Pelin Şen

"Kimse Albertine'i tanımadığı, kimse Proust'u bilmediği için bu kadar sefil ve acıklı bizim ülkemiz, diye düşünürdü ihtiyar gazeteci. Bir gün Proust'u ve Albertine'i anlayacak birileri bu ülkede çıktığında, evet belki o zaman sokaklardaki bıyıklı ve yoksul insanlar daha iyi bir hayat yaşamaya başlayacaklar, belki o zaman, ilk kıskançlık anında birbirlerini bıçaklayacaklarına, Proust gibi sevgililerinin hayalini gözlerinin önünde nasıl canlandırdıkları üzerinde hayallere dalacaklardı. Okumuş yazmış kabul edildikleri için gazetelerde çalıştırılan bütün o yazarlar, çevirmenler de Proust okumadıkları, Albertine'i tanımadıkları, ihtiyar gazetecinin Proust okuduğunu bilmedikleri, onun Proust ve Albertine'in bizzat kendisi olduğunu anlamadıkları için bu kadar kötü ve anlayışsızdılar."
Sayfa 168
Edebiyat
Reklam
"Hafızamızın, biz yaşlandıkça fazla yük taşımak istemeyen huysuz bir yük hayvanı gibi attığı ağırlıklar en sevmediği yükler midir, en ağırları mı, yoksa en kolay düşenler mi?"
Sayfa 129
Edebiyat
"Hiçbir şey hayat kadar şaşırtıcı olamaz!" dedi gururla Saim, bu şaşkınlık ve sessizlik aninda. "Yazı hariç."
Sayfa 79·Kitabı okudu
Edebiyat
" -Hayvanlar, belki eşya bile bize kendimizden daha sadık! -Dünyaları dar da onun için Selim. Bizim dünyamız geniş... Her lahzada dağılıyoruz..."
Sayfa 215·Kitabı okudu
Edebiyat
"Bir şey tasnif edildi mi alaka yarıya iniyor. Tıpkı bir senatoryumdaki veremliler gibi."
Sayfa 35·Kitabı okudu
Edebiyat
Reklam