Hiçkimse

Hiçkimse
@venusteki_kar
Masumların katline seyirci kaldığımız şu zamanda belki de hiçbirimiz yeterince masum değilizdir.
Üniversite Öğrencisi
26 Eylül 2005
74 okur puanı
Aralık 2021 tarihinde katıldı
10/10
·182 syf.··
2025 6. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 02 Şubat 2025 11:17
Merhaba! Bugün şu dönem sık sık kitaplarını okumaya çalıştığım bir yazar olan Hüseyin Rahmi'nin "Cadı" adlı eserinden bahsetmeye çalışacağım. Eleştirmek haddime olmadığından sadece tanıtım tarzında bir yazı olacaktır. O zaman gelin sevdiğim bir alıntı ile başlayalım. ALINTI: "Efendi, emin olun, gördüğünüz her sima, göstermek istediği aydınlık bir vicdanın hakiki yansıması değiIdir. İyilikseverlik belirtileriyle parıltılı bulduğunuz çehrelerden çoğunu, bir anlık doğal ikiyüzlülük örtüsünden sıyrılmış görseniz dehşetinizden Hakk'a sığınırsınız. Tatlı görünen ne kadar tebessümler vardır ki her biri gizli bir nefretin, alçak bir emelin aldatıcı yaldızı hükmündedir. YORUMUM: Öncelikle benim bu kitaba başlamama neyin vesile olduğundan bahsederek konuyu açayım efendim. Yemek yerken bir şeyler izlemek zannederim ki yalnız benim zevk aldığım bir mesele değildir. Yine bir şeyler bakınırken Osmanlı'nın son dönemlerinde geçen bir cadı hadisesinden bahseden Türk yapımı bir filme denk geldim. Araştırınca öğrendiğim üzere bu kitabın bir uyarlamasıdır. Elbette konu benzer olsa da film sonraları çokça kitaptan ayrılmıştır. Filmi de tavsiye ederim bu arada. Eğer benim gibi Osmanlı dönemi romanlarını özellikle son dönemini okumayı sevenlerdenseniz Hüseyin Rahmi'nin tüm kitaplarını tavsiye ederim gerçi ben de tamamını bitirebilmiş değilim ama okuduğum kadarıyla söyleyebilirim ki döneminin artısıyla eksisiyle her şeyini anlaşılır bir dille oldukça zevkli bir anlatımla aktarmakta. Hüseyin Rahmi; kitaplarından anladığım kadarıyla döneminin değerli okumuş, bilge insanlarındanmış. Şu ana kadar okuduğum tüm kitaplarında bilge-cahil çatışması yer alıyordu ve bu bilge insanları anlatırken de Hüseyin Rahmi kendi oldukça kalabalık külliyatını gözler önüne seriyordu. Özellikle de bu bilge
CadıHüseyin Rahmi Gürpınar · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20255,5bin okunma
Reklam
Tavsiye etmiyorum.
2/10
·288 syf.··
2023 31. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 05 Ağustos 2023 01:58
ALINTI: Eğer iyi şeyleri kendinize sürekli hatırlatmazsanız kötü düşünceler zihninize sızar ve kontrolü ele geçirir. YORUMUM: Öncelikle yazarın daha önce “Walter Erkekleriyle Hayatım” kitabını da okuduğumu belirtmek istiyorum. Yazarın yazım diline de hakim olarak başladım az buçuk: klişe olarak adlandırabiliriz yazarın yazım dilini aslında. Fakat bu kitabında o kadar klişe vardı ki bir an kitabı bir noktadan sonra ezbere okudum. Şunu belirtmeliyim ki ben klişe severim ancak sevdiğim klişe NG Kabal’ın yazdığı tarz klişeler ya da M. Meyer’in. Ali tüm kitabı klişelerle doldururken bu yazarlar klişelere boyut atlatıyor ve harikalar çıkarıyor. Kitapta heyecan ve merak unsuru diye bir kavram asla yoktu. Oldukça monoton olaylar zinciri vardı ve işin daha da kötüsü biz bu sıkıcı olaylar zincirini daha da bunaltıcı başrol karakterimizin gözünden okuyorduk. Tüm bu klişeler içinde okuma keyfi veren taraf Stella’nın Gönülçelenler –Oliver hariç- ile olan dostluk ilişkisiydi. Neden mi Oliver hariç? Çünkü yazar kafasında nasıl kurguladı bilmiyorum ama sanki onun zihninde çok önceden Oliver ve Stella bir şeyler yaşadı ve yaşamaya da devam ediyor fakat bizler yazarın zihninde yaşadığımız için bunları okumadan da bilmeliyiz. Oliver ile olan anı sayısı diğer çocuklara kıyasla daha az ve yazar bizden Oliver’ı başrol erkek olarak benimsememizi istiyor. Fakat bana göre JJ veya Alec bu role daha yatkın çünkü Stella’yı hem destekliyorlar hem de onları daha çok okuyoruz. Oliver huysuz huysuz dolaşırken ve sonda sırf yazar dramatize edecek diye saçma sapan davranırken bu çocuklar hala Stella’yı destekliyor ve davranışlarını takdir ediyorlardı. Diğer tarafta Stella’nın kanser kardeşi Cara vardı. Ve benim kitapta en sevdiğim karakterdi diyebilirim, başrol kızımız kesinlikle Cara olmalıydı.
