Önce olumsuz değerlendirmelerimi yazayım. Herkesin belirttiği gibi kitapta çokça eski kelime mevcut. Aslında bu kelimelerden bilmediklerinizin anlamını olay akışından az çok tahmin ediyorsunuz ya da es geçseniz dahi anlam bütünlüğü fazlaca etkilenmiyor ama benim gibi takıntılı olanlara böyle eserlerde sabır lazım. Çoğu yerde sözlük kullanıp kitaba küçük küçük notlar düştüm; bu da okuma hızımı kesti, bölük pörçük okumak ahengi bozdu. Bir de betimlemeler çok güzel ve ağdalı kısımları dahi çok yormuyor insanı ama sanki tutarsızlıklar var. Şöyle ki, Eflatun'un duyduğu ıslığı ararken başından geçenler (konu ile direkt ilintili değil) yaklaşık elli sayfa ancak ana karakterler Cüce ile Asım'ın kölelikten cinayete kadar ki olayları anlatan kısım dokuz sayfa. Bu durum, sanki kitabın hakkı daha uzun olmalıymış ya da bazı bölümler kısaltılmış hissiyatı uyandırıyor. Bunları göz ardı edersek, mistik ve fantastik anlatının harmanlandığı çok güzel ve özgün bir roman diyebilirim. Özellikle Türk ve tasavvuf musikisi severler bayılacaktır, mutlaka okumaları gerekir. Kitabın edebi güzelliği ve özgünlüğü dışında gülümseten ayrıntıları da çok eğlenceli, mesela Gülabi'nin mezar taşı, Rafael'in tedavi yöntemleri, Musa'nın cimrilikleri... Ayrıca şu net olarak görülüyor ki yazarın musiki bilgisi dışında dini metinlere hakimiyeti de muazzam ve ilgili toplumsal eleştirileri düşündürücü.