"Tek başına -mantığın her şeyi buyrultuya indirgediği sözle dolu bir dünyada- Kutsal Kitabın ya da Vedalar'ın diliyle konuşan William Blake, bir an için de olsa ilk enerjiye [arzuya] hayat verir. Böylelikle, asıl anlamı köle davranışı göstermenin reddi olan Kötülük gerçeği de onun gerçeğini yaratır. Aslında Blake, bizlerden biridir; meyhanede şarkı söyler, çocuklarla gülüp eğlenir; o, hiçbir zaman ahlâk ve akıl yüklü, enerji [arzu] yoksunu, sağlıklı yaşamaya çalışan, cimri ve mantığın hüznüne yavaş yavaş kendini bırakan "hazret"lerden biri olmadı.
...Hayranlık uyandıran kayıtsızlığı ve çocuksuluğu, imkânsızlık içindeki rahatlığı, cüretine halel getirmeyen iç sıkıntısıyla William Blake'in bütün davranışları saf yaşların belirtileridir, ondaki her şey, çoktan yitirilmiş bir yalınlığın geri dönüşüdür. Blake'in paradokslarla dolu Hıristiyanlık inançları bile böyledir: Bütün zamanların halkasını, iki ucundan iki eliyle yakalayıp tamamlayabilen yalnızca odur. Fabrikalarda zahmetli çalışmayı gerektiren her tür etkinliğe tümüyle kapalıdır. Disiplinli çalışmanın zevkiyle aydınlanan soğuk yüzler ona hitap etmez. Özgürlüğü için çalışmaktan yılmayan ve çılgınlığın kıyısında dolaşan bu bilge, “anlayan", boyun eğen ve zaferden vazgeçenlerin silikliğini taşımaz hiçbir zaman. Enerjisi o denli çoktur ki, çalışmaya asla taviz vermez. Yazıları bir bayram yeri gibi cıvıl cıvıldır, öyle ki, ifade ettiği duygularda bir kahkahanın, zincirlerinden boşanmış bir özgürlüğün tadı vardır. Yüzünü hiçbir zaman karartmaz. Mitolojik şiirlerindeki dehşetin varlık nedeni ise özgürleşmektir, ezip geçmek değil: Onun için dehşet, evrenin o kocaman hareketine açılan bir kapıdır. Ondaki dehşet, çöküntüye değil enerjiye seslenir."