Zihnine zarar verecek bir şey yaptığı için sinirlendiğin tek bir insan bile bulamazsın aslında, çünkü başına gelen kötü şeyler zihninin dışından gelmez. Bütün kötülükler ve zararlı şeyler orada, zihninin içindedir.
Eğitimsiz birisinin eğitimsiz birisi gibi davranmasında ne gibi bir kötülük ya da tuhaflık olabilir ki? O insanın bir hata yapmamasını umduğun için aslında kendini suçlaman gerek. Çünkü başlangıçta bu kişinin bir hata yapacağını anlama yetisine sahiptin. Bunu unutan sen, onun hata yapmasına şaşırıyorsun.
Hepsinden öte, birini güvenilmezlik ya da nankörlükle suçlayacak olursan, düşüncelerini önce kendine çevir. Çünkü böyle bir kişiye güvenme veya güvenini boşa çıkarmayacağı fikrine sahipsen, bir kişiye bir lütufta bulunduysan ama bunu karşılıksız yapmadıysan, yaptığın tüm iyilikleri bütün meyveleri edinmek için yaptıysan, açık bir şekilde hata senden kaynaklanmaktadır.
Bir insana iyilik yaptığında daha fazla ne isteyebilirsin ki? Kendi doğanla uyumlu bir şey yapmış olmak sana yetmiyor mu? Bir mükâfat mı bekliyorsun? Eğer öyleyse bunun, gözün gördüğü için, ayakların da yürüdüğü için mükâfat talep etmelerinden farkı yok. İyilik yapmak için dünyaya gelen insan da, herhangi bir iyilik yaptığında ya da ortak çıkara faydalı olduğunda sadece kendi payına düşeni yapmış olur ve bunun sonucunda alacağı mükâfat da budur.
Başkalarının verdiği imkânla ışık saçan biri olma, başkalarının yardımıyla elde edilecek sükûnete ihtiyaç duyma. Özetle bir adamın kendi başına dik durması gerekir, dik tutulması değil.
İnsanları robotların (makinelerin) yönettiği bir dünyada, teoride kusursuz bir sistem beklenirken ortaya beklenmeyen çeşitli sorunlar çıkar. Bu sorunların çözümü hakkında Robopsikolog Dr Susan ve Koordinatörün gerçekleştirdiği diyalogtan bir kesit:
S- ...teknik medeniyetimiz çoğu insanı mutlu değil, mutsuz etti. Belki kültürel yönden daha zayıf, nüfusu daha az, geçimini tarımla sağlayan kırsal bir medeniyet kurmuş olsak, insanlara daha iyi gelecekti. Eğer öyleyse, Makineler bu yönde ilerleme sağlamak zorunda! Hem de bizim haberimiz olmadan, çünkü cahil ve önyargılı toplumumuza göre en alışkın olduğumuz şey neyse, insanlar için en iyisi odur, o yüzden de değişime karşı gelmek isteyebiliriz. Belki bize en uygun olan, tüm dünyanın kentleşmesidir ya da kast sitemidir veya mutlak anarşidir. Bunu biz bilemeyiz. Sadece Makineler bilebilir ve bizi o günlere kavuşturacak olan da yine Makinelerdir.
K- Ama bana 'İnsanlık Derneği'nin haklı olduğunu söylüyorsun, Susan. İnsanlık demek ki gerçekten de geleceğe dair inisiyatifini kaybetmiş.
S- Öyle bir inisiyatifi zaten yoktu ki. Anlam veremediği ekonomik ve sosyolojik güçlerin güdümünde hareket ediyordu, iklime ve savaşa göre şekil alıyordu. Makineler bu güçleri okuyabiliyor ve önlerinde hiçbir engel yok çünkü Makineler Dernek'le nasıl başa çıkıyorsa, onlarla da aynı şekilde başa çıkacaktır. Bunun için tek gereken, ekonomik güç. Onlar da zaten ekonomi üzerinde mutlak hakimiyete sahipler.
K- Ne kadar korkunç!
S- Bir o kadar da muhteşem! Düşünsene, artık sonsuza dek tüm çatışmalar önlenebilir. Bu saatten sonra önlenemez tek şey, Makinelerin ta kendisi!