nur

nur
pencereyi kapama, gök dolabilir içeri.
Benimse ellerim titrerdi, alnının aklığından Saçlarına saçlarına doğru titrerdi Şimdi kağıtların üstünde gidip gelen ellerim Titremiyor artık, yolunu biliyor şimdi Geceyanlarını çoktan geçti Bu şiir bitmeyince varolmayacak ellerim Ellerim uykusuz, ellerim geberesiye yalnız Süzülüp alçalıyor karanlığa doğru.
Sayfa 222·Kitabı okudu
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
Şu dağılgan yüreğimi, şu köpüklere imrenen Yüreğimi bir gün yollara atarsam Bir gün nehir yataklarına dolarsam, korkarım Suyumun çoğu senden yana akacak
Sayfa 221·Kitabı okudu
Dünyanın ölümünü gördüm, suyun, toprağın En yakın dostlarımın birer birer Vakitsiz açan çiçeklerin, vakitli doğan çocukların Ölümünü gördüm, ama kimse İnandıramaz beni öldüğüne sevgilerin!
Sayfa 221·Kitabı okudu
"Fırtına," diyor kaptan, "Latince fortuna'dan gelir. Bilir misin fortuna ne demektir?" Bir hayalet olmasam cevap vereceğim. "Kader" diyeceğim. Onun umurunda değil. Hayalet olmamla da, ona cevap verip vermememle de ilgilenmiyor. Nefes almadan konuşmaya devam ediyor. "Kader derler hemen. Evet, Latince kader demektir ama aslında, denizcilerin denizde başına gelen kötü şeyler demektir. Şöyle düşün, Latinler fırtınaya denizde insanın başına gelen kötü şey diyorlar ve bunu fıtrattan biliyorlar. Sonra biz o kelimeyi dilimize alıyoruz ve fırtına diyoruz. Yani fırtınanın içinde kader saklı Fantom. Kader! Denizde ya da karada fark etmiyor. Fırtına, bir eser, hepimizin hayatını yerle bir eder."
Sayfa 66·Kitabı okudu
Ölülerimizi sırtımızda taşıyoruz. İnatla doğurmuyoruz. Çoğalmıyoruz. Geceleri daracık mezarlarda uyuyoruz. Gündüzleri ha öldük ha öldürdük diye korkuyoruz. Kötüyü gördük. Unutamıyoruz. Ama işte kırlardayız. Nergis tarlasına gidiyoruz. Haneke, Pasolini, Greenaway ve bir de ben. Sanki hiçbir şey olmamış gibi.
Sayfa 75·Kitabı okudu