Seninle evlenemem, çünkü bir karım ve çocuklarım var. Bırak nasıl kurtulabileceğimizi öğrenene dek, sana bakayım. Gelip seni görebileceğim küçük bir yer alayım. Poz veremezsin. Sen bana aitsin." Derken gizli bir hayat sürmeye ba�
ladım ve ne zaman dünyadaki herhangi bir başkası '.için poz veriyor olduğumu sansam, gerçekte güzel bir odada John'u bekliyordum. Her gelişinde bir hediye, bir kitap, yazmam için renkli kağıt getiriyordu. Rahatsızdım, bekliyordum. Gizli hayatıma
- "Birden camın önünde biri durdu."
- "Kim?"
- "Kim olacak, Suna."
Mualla'nın kızı Suna. Genç irisi derler ya öyle işte. Basbayağı yeri incitmek istemezmiş gibi minik adımlarla bir salınışı vardır, görmeli. Bundan olacak "İncitmez" lakabını takmışlar. Tüm kasabanın gözü üstünde. Gelip öylece cam önünde duruvermiş. Bir camaltı resmi gibi. Sen say Çin padişahının kızı. Doğrudan Turan'a bakıyor. Oğlan içeride, cam gerisinde. Kızı görür görmez çarpılmış. Venüs'ün "Nü"sü, biçimden çıkmış. İki kolu yanına inmiş, yaprak gibi titriyor. Kız pirelenip içeri girmesin mi? "N'oldu Turan Bey," diyerek gelip elini tutmasın mı? Bizimki zaten üfürsen düşecek, o temas sonucu yıkılıvermiş. Mualla Hanım, dükkanda olan müşteriler kolonya falan koşturmuşlar, Turan onca kadının arasında az sonra ayılıvermiş.
"Eli elime değdi de,
Hem ben yandım hem kendi,"
diye türküye başladım.
Turan: "Dalganın yeri değil," diye susturdu. Meyus ve umutsuz... "Sadece ben yandım abi, kızın umurunda mı?"
Yabancılardan, özellikle de Güney Amerikalılardan, Zencilerden ve Kübalılardan korkusu vardı. Onların olağanüstü cinsel güçlerine dair bir şeyler du
ylıi
uştu ve karısının onların eline düşmesi durumunda hiç geri gelmeyeceğini hissediyordu. Bununla birlikte Louise, kocasının en iyi arkadaşlarıyla yattıktan· sonra, en sonunda yabancılardan biriyle tanıştı