"Tevbe hakkında nâzil olmuş olan çok sayıda âyet bilinmektedir. Tevbe, makâmların ilki, aslı, dayanağı, tüm hâllerin anahtar ve temelidir. Onun da birtakım şartları, erkânı, asılları ve dalları vardır ki, bunlar Ìmâm Gazzâli(ra) ve diğer imâmlar İhyâ ve Zavâcir gibi kitaplarında netice ve semereleriyle birlikte anlatmışlardır.
İmân sıhhatinden sonra tevbe; şayet kendisine dünyaya karşı zühd ve ubûdiyet makâmı, (o da hakiki manevi doğuşu gerçekleştirmek için kusur işlemeden, zâhiren, bâtınen, kalben ve kalıben Allah'ın ameline devam etmek suretiyle gerçekleşir) eşlik ederse, Allah'ın sünnetini icrâ etmek suretiyle tabii doğuşa yararlı kıldığı dört tabiat mesabesinde olur. Işte bu dört hakikati gerçekleştiren kimse, dört hakikatten maksadın imân sıhhati, tevbe, zühd ve ubûdiyet makâmını gerçekleştirmektir, semâvatın melekûtuna
nüfûz eder, kader ve âyetleri keşfeder, tüm hâl ve makâmları anlar, zevk sahibi olur ve indirilmiş olan Allah'ın tüm kelâmını anlar.
Zâhid ve âbid âlimler; bu dört esasın dayanağının az konuşma, az yeme, az uyuma ve insanlardan uzak kalmaktan ibaret olan dört husus olduğunda ittifak etmişlerdir. Bu dört dayanakla, makâmlar
istikrar bulur, hâller dosdoğru olur ve bunlarla Allah'ın hüsn-i tevfiki ve teyidi ile abdâllar abdâl olur."