Kusursuz Spoiler Sonunu Anlamayanlar Buraya
Puan vermedi·352 syf.··
2026 6. kitabı
Baştan söyleyeyim bu yorum kitabın sonunu anlamayanlar için özel olarak hazırlanmış spoiler içeren bir yorum olacaktır. Bu yorumu okuyorsanız zaten konusunu biliyorsunuzdur. Ben kitabin sonundan başlayacağım yorumlamaya çünkü kimse anlamamış. Eylül karakteri sayfalarca katman katman işlenmiş psikolojik derinliği olan bir karakter. Basitçe manipülasyona uğrayan ve sinirleri bozulan bir karakter demek haksızlık olur. Kitabın sonu yoruma açık bırakılmış evet ama bence kitabın içine serpiştirilen psikolojik bilgiler ve özellikle Eylül'ün kendi kendini camda gördüğü o sahne bize çok şey anlatıyordu. İnci karakteri ne kadar masum değilse Eylül de masum değildi ve İnci karakteri psikolojik olarak ne kadar tehlikeliyse Eylül ondan daha tehlikeliydi aslında. İlk olarak Eylül ve Emir'in film izlediği sahnede "bilişsel celiski" kavramından bahsediliyor. Bu kavram tam olarak yalan olarak adlandirilamaz zihin rahatsız edici bir gerçeği kabul etmektense ona anlamlı kılıflar uydurmaya başlar. Bir çeşit savunma mekanizmasıdır ve kişinin bilinci bu yaptığının farkında olmayabilir. Eylül Inci'nin yaptigi seyleri kendine bu sekilde kabul ettiriyordu. Ancak bu durum sadece bu sekilde de devam etmiyordu. Eylül'ün yaptığı çoğu şey kılıflar bulmak ve gerçekliği bükmekti. Asıl sorun bunu sadece Inci'ye karşı yapmıyordu. Kendine karşıda yapıyordu. O kadar kontrollüydü ki bu biraz narsistik kibire doğru kayıyordu. Yani aslında son sayfalarda İnci'nin söylediği kibirlisin sorunlusun ve farkında değilsin söylemleri doğruydu. Eylül'ün egosu oldukça kırılgandı. İkinci en önemli kısım ise Hikmet Hoca ile beraber Jung'un kolektif bilinçaltı teorilerinin gectigi kısımdı. Bu teorinin bu kitap için en önemli iki arketipinden bahsedecek olursak birincisi Persona, ikincisi Gölge. Persona, kendimizi
Kusursuz YabancıSezin Karameşe · Ephesus Yayınları · 2026104 okunma
Körlük Gözde Değil, İnsandadır...
9/10
·336 syf.·
2026 183. kitabı
Sivas’ın Kangal ilçesine ilk kez gidiyordum. Çocukluğumdan beri adını duyduğum, dünyanın en güçlü çoban köpeklerinden biri olarak gösterilen Kangal köpeklerini yerinde görmek istiyordum. Fotoğraflarına defalarca bakmış, haklarında onlarca yazı okumuştum. Fakat bazı şeyler uzaktan öğrenilmiyor. Bazı değerleri anlamak için onların bulunduğu toprağa basmanız gerekiyor. İlçeye vardığımda ilk dikkatimi çeken şey bozkırın dinginliği oldu. Şehirlerin bitmek bilmeyen gürültüsünden sonra buradaki sessizlik insana yabancı gelmiyor, aksine yıllardır özlediği bir sesi yeniden duyuyormuş hissi veriyordu. Kangal köpeklerini ilk gördüğüm an ise anlatılan hiçbir cümlenin onları tam karşılamadığını anladım. Heybetleri yalnızca iri cüsselerinden gelmiyordu. Bakışlarında acele etmeyen bir güven vardı. Kendilerini ispatlamak zorunda olmayan canlıların huzuru... Sürünün etrafında dolaşırken attıkları her adım ölçülüydü. Gereksiz hiçbir hareket yapmıyorlardı. Güçlerini göstermek için saldırmaya ihtiyaç duymayan bir asaleti seyrediyordum. Uzun süre onları izledim. Sonra yürümek istedim. İlçenin dışına doğru uzanan eski demiryoluna çıktım. Rayların üzerinde ağır ağır ilerlerken karşıma yıllardır ayakta duran Deliktaş Tüneli çıktı. Taştan örülmüş kemeriyle bozkırın ortasında sessizce bekliyordu. İçeri girdim. Her adımda dışarıdaki gün ışığı biraz daha geride kaldı. Tünelin serinliği yüzüme vuruyordu. Ayak seslerim taş duvarlardan geri dönüyor, sanki önümde benden birkaç saniye önce yürüyen başka biri varmış gibi yankılanıyordu. Tam tünelin ortalarına yaklaşmıştım ki uzaktan rayların titrediğini hissettim. Ardından trenin sesi duyuldu. Hızla duvara yaslandım. Lokomotif yaklaştıkça karanlığın içini delen beyaz far büyümeye başladı. Bir an...
