Puan vermedi·348 syf.··
2026 44. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 16 Mayıs 2026 14:02
İlber Ortaylı’nın da önerdiği kitaplardan biri olan Timurlenk: Bozkırların Son Göçebe Fatihi, Orta Asya tarihinin en etkili hükümdarlarından biri olan Timur’un hayatını, yükselişini ve kurduğu imparatorluğu ayrıntılı biçimde ele alan kapsamlı bir biyografi çalışması. Kitapta Timur’un fetihlerinin yanısıra, içinde yetiştiği siyasi ortam da anlatılıyor. Timur doğduğunda Cengiz Han’ın mirasını sürdüren Çağatay Ulusu eski gücünü kaybetmiş, bölgede kabile mücadeleleri başlamıştı. Beatrice Forbes Manz, Timur’un bu karmaşık ortamda nasıl yükseldiğini, kabileler arasındaki dengeleri ustalıkla kullanarak nasıl iktidarı ele geçirdiğini ve Çağatay geleneğini sahiplenerek meşruiyet kazandığını oldukça başarılı bir şekilde aktarıyor. İran, Irak, Afganistan, Kafkasya, Hindistan, Suriye ve Anadolu’ya uzanan seferleri; Altın Orda Hanlığı ile mücadelesi, Delhi Seferi ve Ankara Savaşı gibi dönüm noktaları kitapta yer buluyor. Timur’un askerî dehasını, siyasi zekâsını, devlet yönetimini ve Semerkant’ı dönemin en önemli ilim, sanat ve ticaret merkezlerinden biri hâline getirme çabasını da gözler önüne seriyor. Kitapta dikkatimi çeken noktalardan biri de Timur’un ölümünden sonraki süreç oldu. Timur bütün otoriteyi kendi şahsında toplamış, güçlü bir devlet kurmuş olsa da ardında sağlam bir veraset sistemi bırakamamıştı. Bu nedenle ölümünün ardından oğulları ve torunları arasında taht mücadeleleri başladı. Yazar, Timur’un neden büyük bir fatih olarak başarılı olduğunu anlatırken, kurduğu düzenin neden aynı başarıyla sürdürülemediğini de açıklıyor. Timur çoğu zaman yalnızca Ankara Savaşı ve Yıldırım Bayezid ile olan mücadelesi üzerinden hatırlansa da bu kitap onu çok daha geniş bir perspektiften ele alıyor. Akademik yönü güçlü, yer yer yoğun ama Timur’u, Timurluları ve Orta Asya tarihini
1000Kitap
Timurlenk-Bozkırların Son Göçebe FatihiBeatrice Forbes Manz · Kronik Kitap · 2017948 okunma
Puan vermedi·56 syf.··
2026 13. kitabı
·
6 saatte okudu
·
Okunma: 09 Nisan 2026 18:25
Bozkurtların Ölümü Albüm: 2, eserin sahibi olan Türkolog, şair, düşünür, öğretmen ve Türk yazar Hüseyin Nihal Atsız, çizeri ise ressam, çizgi roman yazarı ve çizeri, oyun, simülasyon, 3D modelleme gibi bir alanda çalışmaları bulunan Oğan Kandemiroğlu'dur. Bozkurtların Ölümü Albüm 2, Atsız'ın Bozkurtlar adlı eserinin çizgi romana çevrilmiş halidir. Eser 52 sayfa parlak kuşe kağıda çizilmiştir. Eser dört bölümden oluşmaktadır. Bu bölümler: Ötüken'in Keskin Nişancısı, Tüng Yabgu Kağan'ın Elçileri, Onbaşı Sançar ve Kineş'tir. Eser, 1. Albümün devamı ile devam etmektedir. Türk boyları bir araya gelerek at binme, kılıç kuşanma hünerlerini gösterirler. Olaylar gelişir. Eser, Türk töresini ve geçmişini çok iyi aktarıyor. Türklerin savaşçı özellikleri, Türk veraset anlayışı, ordu-millet anlayışı, Çin Seferleri, Çinliler ile olan siyasi ve toplumsal ilişkiler, Çinlilerin casuslukları, Çinlilerin Türkleri içten yıkma çalışmaları, Çinli prenseslerin iktidardaki etkisi, Çinli kölelerin toplumdaki yeri, Türk toplum yapısı, Türklerin günlük yaşamları, Türklerin ata sporları, geleneksel Türk tören, oyun ve eğlenceleri, kımız içme gelenekleri, at binip kılıç kullanma ve ok atmadaki başarıları gibi birçok şeyi bu çizgi romanda bulabilirsiniz. Okurken çok zevk aldım. Bu serinin koleksiyon niyetine alınıp saklanması gerektiğini düşünüyorum. Hele içerisindeki çizimleri görüp de beğenmeyecek olmaz sanırım. Çizgi roman okumak isteyenlere ve çizgi roman okumayı sevenlere tavsiye ederim. Keyifli okumalar dilerim.
