Roboto

Ayrıca Harrington, hükümetin yasama ve yargı organları arasında kesin bir güç ayrılığı getirerek oligarşinin oluşumunu engeller. Güç, yasama organı içinde de birbirinden farklı sorumlulukları olan iki ayrı meclise dağıtılır. Roma meclisi örnek alınarak "senato" denilen üst meclis politika önermek ve tartışmaktan sorumlu olsa da yasa çıkarma yetkisi yoktur. Alt meclis ise üst meclisin önerdiği politikaları oylamaktan sorumludur ancak onun da politika önerme veya tartışma yetkisi yoktur. Üst meclis temsilcileri "aklın getirdikleri" sayesinde "doğal aristokrasi"den gelir. Alt meclis temsilcileri ise halkın arasından gelmektedir.
Sayfa 19
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Amerika'nın kurucu babaları Harrington'un fikirlerini incelemiş ve bu fikirlerin birçoğu Amerika Birleşik Devletleri anayasasına dahil edilmiştir. Bunlara iki meclisli Kongre, başkanın iki dereceli yöntemle seçilmesi ve güçler ayrılığı örnek gösterilebilir.
Sayfa 19
Schadenfreude/Şematet
Yanıbaşında birisi ölürken sen bunu duyamazsın. Dünyanın bahtsızlığı da budur işte. Acımak ızdırap değildir, acımak başkasının felaketi karşısında duyulan gizli bir sevinçtir. Bu felaket kendimize veya sevdiğimiz birisine gelmediği için aldığımız rahat bir soluktur.
"Doğrudan istihdama katılmak yerine, kendilerini başka şeylere adayan özgür insan sınıfının da rahiplerin yanı sıra sahneye çıkması ancak köle ekonomisiyle mümkün olmuştur. Aristoteles'in de dediği gibi, felsefenin önkoşulu gerekli boş zamana sahip olmaktır."
Sayfa 42
İnsanın dini anlayışlardan kurtulması için yeterli entelektüel özgürlüğü yaratacak olan, pek çok burjuva devlette mevcut olan hukuksal özgürlük değil, tam maddi özgürlüktür. Büyük kitleler de ancak bu maddi özgürlük var olduğunda bilim ve sanatla uğraşmak için gerekli olan boş zamana sahip olabilir. Din ortadan kalkınca yerine ne geçer, diye sorabilirsiniz. Alman şair Goethe'nin bir sözüyle yanıt verebilirim: "Sanata ve bilime sahip olanın dini vardır, sanata ve bilime sahip olmayanın da bırakın bari dini olsun." Goethe'nin azınlıktaki âlimlere bahşetmek, ama büyük kitlelerden esirgemek istediği şey, artık herkesin olacak. Burjuva toplumunda bazıları entelektüel bakımdan özgürleşebilirken, tam gelişmiş sosyalist toplumda herkes özgürleşebilir. Bu meseleye diyalektik materyalist sıfatımızla da bakmalıyız. Yaptığımız araştırmalar neticesinde bugün özgür biçimde kendini geliştirmek için maddi olanağa sahip olanların imtiyaz sahibi azınlık olmasının toplumsal gelişmeyi engellediğini görmekteyiz. Oysa üretim güçlerinin gelişmemiş olduğu eski dönemlerde bu imtiyazlar, geniş halk kitlelerinin günümüzdeki maddi ve manevi kurtuluşunu mümkün kılan koşulların yaratılması için kaçınılmazdı. Bir azınlığın -sınıfın, kastın ya da zümrenin- dolaysız üretim emeğinden kurtarılması, doğa bilimlerinin ve teknolojinin gelişmesinin önkoşuluydu, böylece gerekli toplumsal koşullar yaratıldığında herkesin özgür kültürel gelişmesi için maddi olanaklar ortaya çıkacaktı. Ayrıca bu örneği kullanarak tarihsel diyalektikle ne demek istediğimi de size göstermek istedim. Bu örnekten şunu anlıyoruz: Belli koşullarda zorunlu olan ve ilerleme anlamına gelen bir olgu, değişen tarihsel koşullarda tam tersine dönüşür, gelişmeyi engeller.
Sayfa 40