O da susuyor ama.
Hep susuyorlar. Suçluluğu kesin olanlar.
Ne yapsalar suçluluktan kurtulamayacaklarını bilenler. Susmak. Neden. Çünkü her dediği daha bir çirkefe batıracak onu. Susuyor ki bildiği söylemediği bir şey var sansınlar.
Sosyal bilimciler toplumsal cinsiyetten analizin bir "faktörü" ya da
"boyutu" olarak bahsederler. Öte yandan aynı terim [Türkçede yalnızca "cinsiyet"] biyolojik, dilsel ve/veya kültürel farklılığın "bir
işareti" olarak bedenli kişiler için de kullanılır. İkinci tür kullanımlarda bu terim, (halihazırda) cinsel olarak farklılaşmış bir bedenin üstlendiği bir imlem olarak anlaşılabilir. Fakat bu durumda bile söz
konusu imlem yalnızca başka, karşıt bir imlemle ilişki içinde var olur. Kimi feminist kuramcılar toplumsal cinsiyetin bireysel bir nitelik değil, "bir ilişki", hatta bir ilişkiler dizisi olduğunu iddia ediyor. Başkaları ise Beauvoir'ı takip ederek yalnızca dişil toplumsal cinsiyetin işaretlenmiş olduğunu, öte yandan evrensel kişi ile eril
toplumsal cinsiyetin çakıştığım, böylece kadınlar cinsiyetleri üzerinden tanımlanırken erkeklerin bedenden aşkın bir "evrensel kişiliğin taşıyıcısı olarak yüceltildiğini öne sürüyor.
Eğer toplumsal cinsiyet, cinsiyetli bedenin üstlendiği kültürel anlamlar bütünüyse, toplumsal cinsiyetin herhangi bir cinsiyetten
tek bir şekilde kaynaklandığı söylenemez. Cinsiyet-toplumsal cinsiyet ayrımını mantıksal olarak en uç noktasma çekersek, cinsiyetli bedenler ile kültürel olarak inşa edilmiş toplumsal cinsiyetler arasında kökten bir süreksizlik olduğu önermesine varırız. Şimdilik, istikrarlı iki cinsiyet olduğunu varsaysak bile bu, "erkekler"in inşasının erkek bedenlere mahsus olacağı, "kadınlar"m da yalnızca dişi bedenlere yorum getireceği anlamına gelmez.