Bozkurtların Ölümü - 2. AlbümHüseyin Nihâl Atsız · Ötüken Neşriyat · 202458 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
3/10
·464 syf.··
2026 9. kitabı
Nero, Roma tarih yazımında yüzyıllardır tek bir imgeye sıkıştırılmış bir figürdür: ya yakıp yıkan bir tiran ya da trajik bir çöküş hikâyesinin kötü şanslı kahramanı. Ancak Miriam T. Griffin bu ikili anlatıyı yıkarak, onu yanlış bir rolün içine sıkışmış, bulunduğu dönemin ve sistemin içinde yönünü kaybeden bir figür olarak okumayı öneriyor. Yazar, kronolojik bir biyografi sunmaktan ziyade; Nero’nun başarısızlığını hem bireysel zaaflar hem de yapısal koşullar üzerinden açıklamaya yönelir. Yazarın yaklaşımının en dikkat çekici yanı, antik kaynaklara karşı eleştirel mesafesidir. Özellikle Tacitus ve Suetonius gibi tarihçilerin aktardığı anlatıların, önyargılar içerdiğini vurgular. Kitabın ilk bölümü Nero’nun iktidarını anlatıyor. Tahta çıkışıyla başlayan bu süreçte; annesi Genç Agrippina ve hocası Seneca gibi güçlü figürlerle kurulan ilişki, imparatorluğun başlangıçta kontrol altında gibi görünmesini sağlıyor. Ancak zamanla; güç ilişkileri bozuluyor ve Nero giderek yalnızlaşıyor. Bu süreçte ortaya çıkan “sanatçı imparator” kimliği ise Roma’nın beklediği yönetici modeliyle ciddi bir çatışma yaratıyor. Kitabın ikinci ve en kritik bölümünde ise bireysel hikâyeden çok çöküşün otopsisi ele alınıyor. Veraset sisteminin belirsizliği, mali baskılar, orduyla zayıf bağlar ve Roma elitleriyle yaşanan kültürel gerilimler (özellikle Yunan etkisi), Nero’nun düşüşünü hazırlayan temel unsurlar olarak açıklanıyor. Eserin en güçlü tezlerinden biri, Nero’nun temel sorununun “imparator rolünü oynayamaması” olduğu fikridir. Bu yorum, Nero’yu ne basitçe bir zorba ne de yalnızca bir kurban olarak konumlandırır; aksine, onu beklentilerle kimliği arasında sıkışmış bir yönetici olarak ele alır. Kitap, akademik açıdan yoğun ve yer yer zorlayıcı olsa da, Roma İmparatorluğu’nun erken dönemine
NeroMiriam T. Griffin · Pinhan Yayıncılık · 20258 okunma
Puan vermedi·271 syf.·
2026 209. kitabı
Osmanlı devlet yönetiminde etkin bir rol oynamış Haseki Sultan ve Valide Sultan. Torununun saltanatında bile haremi yönetmiş ve büyük kayınvalidesi Safiye Sultan gibi kendisi de Büyük Valide Sultan olmuştur. Osmanlı padişahı I. Ahmed'in nikahlı eşi ve en sevdiği eşidir, padişah IV. Murad ile I. İbrahim'in annesidir ve IV. Mehmed'in babaannesidir. Safiye Sultan'ın isteği üzerine adı Mahpeyker olmuş Kösem Sultan Kimdir? Osmanlı tarihinin etkili kadınlarından olan Kösem Sultan, 1590 yılında Yunanistan'da Anastasya adıyla doğdu. Bosna Beylerbeyi tarafından İstanbul'a kızlarağasına gönderildi. Kösem Sultan küçük yaşta Harem'deki eğitime başladı. 