KörlükJosé Saramago · Kırmızı Kedi Yayınları · 2022132,2bin okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
10/10
·704 syf.··
2026 4. kitabı
Suç ve Ceza, insanın işlediği bir suçtan önce ve sonra kendi vicdanıyla verdiği savaşın romanıdır. Yoksulluk içinde yaşayan eski hukuk öğrencisi Raskolnikov, kendisini sıradan insanlardan farklı ve daha üstün görerek toplum için zararlı olduğuna inandığı bir tefeci kadını öldürür. Ancak planladığı cinayet, düşündüğü gibi onu özgürleştirmez; aksine korku, paranoya ve vicdan azabının içine sürükler. Dostoyevski, "İnsan her şeye alışır, alçak da olsa alışır." sözüyle insanın karanlık yönünü gösterirken, "Acı ve ıstırap büyük bir zekâ ve derin bir yürek için her zaman kaçınılmazdır." cümlesiyle de Raskolnikov'un ruh hâlini özetler.
Suç ve CezaFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025194,5bin okunma
6/10
·64 syf.··
2026 7. kitabı
kitabın başı karanlıkta adamla oturduğunu hissetmesi ve içini kaplayan huzursuzluk hissi çok tanıdıktı başta daha önce okuduğum bir kitabı okuyorum gibi hissettim. zweig’ın kitaplarında son cümleler benim bi içimi titretiyormuş gibi hissediyorum. kitabın son 5 sayfasında benim için her şey değişti resmen. başlarda doktorun yaşadıklarıyla bir şekilde empati kuramadım ve anlattıkları çok basit şeylermiş gibi hissettirdi. bir türlü dokunmadı bana. tam olmayacak bu derken son sayfalar beni gerçekten şaşırttı. aynı gemide olmaları ve sadece ikisinin ölmesi. ve sonda adamın gazete haberini okurken doktorun gözlükleriyle karşısında oturuyormuş gibi hissetmesi.. o cümle işte.. kitaba başlarken konusunu okuduğumda , bana kitapta asıl ön planda tutulması gereken şey doktorun kadına olan hayranlığı, şevheti arzusu gibi gelmemişti ama öyleydi genel anlamda. yani doktorun kadının en sonki kötü durumdaki halini gördüğünde daha önce hissettiği şeyleri bir anda unutup karşısında insan hayatı olması ve onun için kurtarılması gereken bir hayattan başka bir şey olmaması kısmı yani normal bi adamken doktorluğa geçtiği kısım çok hızlı işlenmiş gibi geldi tabiki bu kadar kısa bir kitapta bu kadar şeyin bir şekilde sonda toparlanıp inanılmaz bir son yazabilmek ayrı bir konu ama orası hemen geçiştirilmiş gibi mi bilmiyorum ama bana dokunmadı işte. “anlıyordum…daha çok sırrı için, onuru için mücadele veriyordu…hayatı için değil…” bu kısım… ve kadının çektiği onca acı içimi yaktı resmen bu cümle ara ara beni düşündürdü kadının tavrı ve kişiliği o kadar ilmek ilmek işlenmiş ki kadını tanıyor gibi hissediyorum. zweig okuyalı bi süre olmuştu ihtiyacım varmış.
