insanların geçmişleriyle, travmalarıyla ve kendi karanlık taraflarıyla verdikleri mücadeleye de tanıklık ediyoruz. Özellikle Öznur’un yaşadıkları beni oldukça etkiledi. Annesi Feride’nin çocuklarına karşı kayıtsız tavırlarına birçok kez sinirlendim. Buna karşılık Cihan ve ailesinin Öznur’a gösterdiği sevgi, destek ve vefa duygusu içimi ısıtan detaylardan biri oldu. Böyle dostlukları okumayı her zaman çok seviyorum. Görkem ise okurken en çok düşündüğüm karakterlerden biriydi. Bazı anlarda ona çok kızdım, bazı anlarda ise yaşadığı şeylerin ağırlığını hissedip onu anlamaya çalıştım. Özellikle bağımlılığıyla verdiği mücadele ve karakter gelişimi kitabın en etkileyici yanlarından biriydi benim için. Dilek Nazlıoğlu’nun kalemi oldukça akıcıydı. Sayfalar hızla aktı ve hikâye boyunca merak duygum hiç azalmadı. Duygusal yoğunluğu yüksek, yer yer insanın içini sızlatan ama aynı zamanda umut da barındıran bir
Karnımdaki Viski ŞişesiDilek Nazlıoğlu · Herdem Kitap · 202530 okunma