"Bakınca başka şeyleri solgunlaştıran şeyler vardır. Okuyunca, kütüphaneyi her şeyi ile, hattâ mobilyası ile yana deviren kitaplar vardır. Dinleyince, daha önce dinlediklerinden ötürü kulağı kesme isteği veren eserler vardır."
Şule Gürbüz diyor; Saat Kitabı'nda..
"Belki de, bilginin ancak iktidar ilişkilerinin askıya alındığı yerde olacağını ve bilginin ancak onun emirlerinin, taleplerinin ve çıkarlarının dışında gelişebileceğini düşündüren koskoca bir gelenekten de vazgeçmek gerekmektedir. Daha çok, iktidarın bilgi ürettiğini (ve bunu yalnızca bilgiyi yararlandığı için teşvik ederek ve yahut da yararlı olduğu için uygulayarak yapmadığını), iktidar ve bilginin birbirlerini doğrudan içerdiklerini; bağlantılı bir bilgi alanı oluşturmadan iktidar ilişkisi olamayacağını, ne de aynı zamanda iktidar ilişkilerini varsaymayan ve oluşturmayan bir bilginin ve bilgi alanının olamayacağını kabul etmek gerekir."
"...iktidarın kendini tutmaktan çok icra edildiğini, egemen sınıfın kazanılmış veya muhafaza edilmiş "ayrıcalığı" değil de, onun stratejik konumlarının bütünsel sonucu olduğunu kabul etmek gerekir -egemen olunanların konumunun dışa vurduğu ve bazen de sürdürdüğü etki-. Öte yandan bu iktidar "ona sahip olmayanlar"a yalnızca bir zorunluluk veya yasaklama olarak uygulanmamaktadır; onları kuşatmakta, onların içinde ve onların uzantısından geçmektedir; tıpkı onların ona karşı olan mücadelelerinde, onların üzerindeki mücadelelerinden destek aldıkları gibi, bu iktidar da egemen olunanlardan destek almaktadır. Bunun anlamı, bu ilişkilerin toplumun iyice derinliklerine indiği, bunların devletin yurttaşlarla ilişkilerinde veya sınıflar arasındaki sınırda yerleşmedikleri ve bunların bireyler, bedenler, hareketler ve tavırlar, yasanın veya yönetimin genel biçiminde yeniden üremekle yetinmedikleridir..."
"Algının kapıları temizlense her şey insana olduğu gibi -sonsuz- görünür.
Zira insan, her şeyi yalnızca mağarasının dar yarıklarından görebilecek kadar kendini kapattı."