Vicdanını bir süs gibi taşıyanlar keder ve gözyaşını anlayamaz. Ruhuvera
1000Kitap
Gerçeklik
“Kimseye kendimi ispatlamak, övgü toplamak ya da dikkat çekmek gibi bir derdim yok. İnsanların alkışıyla yükselip eleştirisiyle düşecek biri de değilim. Çünkü biliyorum; ne kadar doğru olursan ol, birileri mutlaka seni yaftalayacak. Bu yüzden kimsenin onayına ihtiyacım yok. Gerçek karakter, kalabalığın alkışında değil; tek başına dimdik durabilmektedir.”
1000Kitap
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
"Vicdan eğitilebilir bir mekanizmadır." İnsan öğrenir ve gelişir. İnsanın bir parçası olan vicdan da bu şekilde eğitilerek gelişir. Gelişmek nedir? Her gelişme olumlu mudur? Değildir. .... Öyleyse her eğitim ve öğrenim faaliyeti de olumlu sonuç doğurmayabilir. Vicdanı yanlış eğiten sistemleri sorgulamalıyız. İnsan öğrendiğini sorgulayarak gelişmelidir. Vicdanını şekillendirirken düşünmelidir. --- Bu gönderiden bir paragraf sorusu çıkar sanki :D. Yukarıdaki cümlelerden hangisi paragrafın akışını bozmaktadır? Ya da boş bırakılan (....) yere aşağıdakilerden hangisi gelirse paragrafın bütünlüğü sağlanır? gibi.. Noktalı yeri bizim doldurmamızı istemez eğitim sistemi önümüze konulan seçeneklerden birini seçebiliriz sadece. Sonra bizden özgünlük beklenir. Kısıtlı seçenekler arasından sadece birini seçmeye zorlanan ve adeta zincire vurulan zihinlerimizin durumunu fark edebilmek için düşünmeye zaman ayıramayacak kadar yoğun bir düzen kurulu. Koştur ey insan, koş ama arada bir dur.
BANA GÖRE BEN
Kendime prensip edindim hiç yapmıyorum ben bunları; Elin işine karışmıyorum, gerekmedikçe konuşmuyorum,  Mesul olduğum görevleri yapıyorum, asla kaytarmıyorum Allahım, sonsuz şükürler sana, verdin bunca nimetleri Laf getirip götürmeyi ve dedikoduyu doğru bulmuyorum Kartal gibi sen, zirvelerde ol, hep geniş olsun bakış açın. Arkandan konuşurlar olsun, aldırma sen, hep farklısın: Ruhun hisseder olan biteni farkındasın, ezber bozansın. Tac olsun sana ehli vicdan senin çektiğin sıkıntıların. Alnın açık olsun, gönlün rahat, vardır seni seven dostların Latiftir,ne kadar da hoştur. bir dostun demesi bana, "Nasılsın?" KK
olmamasına razıyım. oluyormuş gibi olmasın yeter. elinizden geleni yapdıkdan sonra , hala da olmuyorsa , o zaman ayağınızdan geleni yapın: gitmek gibi mesela. dayanılmaz olan aslında yaşam değil, insanlarmış. " pek çok şeyin bambaşka olmasını isterdim.. güzel bir dilekti, belki düzgünce dileseydim.. benim yalnızlığım insanlarla dolu.. bir hedef var, ama yol yok; bizim yol dediğimiz şey, bir duraksama anı. en iyiyi ararken, iyiyi kaybediyorsunuz. "sein" sözcüğü almancada iki anlama gelir:"var olmak" ve "onun olmak." dışarıya kapanmak esasen içeriye açılmaktır. huzur mu istiyorsun? az eşya, az insan.. kendine bir engel arayarak vaktini boşa harcama. belki de hiç engel yoktur "kör bir kuş gibi. nerede sert bir duvar var oraya çarpıyorsun."
Hepimiz yapay zekayı günlük hayatımızda kullanıyoruz. İş hayatında, merak ettiğimiz araştırmalarda, sorgulamalarda, hatta kimileri de sadece sohbet etmek için kullanıyor. Yapılan araştırmalar yapay zekayı kullanan insanların beyinsel işlev yükünü boşaltmaları sonucu zeka kullanımlarını düşürdüğünü gösteriyor. Yani kısa yoldan ulaştığımız verilerle aslında borçlanıyoruz, hem de kendimize... Yapay zekanın düşünme kapasitesi hiç olmadı, olamaz da. Tek yaptığı şey kodlamaları sayesinde tüm verileri birleştirip önümüze koymasıdır. Bu verileri de yine insanlar topluyor. Yapay zekanın en tehlikeli yanlarından biri de bir konuda bir şey bilmese dahi yine de bir bilgisinin olduğunu bizlere dayatmasıdır. İnsan belli bir yerden sonra verilen veri gerçekten doğru mu diye düşünmeden edemiyor. Düşününce yapay bir zekanın zeki olmasını nasıl bekleyebiliriz? Zekamızın karmaşıklığını, farklı kısımlarındaki loblarını dahi çözümleyememişken yapay bir zekanın düşünmesini düşlemek uç bir nokta gibi geliyor. Üstelik bu verilere erişsek bile sisteme aktarabilmek mevcut verilerle mümkün gözükmüyor. Belli bir yerden sonra yapay zekanın insan yazılarının yerini tutacağını söylemek bence en büyük yanılgılardan biri olsa gerek. Yazmak çok zor bir süreçtir; deneyim, gözlem, en önemlisi de duygunun olması gerekiyor. Bu noktada yapay zekanın sözde kusursuzluğu en büyük kusurdur çünkü insan yazma biçimi ve kusurlarıyla özgündür. Edebi bir yazı için de derinlik ve hissiyat gerekiyor, yapay zekanın en sığ olduğu konulardan biri de bu çünkü bizlerin verilerini toplayıp olması gerekeni değil, olmasını istediğimiz düşünceyi önümüze koyuyor. Yani anlayacağınız duyguyu ve düşünceyi çok iyi kopyalıyor. Sonuç olarak yapay zekanın insanların yerini tutacağını söylemek hâlâ oldukça zor görünüyor.
Duygu ve Düşünce