15 yaşındayken Sultan I. Ahmet'e haseki oldu. . Keskin zekasıyla padişahı etkisi altına aldı ve bütün saraya nüfuzunu kabul ettirdi. Kösem Sultan, Safiye Sultan ve Hürrem Sultan'ı örnek alarak, kendi yoluna başladı. Bu sirada III. Mehmed vefat etti ve genç Şehzade Ahmed Osmanlı tahtına oturdu. I. Ahmed olarak 14. Osmanlı padişahı ve 93. İslâm halifesi oldu.Kösem parlak zekası ve güzelliği ile Sultan Ahmet'i kendine aşık etmeyi başardı. Kocası ölünce önce tahta geçen kocasının kardeşi Sultan I. Mustafa ve daha sonra da kocasının başka bir kadından olma oğlu Sultan II. Osman zamanında devlet işlerinde etkinliği arttı. Fakat II. Osman yaşı çok genç olmakla birlikte Kösem Sultan'ın devlet işlerine çok karışmasından rahatsız oldu ve muhtemelen annesi Valide Sultan Mahfiruz Hatice Sultan'ın da etkisiyle onu eski saraya gönderdi. . Genç Osman'ın tahttan indirilmesi ve tekrar yerine geçen I. Mustafa'nın da tekrar tahttan indirilmesi üzerine tahta nihayet Kösem Sultan'ın kendi oğlu IV. Murat çıktı. IV. Murat tahta çıktığında sadece 11 yaşındaydı ve Kösem Sultan artık oğlu adına devleti büyük ölçüde yönetmeye başlamıştı. Kösem Sultan
Edebiyat - Roman - Tarih
Kösem SultanAhmed Refik · Yeditepe Yayınevi · 2015123 okunma
6/10
·334 syf.··
2026 501. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 10 Mart 2026 06:52
Kemalist Cumhuriyet'in İttihatçılarla "hesabını kapattığı" bir tarihte yazı­lan Hüküm Gecesi'nde İttihatçılar ve İttihatçılık Osmanlı'yı yıkıma sürük­leyen olumsuz yönleriyle tasvir edilir. Cumhuriyet'i kuran kadrolarla İtti­hatçılar arasındaki birtakım farklılıkların yarı sıra bir kuşakdaşlık, sürekli­lik ve veraset ilişkisinin de olduğuna değinilmez. İttihatçılar Osmanlı'nın yı­kımıyla Cumhuriyet'in kuruluşu arasına sıkışıp kalmış bir kayıp ara kuşak olarak betimlenir. Zayıf iradeli bir aydın olan Ahmet Kerim, devrin karışık­lıkları ve karanlıkları arasında yolunu kaybetmiş ve gençliğini heder etmiş­tir. Bu "tatsız, kokusuz ve kısır gençlik" 1908'de yirmi yaşına basanların or­tak bir özelliğidir: "Lakin, yalnız ben mi böyleyim? " dedi. .. Bu, Abdülhamid devri denilen o uzun, o otuz üç yıl süren geceden artakalmış, mayası karanlıkta yoğurulup kanı yaslı anaların gözyaşlarıyla tuzlanmış bütün bir nesle mahsus eksiklik­ler, kötülükler, dertler değil mi? Hüküm Gecesi, Yakup Kadri'nin birçok romanı gibi bir devir ve kuşak ro­manıdır. Ancak Kiralık Konak'ın Hakkı Celis'i, Sodom ve Gomore'nin Nec­det'i, Yaban'ın Ahmet Celal'i, Ankara'nın Neşet Sabit'inin aksine Ahmet