9/10
·341 syf.·
Beğendi
·
2026 53. kitabı
Irvin D. Yalom, varoluşçu psikoterapinin en güçlü seslerinden biri olarak bu eserinde, Nietzsche’nin yaşamını gerçek ile kurmacanın sınırında, derin bir anlatıyla yeniden kuruyor. Benim için bu kitap yalnızca bir roman değil, aynı zamanda bir başyapıt. Lisede felsefeye merak sardığım yıllarda okuduğum bu eser, benim için unutulmazdı. Yıllar sonra yeniden elime almak ise gençliğin heyecanıyla yaptığım ilk okumayı bugünkü birikimimle yeniden değerlendirmek demekti. Roman, 19. yüzyıl Viyana’sında Josef Breuer ile Friedrich Nietzsche’nin kurmaca karşılaşmasını anlatıyor. Breuer, Lou Salome’nin isteğiyle Nietzsche’ye yardım etmeye çalışırken aslında kendi yaralarıyla yüzleşiyor. Aslında iki farklı insanın aynı yaraları paylaştığı bu süreçte felsefe ve psikoloji iç içe geçiyor Kitap boyunca doktor‑hasta ilişkisi üzerinden ilerleyen diyaloglarda Nietzsche’nin Breuer’e yönelttiği sorular beni derin düşüncelere sürükledi. Ebedi yinelenme, seçimlerimiz, tutkularımız, korkularımız, pişmanlıklarımız ve geçmişin yasını tutmak üzerine düşündüm. Freud’un Breuer’e uyguladığı hipnoz sahnesi ise benim için yine en etkileyici bölüm oldu ve kitabın kırılma noktasıydı. Kitabı bitirdiğimde bir süre bekledim. Düşüncelerimle duygularımı bir araya getirerek bende uyandırdığı sorgulamaları ele aldım. Sonra fark ettim ki düşüncelerimiz, aldığımız kararlar ve ağzımızdan çıkan her kelime hayatımızı sandığımızdan çok daha fazla şekillendiriyor. Bu eseri neden sevdiğimi yeniden anladım ve aldığım tat ise bambaşkaydı. Bu farklı hisleri yaşamama vesile olan, birlikte okuma yolculuğunu paylaştığım canım Vermut'a çok teşekkür ederim. 🪻
1000Kitap
Nietzsche AğladığındaIrvin D. Yalom · Ayrıntı Yayınları · 202469,9bin okunma
1/10
·341 syf.··
2026 67. kitabı
İstasyonun yanındaki küçük meyhaneye girdik. birbirimizin üstünü süpürgeyle temizleyip birer vermut içtik. "Büyük bir fırtına," dedi bardaki garson kız. "Öyle.” "Kar çok geç kaldı bu yıl.” "Evet." "Bir çikolata yiyebilir miyim?" diye sordu Catherine. “Yoksa yemek zamanı geldi mi? Hep açım ben.” “Ye bir tane.” dedim. "Fındıklı istiyorum.” dedi. "Ben de en çok onları severim.” dedi kız.. “En iyisi odur.” "Ben de bir vermut daha içeyim” dedim. Kitabın %80’i bu tarz diyaloglardan oluşuyor. Masa başından kalkmadan uydurulmuş bir hikaye bence gerçeklikten uzak. Tamamen zaman kaybı, hiç bir şey anlatmıyor.
Silahlara VedaErnest Hemingway · Güven Basım ve Yayınevi · 19747,9bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Puan vermedi·368 syf.··
2025 72. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 18 Aralık 2025 01:38
Sevgili Kitap Dostlarım, Nermin Yıldırım’ın Unutma Dersleri adlı kitabı, insanın hatırlamakla unutmak arasındaki ince çizgide yürüyüşünü anlatan, sakin ama derin bir metin. Yazar, belleğin yalnızca geçmişi saklayan bir alan olmadığını; bazen iyileşmek, bazen de hayatta kalabilmek için unutmayı da öğrenmemiz gerektiğini fısıldıyor. Dil sade ama duygusu yoğun. Gösterişten uzak cümlelerle okurun kalbine temas ediyor. Metnin ritmi yavaş; bu yavaşlık düşünmeye, durmaya ve kendi hatıralarımıza dönmeye davet ediyor. Unutma Dersleri, acının bastırılmadığı, yüzleşildiği ölçüde hafiflediğini hatırlatan bir kitap. Okuruna yüksek sesle değil, usulca konuşuyor; ama söyledikleri uzun süre zihinde kalıyor. Kısa, derin ve insana dair… Hatırlamak kadar unutmayı da öğrenmek isteyenler için. İyi okumalar @Switzerland_ipekk ChuckyninGelini Vermut
Unutma DersleriNermin Yıldırım · Everest Yayınları · 20255,4bin okunma
Topraktan Yükselenler
Puan vermedi·232 syf.··
2025 69. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 06 Aralık 2025 01:13
