şaziye..

şaziye..
@verbavolentscriptamanent
"kendi sokaklarında kıblesiz yolcu" youtu.be/EHDAATXaY8E?si=... youtu.be/gWoR_2x3EwA?si=...
Puan vermedi·80 syf.·
2026 4. kitabı
William Blake
6.9/10 · 1.746 okunma
Reklam
"Tek başına -mantığın her şeyi buyrultuya indirgediği sözle dolu bir dünyada- Kutsal Kitabın ya da Vedalar'ın diliyle konuşan William Blake, bir an için de olsa ilk enerjiye [arzuya] hayat verir. Böylelikle, asıl anlamı köle davranışı göstermenin reddi olan Kötülük gerçeği de onun gerçeğini yaratır. Aslında Blake, bizlerden biridir; meyhanede şarkı söyler, çocuklarla gülüp eğlenir; o, hiçbir zaman ahlâk ve akıl yüklü, enerji [arzu] yoksunu, sağlıklı yaşamaya çalışan, cimri ve mantığın hüznüne yavaş yavaş kendini bırakan "hazret"lerden biri olmadı. ...Hayranlık uyandıran kayıtsızlığı ve çocuksuluğu, imkânsızlık içindeki rahatlığı, cüretine halel getirmeyen iç sıkıntısıyla William Blake'in bütün davranışları saf yaşların belirtileridir, ondaki her şey, çoktan yitirilmiş bir yalınlığın geri dönüşüdür. Blake'in paradokslarla dolu Hıristiyanlık inançları bile böyledir: Bütün zamanların halkasını, iki ucundan iki eliyle yakalayıp tamamlayabilen yalnızca odur. Fabrikalarda zahmetli çalışmayı gerektiren her tür etkinliğe tümüyle kapalıdır. Disiplinli çalışmanın zevkiyle aydınlanan soğuk yüzler ona hitap etmez. Özgürlüğü için çalışmaktan yılmayan ve çılgınlığın kıyısında dolaşan bu bilge, “anlayan", boyun eğen ve zaferden vazgeçenlerin silikliğini taşımaz hiçbir zaman. Enerjisi o denli çoktur ki, çalışmaya asla taviz vermez. Yazıları bir bayram yeri gibi cıvıl cıvıldır, öyle ki, ifade ettiği duygularda bir kahkahanın, zincirlerinden boşanmış bir özgürlüğün tadı vardır. Yüzünü hiçbir zaman karartmaz. Mitolojik şiirlerindeki dehşetin varlık nedeni ise özgürleşmektir, ezip geçmek değil: Onun için dehşet, evrenin o kocaman hareketine açılan bir kapıdır. Ondaki dehşet, çöküntüye değil enerjiye seslenir."
Sayfa 78 - "Tanrı, arzularının peşinde olduğu için insana sonsuzluk içre acı çektirecektir. Arzu biricik yaşamdır, gövdeden gelir, ve akıl arzunun sınırı, dış çemberidir." W. Blake·Kitabı okudu
"Blake için önemli olan (yani, "insan gözünün göremeyeceği kadar büyük" olan; Blake için Tanrı'nın anlamı, imkânsızlık duygusuna uyanıştan başka ne olabilir ki?), Blake için önemli olan şeyler, imkânlı olanın her şeyi ortak ölçülere indirgemesi ihtimalini ortadan kaldıran şeylerdir. Aksi takdirde aslanın, kurdun, kaplanın ne anlamı kalırdı ki? Oysa, Blake'in "sonsuzluğun parçaları" olarak gördüğü bu vahşi hayvanlar, (çözümsüz olanın yerine çözümün görüntüsünü, şiddet içeren gerçeğin yerine onu gizleyen bir perdeyi koyan) ifadenin kendi uyuşturucu hareketini uyandıran şeylerin habercisidir, yani, ifadenin kendi uyuşturucu hareketinin elimizden aldığı şeylerin habercisidir. Kısacası kendini yorum yapmanın gereksiz ve imkânsız olduğunu söylemekle sınırlamayan bir yorum, kendi içinde gerçeğe yaklaşırken bizleri de gerçeklik duygusundan uzaklaştırır: Onunla aramıza bir perde gerer; perde ışığı sızdırsa bile. (Bu söylediklerimin de bir engel oluşturduğunu belirtmeliyim; görebilmek için onu da kaldırmak gerekir.)"