Ke­rim'in geleceğe ilişkin umutları çok zayıftır. Daha genç yaşta nihilizme sap­lanmıştır. Sürüldüğü Anadolu'da kendini yabancı bir iklimde bulur ve siya­setle ilgilenmeyi büsbütün bırakır; Bulgaristan'a karşı seferberlik ilanı, Edir­ne'nin geri alınışı, Bab-ı Ali'deki sulh müzakereleri onu artık hiç ilgilendir­mez. O artık "bir hayvanat bahçesinin çeşitli cinsleri içine salıverilmiş egzo­tik bir mahluka benziyor"dur. Hüküm Gecesi'nin sonunda Ahmet Kerim'in ruh hali muktedirleri ve muhalifleriyle birlikte artık mazide kalan, unutturu­lan ve unutulmak istenen, öncesiz ve sonrasız bir çağ resmine oturur.
Hüküm GecesiYakup Kadri Karaosmanoğlu · İletişim Yayınları · 20221,064 okunma
9/10
·112 syf.··
2026 8. kitabı
niccolo machiavellinin çağının italyasını derleyip toparlaması için ortaya çıkması gerektiğini düşündüğü kişi-kişilik. diktatörlerin başucu kitabı.. eğerki sosyal çevrenize hükmetmek kaygısındaysanız, bu kitabı alın ve okuyun. söylenenleri uyguladığınızda kendinizin etrafa hükmetmeye başladığınızı göreceksiniz.. fakat ortaya çıkan yeni karakterinizi sever msisniz onu bilemicem. 1-insanlar üzerinde hakimiyet kuran devlet ve iktidarların hepsi, geçmişte olduğu gibi günümüzde de, ya cumhuriyet ya da krallık olarak ortaya çıkmışlardır. 2-başka bir devleti ele geçirme, bizzat ele geçirenin ya da başkalarının ordusuyla veya şansın yardımıyla veya yetenek yoluyla gerçekleşir. 3-veraset yoluyla hükümdar olan bir kral, aslında halkının hoşuna gitmeyecek durum ve zorunluluklarla daha az karşılaşacaktır ve bu nedenden ötürü de daha fazla sevilecektir. 4- bir iktidarın eskiye dayanması ve uzun süre iş başında kalması durumunda, önceki yeniliklerin hatırası da bunların nedenleri de silinir gider. 5-insanlar, yazgılarının da değişeceği beklentisi içinde hükümdarlarını değiştirmeyi severler. 6-zira orduları ne kadar güçlü olursa olsun bir kralın bir ülkeye girebilmesi için o ülke halkınca tutulmaya ihtiyacı vardır. 7-insanlar kendilerine verilen küçük çaplı zararlardan intikam almaya kalkarlar, ama verilen zarar çok ağır olduğunda buna kalkışamazlar; bundan da şu sonuç çıkar: bir insana zarar verilmesi söz konusu olduğunda, bunu söz konusu kişinin intikam almasını imkansız kılacak biçimde gerçekleştirmek gerekir. 8-zaman her şeyi silip süpürür ve iyiliği getirebileceği gibi kötülüğü de getirebilir. 9-sahiplenme isteği şüphesiz olağandır ve insan doğasına özgüdür. bu arzusunu tatmin etmeye kalkışan herhangi biri, bunu başarabilecek imkanlara sahipse, bunun için ayıplanmaktan
HükümdarNiccolo Machiavelli · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202120,4bin okunma