Sevgili Kitap Dostlarım, İbrahim Tenekeci’nin “Topraktan Yükselen” adlı eseri, adeta sessiz bir dua gibi kalbe dokunan bir yolculuk sunuyor. Şiirlerinde toprağın bereketini, emeğin ağırlığını ve insanın kendiyle barışık olma halini duyumsuyoruz. Tenekeci, sade diliyle gürültüsüz ama derin bir anlam dünyası kuruyor; okurken hem içimiz hem dışımız arınıyor. Kelimeleriyle bize unuttuğumuz değerlere dönmeyi, sabrı ve tevekkülü hatırlatıyor. Topraktan Yükselen, modern insanın hızına karşı duran bir nefes, bir duruş kitabı. Kalpten bir tavsiyeyle, Biraz yavaşlayın… bir sayfasında mutlaka kendinizi bulacaksınız. Miroslava Angelova Cuma Bozkurt P.Kübra Vermut ChuckyninGelini Bast ı zaman Tayy ı mekân
Topraktan Yükselenİbrahim Tenekeci · Muhit Kitap · 0145 okunma
Kendi pusulanı sen oluştur
Puan vermedi·120 syf.··
2025 68. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 02 Aralık 2025 07:53
Sevgili Kitap Dostlarım, Cuma Bozkurt’un “Yolunu Çiz” adlı eseri, insanın kendi iç dünyasında yaptığı yolculuğa ışık tutan sade ama derin bir rehber niteliğinde. Yazar, hayatın karmaşası içinde yönünü kaybedenlere, “kendi pusulanı sen oluştur” diyor. Kitap, öğüt veren bir dilden ziyade dostane bir sohbet havasında; kimi zaman bir ağabey, kimi zaman bir dost gibi sesleniyor okuruna. Hayata dair küçük ama etkili farkındalıklar, kendi potansiyelini keşfetmenin önemine dair güçlü mesajlarla dolu. Her bölüm, insanın iç sesiyle yüzleşmesine, kararlarının arkasında durmasına ve cesaretle kendi yolunu çizmesine davet ediyor. Kısacası, “Yolunu Çiz”, kısa cümlelerle derin anlamlar taşıyan, okurken düşündüren ve bitince uzun süre yankısı kalan bir kitap. Unutmayın dostlar, yolu bulmak değil, yolu çizmek insanı olgunlaştırır. Cuma Bozkurt Yolunu Çiz ChuckyninGelini Vermut Bast ı zaman Tayy ı mekân Bast ı zaman Tayy ı mekân Cuma Bozkurt
Yolunu ÇizCuma Bozkurt · Play Kitaplar · 202536 okunma
Deneme 1-2-3
6/10
·312 syf.··
2025 53. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 02 Ağustos 2025 19:58
'' Bilmiyorum. Beni duyabilecek misiniz? Bunu da bilmiyorum. Ama duyabiliyorsanız, dinleyin. Ve eğer dinliyorsanız, bulduğunuz, yolunda gitmeyen her şeyin hikâyesidir bu.'' (Alıntı) Anlatıcı, bir uçağın kara kutusuna seslenir gibi konuşuyor. Belki de yalnızca boşluğa. Uçak düşmek üzere, yakıt sınırlı. Pilot birkaç saatten söz ediyor. Vakit dar. Ses, kabine kaydediliyor. Çünkü biliyor ki, jet infilak ettiğinde geriye sadece o ses kalacak. O ses bulunursa, hikâye de kurtulmuş olacak. İşte okuduğumuz şey tam olarak bu: Düşmeden önce kaydedilmiş bir hikâyenin, kara kutudan sağ çıkan sesi. Kitabın adı neden Gösteri Peygamberi ? Hikayede bize bunu nasıl veriyor? Sıradan insanlarla aynı problemlere sahipseniz kimse sizi tapmak istemez. Sıradan insanların sahip olmadığı her şeye sahip olmak zorundasınız. Onların başarısız olduğu alanlarda siz sonuna kadar gidebilmelisiniz. İnsanların oldukları, olmaya korktukları şey olursanız onların hayranlığını kazanırsınız. Mesih arayan insanlar kalite istiyor. Hiç kimse zavallıların peşine takılmıyor. Bir kurtarıcı seçmek gerektiğinde insanlar sıradan insanları kabul etmiyorlar. Ve olduğu halden makyajlanan ve toplumun önüne çıkartılan bir figür arıyorlar. Peki bu Gösteri Peygamberi kime hedefliyor? Dünyadaki en ‘’zeki insanları’’ hedeflemiyor, burası oldukça önemli. En fazla insanı hedefliyorlar. Modası geçmiş dinlerle uğraşan o genç insanları hedefliyorlar. Ya da dinsizleri. Bütün bu insanlar Gösteri Peygamberi'nin hedef kitlesi. Cazibe ve kutsallığı, moda ve ruhaniyi bir araya getirerek insanların iyi olmakla iyi görünmeyi ayıramamasından yararlanmaya çalışıyorlar. Çarpıcı bir sistem eleştirisi. Kült figür üzerinden yaratılan sahte kurtarıcı mitiyle, gösteri toplumunun nasıl işlediğine dair keskin gözlemler içeriyor. Peki, Gösteri
Gösteri PeygamberiChuck Palahniuk · Ayrıntı Yayınları · 20206,8bin okunma