Kant'ın son günleri diye geçse de, pek çok anıya ve Kant üzerine bilgiye kapı açıyor bu kitap.
Immanuel Kant, büyük bir filozof. Kimisi sever kimisi sevmez, kimisi ahlak metafiziğini eleştirir. Ama bu büyük bir filozof olduğu gerçeğini değiştirmiyor.
Kant sanıyorum ki, Obsesif Kompulsif bozukluğa sahipti. Temizlik takıntısı, sayılar ve obsesyonlar, yoğun disiplini derken birçok yoğun tempo okurken bile yoruyor insanı.
"Kant saat 6'da, oldukça alelade bir mobilyadan yapılma kütüphane masasına oturduğunda şafak sökene kadar kitap okurdu. İnsanı kolaylıkla düşünmeye sevk edebilen o loş ışığın altında okuduğu kitaba dair sükûnet içinde düşüncelere dalardı. Tabii kitap da üstünde düşüncelere dalmaya değer idiyse. Eğer değildiyse de ertesi gün vereceği derse veyahut yazmaya devam ettiği bir kitaba dair notlar almaya başlardı."
pasajı bu obsesyonların ufak bir örneği olabilir.
Ama günümüzdeki bu büyük insan olma adımlarını, bu disiplinle attığını söyleyebiliriz
Genel olarak ciddi, disiplinli biri gibi tanınsa da, ince mizah anlayışına da sahipti. Bir keresinde ziyaretine gelen dostu onun sağlığıyla ilgili kaygılarını dile getirince Kant, "Ben sağlıklı biriyim, sadece doktorlarımı rahatsız etmemek için hastaymış gibi yapıyorum," diye esprili bir yanıt verir. Kant'ın sevecen ve katı olmasına rağmen bu tavırlarını kitap boyunca görüyoruz. Örneğin uşağının ölümüne yakınken sergilediği tavırlar, öğrencilere tutumu, yemek davetleri...
Bunun gibi birçok anıyı anlatabiliriz Kant'a dair. Kitapta birçok kısım hikayeleştirilmiş ve basit şekilde anlatılmış. Kant'ın rasyonel dili gibi değildi. Bu sebeple felsefe az da olsa ilgisi olan, Kant'ı seven birisi rahatlıkla okuyabilir
Basit bir anlatımı var, biyografisi hakkında pek bilgisi olmayan birisi de rahatlıkla okuyabilir. Tavsiye