Amok KoşucusuStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2021134,8bin okunma
10/9 verdim Shakespeare Amca
Puan vermedi·154 syf.··
2026 289. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 25 Mayıs 2026 23:40
Macbeth,iktidar hırsının insanı nasıl yavaş yavaş tükettiğini etkileyici bir şekilde anlatan, zamana meydan okuyan eserlerden biri.Shakespeare, Macbeth'in yükselişini ve ardından vicdanı ile hırsı arasında sıkışıp kalışını öyle güçlü işler ki,okur yalnızca olayları değil,karakterin iç dünyasındaki çöküşü de hisseder. Eserin en güçlü yönü,insan doğasına dair yaptığı evrensel gözlemlerdir.Güç arzusu,suçluluk duygusu,kader ve özgür irade gibi temalar bugün bile güncelliğini korur.Özellikle Lady Macbeth karakteri,hırsın insan üzerindeki etkisini gösteren unutulmaz figürlerden biridir. Shakespeare'in dili ve yoğun sembolizmi,özellikle klasik edebiyata alışık olmayanlar için okumayı zorlaştırabilir.Bazı sahnelerde diyalogların uzunluğu,anlatımın akıcılığını yavaşlatıyor hissi verebilir. Genel olarak Macbeth,yalnızca bir trajedi değil; güç uğruna verilen kararların insan ruhunda açtığı yaraları anlatan derin bir psikolojik çözümlemedir.Klasik edebiyatı sevenler için mutlaka okunması gereken eserlerden biri olsa da,sabır ve dikkat isteyen bir okuma deneyimi sunduğunu söylemek gerekir. Benim puanım 9/10.
MacbethWilliam Shakespeare · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202529,6bin okunma
Puan vermedi·560 syf.··
2026 9. kitabı
·
27 günde okudu
·
Okunma: 26 Haziran 2026 19:49
Konusu; İnci Altınsoy yavaş yavaş intikam alır iken Kılıç Arslan Kırahanlı ile yolları kesişir. Ve bu yollardan itibaren yaşadıkları şeyleri anlatıyor kısaca. Bu kitabımızda, İnci kızmızın inktamını açık açık okuyoruz ve intikam alacağı kişileri elini kan'a bulamadan aldığını, Kılıç Arslan arasındaki çekimi ve tabii ki de Aileler arkasındaki herşeyi okuyoruz. Ve bu kitapta İnci ve Kılıç Arslan gözüyle okuyoruz. diğer kitaba göre bu kitapta romantik unsurlar, komik sahneler, çokça var ve bazı sahneleri ardarda olduğu için akıcı okutuyor. Ve şöyle ki sadece kitapta sadece iki ana karakterlerin hayatını değil, ana karakterlerimizin arkadaşlarnın da hayatını güzel şekilde ele alıyor. Kitapta ana karakterin başına bir olay geldi ve onu yan karakterin ağızından tekrardan okuduğumda gerçekten çok sıkıldım çünkü kitabın akışını kesiyor gerçekten. Şöyle ki yazar çok iyi şekilde son bölümlere doğru güvensizlik duygusunu çok iyi hissettirdi yani çok hissettim ya anlatamam, kitabı bitirdikten sonra iki kitapta film şeridi gibi gözümün önünden geçti çok güzeldi ve ben bile kitapta yaşananlar yüzünden vicdan azabı çekecetim. Ancak kitabın bazı yerlerinde bazen o kadar saçma sapan karakterler arasında konuşma geçti sıkıldım ama en çok yeni yeni şeyler öğrendiğimiz bilgiler arttıkça kitap sarıyordu gerçekten.Aslında bu seri gerçekten bir yerden sonra güvensizlik ve paranın ne kadar güçlü olduğunu bize anlatıyor okuyanlar anlar.
Kırık İnci 2Ceren Melek · İndigo Kitap · 2025304 okunma