şaziye..

"Hapishane, onu doğuran tarih olarak yeni kanunlar gösterilirken söylenildiğinden çok daha eskidir. Biçim-hapishane, ceza yasalarındaki sistematik kullanımdan daha önce var olmuştur. Bireyleri dağıtıma tabi tutmak, onları sabitleştirmek ve mekân içinde paylaştırmak, tasnif etmek, onlardan en fazla zaman ve en fazla gücü çekip almak, sürekli hareketlerini kodlamak, onları hiçbir boşluğu olmayan bir görünürlük içinde tutmak, onların etrafında koskoca bir gözlem, kayıt ve notlandırma aygıtı oluşturmak, onlara ilişkin olarak biriken ve merkezileşen bir bilgi meydana getirmek üzere, toplumsal bünyenin tümü itibariyle usuller yoğrulduğunda, hapishane adlî aygıtın dışında oluşmuştur. Bireyleri, bedenleri üzerindeki belirgin bir çalışmayla itaatkâr ve yararlı kılmak üzere oluşturulan bir aletler bütününün genel biçimi, yasanın onu en mükemmel ceza olarak tanımlamasından önce kurum-hapishaneyi resmetmiştir."
Sayfa 335·Kitabı okudu
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
antikahraman -II
"Antikahraman bilinmezliği kutsar, kahramanlığın saçmalığını/beyhudeliğini çığırır. Kahramanın kendinden menkul değerini alaya alır. Eksikliğine güler; kendini ciddiye almaz, dünyayı ciddiye almaz. Dolayısıyla kolektifin kendini bağladığı tüm mihenk taşlarını, örf, inanç, ahlak, hukuk ve bilgi edinme yöntemlerini, hiyerarşiyi sarsar. Bazen bu sarsıcı işlevi, 'uyarmak/uyandırmak' gibi bir hedefe bağlar; ancak bu durumda uyandırmak istediklerinin uyanmasına değer atfettiğinden dolayı, antikahraman pozisyonundan uzaklaşmış, 'kahramanlık' yolculuğuna çıkmıştır. Antikahraman bazen -aynı anda çok öyküyü süren-polimitik örgütlenmesinin farkında olabilir. Farkındalığı kahramandan fazla da olabilir, ki antikahramanı eşdeğer olasılıkların dağınıklığında seçim yapmaktan alıkoyabilir. Önem/değer ve öncelik hiyerarşisini kuramadığı olasılıkların arasında huzursuzdur. Ama huzursuzluğu-nu (tekinsizliği) evi yapmıştır. Aradalıktan kaç(a)maz, ona mecbur olduğu evi olarak katlanır. Seçenekler arasında kararsız, duygu ve düşüncelerinde ikirciklidir. Tek bir hedefi takip edemeyecek kadar, olasılıkların çeşitliliğinde kaybolmuştur. Olası her hamlesinden kuşku duyar, eylem netliğini bulamaz; bazen eylemi tercih etmez. Zamanın dayattığı seçim ve eylem zorlamasını reddeder, olasılıkları muhafaza eder: Zamansallığı ve şekillenmeyi reddeder. Kahraman, insanlığın ileriye doğru seferinin bayraktarıdır. Antikahraman ise, insan(lığ)ın büyük mitine, yani -kendini referans tutarak- sonsuz gelişim fantazisine özne olmayı reddetmektedir. Yıkıcı bir rolü var gibi gözükse de, oluşan kararsızlığın yeniden yapılanmayı uyarması açısından antikahramanların insan(lığ)ın tarihî seyrindeki rolü vazgeçilmezdir. İnsan -özde-, kahramanlık sevdalısı antikahramandır. Belirsizliği, yaşamın
s. 271, 272 - Psikomitolojinin Trajik Öznesi Oidipus: Kahraman ve Antikahraman, M. Bilgin Saydam·Kitabı okudu
antikahraman -I
"Olumlu sonuçlar doğuran eylemiyle yapıcı/yapılandırıcı/genişletici işlev üstlenen, kendini referans tutarak ve özdeşime sunarak norm oluşturan, aradalık halinden çıkıyor olma yanılsamasıyla tedirgin ruhları yatıştıran, ümit aşılayan kahramanın bu özelliklerinin zıddı, anti-kahramanda teşhis edilebilir. Antikahraman -salt bu niteliğiyle- topluluğun makbul bir ferdi olamaz; zira vâ'dettiği sadece arada(lıkta) ve huzursuz insan'dır (homo interus -ergo- inquietus). Dingin bir şekillenmeyi değil, hiçbir kararlı şekillenmenin mümkün olamayacağını, eksikliğin esas olduğunu çığırır. Antikahramanın sosyokültürel değerler açısından 'kötü' olması gerekmez. Ama tuhaf, yadırgatıcı ve rahatsız edicidir; varlığı ve eylemleriyle huzursuzluk girdabıdır. Kendini içinde olduğu sistemin nesnesi olarak sorgulayabilir