Sayfa 76·Kitabı okudu
"Blake'in gençlik eserlerine baktığımızda kaosun imkân-sızlık (hesaplanmış bir düzen değil, şiirsel bir şiddet) anlamı taşıdığını görüyoruz. Zihnin kaos hali, evrenin inayetine verilmiş bir cevap olamaz; olsa olsa gecenin karanlığında uyanıştır o ve orada yalnızca, endişeli ve zincirlerinden boşanmış haliyle şiir cevap verebilir kaosa. Blake'in hayatında ve eserlerinde asıl çarpıcı olan, dünyanın önerdiği her şey karşısında var olabilmesidir. Jung'un, Blake ile ilgili içedönüklük varsayımının tersine, o, çekici ve yalın olan, mutluluk getiren her şeyi ister: Şarkıları, çocuk gülüşlerini, cinsel hazları, meyhanelerin sıcaklığını ve sarhoşluğunu. Eğlenmeye karşı çıkan ahlâk kuralları kadar onu rahatsız eden başka bir şey olamaz. ... William Blake'in o eşsiz cümlelerini dikkatle okumalıyız. Bunlar, tarihin en anlam yüklü cümleleridir: İnsanın kendi acısıyla, en sonunda da ölümle ve onu ölüme iten hareketle anlaşmasını anlatırlar. Sıradan şiirsel cümleler olmanın çok ötesindedirler. İnsanın kendi kaderine kaçınılmaz olarak kavuşacağını belirtirler."
Sayfa 71·Kitabı okudu
"Blake'in düşünceleri, şiirin kendinden gelen değeri -benin dışındaki değeri- üstüne kuruludur. Anlamlı bir yazısında şöyle der: "Şiirsel Deha, gerçek İnsan'ın ta kendisidir ve beden, ya da insanın dış biçimi Şiirsel Deha'dan türemiştir. Nasıl bütün insanların dış kuvveti aynıysa bütün insanlar Şiirsel Deha bakımından, aynı biçimde (ve aynı sonsuz çeşitlilikte) birbirlerine benzerler... Bütün Uluslar'ın Dinler'i, Şiirsel Deha'nın o Ulus özgülünde algılanışından türemiştir... Bütün insanların -sonsuz çeşitliliklerine rağmen– birbirine benzemesi gibi bütün Dinler de birbirine benzer ve kendilerine benzeyen şeyler gibi Dinler'in kaynağı tektir. Gerçek insan, yani Şiirsel Deha her şeyin kaynağıdır." İnsanla şiirin özdeşliği, yalnızca ahlâkla dini karşı karşıya koymakla ve dini insan ürünü (Tanrı'nın ya da aklın aşkınlığının ürünü değil) bir olgu haline getirmekle kalmaz, içinde hareket ettiğimiz dünyayı da şiire teslim eder. Gerçekten de bu dünya, bize hem yabancı hem de bağımlı olan şeylere indirgenemez. Bu dünya, kutsallık alanının dışında kalan, bayağı ve cazibesiz bir iş dünyası değildir (dışsallıkta şiiri bulamayan "içedönükler"in gözünde dünyanın gerçekliği şeylerin gerçekliğine indirgenmiştir): Yalnız ve yalnız, şeylerin sınırını reddeden ve ortadan kaldıran şiir, bizi kendi sınırsızlığına kavuşturma erdemini gösterebilir; dünya, hakkında sahip olduğumuz imge kutsallaştığı an gözlerimizin önüne serilir; çünkü kutsal olan her şey şiirseldir ve şiirsel olan her şey kutsaldır. Çünkü din şiirsel dehanın bir etkisidir yalnızca. Dinde olup da şiirde olmayan hiçbir şey yoktur, çünkü her şey şairi insanlığa, insanlığı da evrene bağlar. Biçimsel ve sabit olması, belli bir gruba çeşitli kolaylıklar sağlama (böylece, ahlâkın belli bir yarar
s. 65, 66·Kitabı okudu
Reklam