Firdevsî,[33] hicrî dördüncü asırda Rüstem-i Ferhzad’ın ağzından şunları söylemektedir: “İslâm geldiğinde her şeyi dağıtır, soylar birbirine karışır, hünersiz köle padişah olabilir ve insanları yönetmek için soy ve ululuk bir anlam ifade etmez. Irk ve hanedanın yönetim açısından bir önemi kalmayınca köleler bile yönetici olabilir.”
Herkesin bir ilkbaharı, bir yazı, bir güzü, kışı oluyor işte. İnsanın ilkbaharı öteki hayvanlara bakarsak geç başlıyor. Bir at bir yaşında, hadi hadi iki yaşında ilkbaharındadır. Bir kuzu altı ayda koç olur. Ama insanoğlu ilkbaharını yirmisinden önce pek idrak edemez.
“Ne tuhaf şey şu insan denen mahluk,” diye düşündürüyordu valiyi, “yüksekten uçan kartal olabilecekken ağaçkakan kalmayı tercih ediyor! Ne tuhaf şey şu insan!”