İnceleme
GönülçelenlerAli Novak · Yabancı · 2021169 okunma
10/10
·261 syf.··
2023 27. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 23 Temmuz 2023 06:15
Favori alıntım: En büyük düşünceler, en basit olanlardır. Arka kapak: "Sineklerin Tanrısı başlangıçta, ıssız bir adaya düşen çocukların serüvenlerini anlatan, küçükler için yazılmış bir öykü, R.M. Ballantyne’ın Mercan Adası’nın çağdaş bir uygulaması sanılabilir. Hatta Golding, kendine özgü buruk alaycılıkla, okuyucunun bu sanısını pekiştirmek istercesine, Sineklerin Tanrısı’nın başlıca iki kişisine Mercan Adası’ndaki çocuklardan aldığı Ralph ve Jack adlarını verir. Mercan Adası’nda Ballantyne, oldukça duygusal ve biraz da bön bir iyimserlikle, gemileri battıktan sonra Pasifik Okyanusu’nda ıssız bir adaya sığınan üç İngiliz gencinin, Büyük Britanya uygarlığının oldukça başarılı bir küçük örneğini nasıl yeniden kurduklarını anlatır. Golding’in Sineklerin Tanrısı’nda da bir mercan adası ve İngiliz çocuklar vardır. Ama altı ile on iki yaş arasında olan bu çocuklar, gelecekteki atom savaşı sırasında, güvenilir bir yere götürülmek üzere bindikleri uçak bir saldırıya uğradığı için bu mercan adasına düşmüşlerdir. Ve bu mercan adasında olup bitenler, Ballantyne’ın romanında olup bitenlere hiç mi hiç benzememektedir...Sineklerin Tanrısı’nda gördüğümüz ıssız ada da yeryüzünün cennetlerinden biridir. Çocuklar da bu adanın, okudukları Mercan Adası’na çok benzediğini söylerler. Ne var ki, başlangıçta bunu hiç sezinlemediğimiz halde,atom çağının çocukları, bu güzelim adayı her açıdan bir cehenneme çevireceklerdir." ~Mina Urgan Herkese merhaba! Nasılsınız? Bugün büyük bir istekle ve merakla okuduğum “Sineklerin Tanrısı”nı elimden geldiğince yorumlamaya, anlatmaya çalışacağım. Başlamadan önce belirtmek isterim ki ben başlarken bu kitabın bir çocuk kitabı olduğunu duyduğum için çok üstüne düşmeyerek, üstünkörü okumaya kalktım. Fakat size söylemeliyim ki bu
Sineklerin TanrısıWilliam Golding · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202597,3bin okunma
Polisiye seven sevmeyen herkese tavsiye ederim.