ve yorumlayabilir; bu durumda kendini nesneleştirmiş, dolayısıyla kendine ve sisteme yabancılaşmıştır. Dışarıya doğru -sürekli- devinim halinde gibi gözükür; ancak dışarıda kendisini saracak güvenilir bir mevcut mite sığınma ya da yeni bir miti inşa ihtimalini reddeder. Aradalıktan çık(a)maz, aradalığı peşi sıra sürükler. Hâkim miti reddederken, yeni bir mit önermesinden de imtina eder, zira 'Öte'nin mümkün ve/veya anlamlı olduğuna inanmaz. Sistemi yıkmaz, ama dibini oyar. O, "her şey iyi ve tam(am) olacak" muştusunu bozar. Huzursuzluğunu sistemin bir parçası yapar ve sistemi -kahraman misali- Öte'ye/selâmete ulaştıracağı yerde, aradalığın derinine çeker: Herhangi bir aşkın eylemin anlamı yoktur, zira aradalıktan çıkış ümidi yoktur! Varlığı ve eylemleri muhataplarını tedirgin kılar, kendisiyle özdeşimi engelleyecek savunmaları tahrik eder, tepkileri aşırılaşmaya zorlar. Hoyrat ve nobran aşırılaşmalar, kararsızlığı artıracak, sistemin
s. 269, 270 - Psikomitolojinin Trajik Öznesi Oidipus: Kahraman ve Antikahraman, M. Bilgin Saydam·Kitabı okudu
"içkin-özne" / "aşkın-özne"
"Doğanın ve verili sosyokültürel dizgenin içinde devinen birimler, kuşkuya düşmedikleri, şaşırmadıkları, kuralları takip ettikleri sürece, verili olanın nesnesi konumundadırlar. Kendilerini yaşamlarının merkezinde ve eylemlerinin sorumlu faili hissettikleri ölçüde 'içkin-özne' tanımlamasına yaklaşırlar. Öznesellikleri mevcut dizge tarafından tanımlanmış ve sınırlandırılmıştır: Oyunu kuralına göre oynarlar ve oyun içinde huzurludurlar, sorgulamazlar, huzursuz olsalar ve sorgulasalar da yanıtları mevcut dizge içinde ararlar; hazır/verili kitlerde (mitlerde) selâmet bulmayı gereksinirler ya da memnuniyetsizliklerini sonlandıracak bir çıkış/çözüm yolunu/yöntemini hayal edemez, tasarlayamazlar ya da gereken eylem gücünü/cesaretini bulamazlar. 'Kahraman'la özdeşleştirdiğimiz 'aşkın-özne' ise oyunu bozar, mızıkır, itiraz ve isyan eder ve üstüne üstlük haddini aşar, bilinenden bambaşka bir önermenin gerçekliğinde ısrar eder."
s. 267 - Psikomitolojinin Trajik Öznesi Oidipus: Kahraman ve Antikahraman, M. Bilgin Saydam·Kitabı okudu
"ev" / "tekinsiz yaban"
"Tüm koheransı bozan, benlik algımızı değiştiren sarsıcı zaman geçişmelerini iki kategoride cem etmek mümkün. İlki yaratıcı sıçramalar ki, tanımı gereği sonrasında öncekinden farklı bir kendilik ve dünya tasarımına geçeriz. Benlik gücü, değeri ve yeterliğinin ürpertici-heyecanlandırıcı, ama açıcı ve genişletici/zenginleştirici yönde değiştiği bir yabancılaşmanın ardından, özne yeni'ye geçiş yapar ve kendini evinde hisseder. Ben eski ben değildir, yaratıcı sıçramanın kazanımlarıyla her şey farklı bir görünüme bürünür; evi genişlemiş/zenginleşmiştir, kendisi daha güçlü ve daha bilgedir. İnsan, dünyayı yeniden ve eskisinden farklı şekilde yaratmıştır ve dünyasının merkezindedir, öyküsünün öznesidir. "Kahraman' olarak tanımladığımız bir pozisyondadır. İkinci zamansallık farkındalığının indüksiyonu sarsıcı ve olumsuz nitelik taşır. Travmatik yaşantılardan söz ediyorum: Travmatik etken bireye çarpmış ve onu dünyasının çeperine itmiş, sürüklemiştir. Her ne veya kim ise şiddetin sahibi 'yabancı-özne', bireyi kendi hâkim dünya modeline/öyküsüne kıstırmış, nesneleştirmiş, onu bildik dünyasına yabancılaştırmış ve bu yabancı dizgede kapatmıştır. Travmatik şiddetin nesnesi halinde 'indeks özne'nin eylem serbestisi kısıtlanır. Freud'un tabiriyle o artık evinde değildir. Tekinsiz (unheimlich) yaban'dadır. Kendini güvende hissettiği, eylemlerinde (y)etkin olduğu yuva-öykü'den, eski bireysel mitinden kopmuştur ve henüz/artık yabancı bir mitte nesnedir."
s. 240 - Psikomitolojinin Trajik Öznesi Oidipus: Kahraman ve Antikahraman, M. Bilgin Saydam·Kitabı okudu