10/10
·504 syf.··
2023 26. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 20 Temmuz 2023 18:22
Kitaptaki favori alıntım: Ben deli değilim, aklımı da kaçırmadım. Ama bu kadar acımasız, bu kadar sevgisiz, bu kadar hoyrat bir dünyada hiçbir şey olmamış gibi yaşayamazdım. Arka Kapak: Ahmet Ümit’ten polisiyeyi arkeoloji ve mitolojiyle harmanlayan usta işi bir roman. Berlin Emniyet Müdürlüğü’nün cevval başkomiseri Yıldız Karasu ve yardımcısı Tobias Becker, göçmenlerin, işgal evlerinin ve sokak sanatçılarının renklendirdiği Berlin sokaklarından Bergama’ya uzanan bir macerada, hayatı ve insanları yok etmeye muktedir sırların peşinde bir seri cinayetler dizisini çözmeye çalışıyor. Soruşturmanın Türkiye ayağında sürpriz bir ismin olaya dahil olmasıyla heyecanın dozu gitgide artıyor. Kayıp Tanrılar Ülkesi, Zeus Altarı ve Pergamon Tapınağı’nın gölgesinde mitlere günümüzde yeniden hayat verirken, suçun çağlar ve kültürler boyu değişmeyen doğasını bir tokat gibi yüzümüze çarpıyor. "O yüzden unuttuk dediğiniz yerden başlayacağım. Unutmanın bedelini ödeyecek unutanlar. Cezaların en şiddetlisiyle ödüllendirilecek saygısızlık yapanlar, kalbi yerinden çıkarılacak beni kalbinden çıkaranların, yüzlerinin derisi yüzülecek benden yüz çevirenlerin…" Yorumum: Gerçekten kitabın nasıl bittiğini anlamadım. Olaylar öylesine heyecanlı öylesine nefes kesici devam etti ki sonuna geldiğinde içimde hoş bir burukluk kaldı. Öncelikle yazarın yazım diline aşık oldum. Kullandığı kelimelerden seçtiği isimlere yalınlık ilkesine ters düşen tek bir durum yoktu. Okudukça yazılar engelsiz bir nehir gibi akıp gidiyordu. Okurken heyecan hep doruklardaydı. Kesinlikle tek bir an dahi sıkıldığımı hatırlamıyorum. Hatta kitaptan başımı kaldırdığımda öylesine çok okumuş oluyordum ki başım dönüyordu. Kiitap bana göre üç bölümden oluşuyor: tarih bölümü, mitoloji bölümü ve son olarak olay bölümü. Tarih bölümünde
Kayıp Tanrılar ÜlkesiAhmet Ümit · Yapı Kredi Yayınları · 202328,1bin okunma
Hayat budur: Büyük iddialar, küçük gerçeklikler.
Puan vermedi·328 syf.··
2023 25. kitabı
·
33 günde okudu
·
Okunma: 10 Temmuz 2023 19:09
"Başkalarının mutluluğu artık mutlu olamayacakların tesellisidir." Daha önce bir kitabı okurken kendinizi bir kelebekmişçesine hafif hissettiğiniz, çalan bir klasik eserde dans ediyormuşçasına sayfaların arasında gezindiğiniz oldu mu? Betimlemeleri öylesine hoş sözcükler seçilerek yapılmıştı ki okudukça kelimelerin tatlarını, kokularını almaya; müziğini duymaya, tasvir edilen şahsiyetleri görmeye başladım. Her ne kadar çok beğenerek okusam da belki seviye olarak yeterli olmadığımdan belki de doğru zamanda okumadığımdan mütevellit -Çünkü araya sınav, tatil, akraba ziyaretleri ve uzun bir seyahat girdi.- bitirmem uzun sürdü. Yine de bu aldığım zevke, kitaptaki verilen mesajları almama, yazarın biçtiği rolde oynamama engel olmadı. Hatta uzun zamandır -6 yıldır- görmediğim akrabalarımla baş karakter üzerine konuşmalar bile yapma fırsatı buldum. Ve fark ettim ki başkarakter yani Felix, sevilecek bir adam olmaktan çok uzaktı. Bu gözle bakınca artık Felix'in duygularına ortak olmaktan, ona acımaktan, katılmaktan ziyade farkında olarak yahut olmayarak yaptığı davranışlara, tutumlarına kızmaya; onu yargılamaya başladım. Her ne kadar sürekli farklı dönemlerde yaşamış insanlar desem de kitabın içine girip tüm kadınlara sıkıca sarılma isteğime karşı koyamadım. Bu kadar yükün altında kalıp gizlide kalmaları kalbime dokundu. Yazar içinde asla bulunmak istemeyeceğim ataerkil dönemin içinde bulunmuş birisi olduğundan elbette ki eserlerini de kendi rengine boyamış bu düzen. Hatta bir an Balzac'ın kadınlara karşı bir önyargısı mı var diye düşünmedim değil. Fakat araştırdığıma göre Balzac da aynı Felix gibi anne sevgisinden yoksun büyümüş. Bu nedenle de aynı Felix gibi kendinden yaşça büyük kadınlara ilgi duymuş. Bu noktada Youtube'da araştırmam sırasında bu kitabın yorumunu
İnceleme
Vadideki ZambakHonore de Balzac · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202552,9bin okunma
Reklam